Editörler :
31 Mart 2020 20:01   


Kapalı
Akademik personelin YÖK'ten beklentileri

Akademide, hakkını arayan, biat etmeyen, hakkıyla bir yerlere gelmiş, dürüst ve arkası olmayan akademisyenlerin ortak sorununu dile getirmek istedim. Genellikle öğretim elemanlarının bu sorunlarla karşılaştığını görürüz. Ne gibi sorunlar yaşıyor bu akademik personel? hak edilen kadronun verilmemesi, tehdit edilmesi, hakarete maruz kalması ve mobbinge uğraması gibi sorunlarla karşılaşabiliyor.

1) hakkını arayan, dürüst akademisyen istifaya zorlayan amirlerle uğraşır. Bu bölüm başkanı ya da dekan olabilir.

2) dekanlar değişse de mobbing devam eder. Eziyete uğrayan akademisyen, rektör ya da yardımcıları ile iletişime geçmek ister ama dinlenmez. Akademide arkası olan idareci dinlenir, kollanır. Köpek köpeği ısırmaz düsturu geçerlidir.

3) sorununu çözemeyen akademisyen cimere şikayet eder. Şikayet, yöke yönlendirilir ve yök direkt şikayeti akademisyenin bağlı olduğu Rektöre iletir.

Sonuç olarak yök adeta haksızlığa uğrayan, yerden göğe kadar haklı olan akademisyeni rektörün karşısına atar. Böylelikle rektör de mobbinge başlar. Tarafsız olamayan rektör idarecisini korur hatta beraber hareket ederler.

Sağlığını kaybetmek ya da itibarsızlaşma sorunları ile uğraşır akademisyen. İntihar eder, ya da istifa eder. Ölmez kalmaz ise Rektör peşini bırakmaz ve o kişinin başka yere girmesine de engel olur. İntihar eden ya da sağlığını kaybedip ölen akademisyen gündem olmaz, konu kapatılır. Ancak meb?te bu sorunlar asla olmaz. Somut olarak mobbing yapan idareci anında idari görevinden olur.

Bu Sebeplerden dolayı ya yök denetimlerini arttırmalı ya da üniversiteler bakanlığa bağlanmalı. Ben acı çektim herkese çektireyim kafasıyla ya da o bölüme akrabam gelecek sen git kafası ile istediğini yapan idarecilerle bu iş yürümez. Akademisyenlerin ruhsal sağlığını bozmaya kimsenin hakkı yok. Anneler, babalar çocuklarını emanet ediyorlar bizlere. Bizi de annemiz, babamız devlete emanet ediyor. Yazıktır, günahtır, gencecik insanları hayattan, bilimden soğutmayın.

31 Mart 2020 21:06

BnSvKn
Kapalı

Dedikleriniz çoğu doğru ama bir yerde eksik. Aynı sorunlar MEB'de de aynı şekilde mevcut. Bu tür sorunları her iki kurumda da yaşamış biri olarak söylüyorum. Açıkçası yıllarını eğitime bilime vermiş insanların, yöneticiler gözünde gerçek bir değeri yok. İçimizdeki bazı küçük hesabı olan insanların olumsuz davranışlarından hareketle bir genelleme yapıyorlar. Hasılı, insana gerçekten değer verilmeyen, hakkın ölçü alınmadığı hiçbir ortamda huzur beklenemez. Bugün malesef böyle bir zemin bulunmuyor. Alt makamdayken ezilenlerin birçoğu ellerine imkan geçince ezmeye başlıyorlar. Yani sorun makam ne olursa olsun ahlak sorunu. Normalde okumuş adam daha ahlaklı olur diye bir beklenti var ama böyle bir gerçeklik yok malesef. Özetle insanı yaşatan hayeller, öldüren ise gerçeklerdir. Bu arada ilgili kurumlarda herşeyin yolunda gittiği ortamlara da raslamak mümkün fakat dert yanılan hususların olduğu ortamlar ne yazık ki hiç de az değil. Sonuç olarak, yapılan her iyiliğin ödüllendirileceği ve her kötülüğün cezalandırılacağı ahiret var. Oraya zalim olmadan gitmek hedefimiz olsun.

31 Mart 2020 21:51

Kaedekaede
Kapalı

Haklısınız

Ancak mebte şikayetler dikkate alınıyor. Örneğin lisede en üst yönetici Müdür. Şikayet varsa denetçi geliyor, bakanlığa bağlı oldukları için öğretmenler de öğrenciler de çok değerli. Müdür haksız ise idari görevden alınıyor. Üniversitede ise fakülteden dekan tüm üniversiteden ise rektör sorumlu. Rektörler zaten bizi Cumhurbaşkanı atadı diye geziniyor. Rektörü kime şikayet edebiliriz? Denetleyen bir kurum var mı? Yok. Kadroları istediğine göre belirlerken alakasız bölümlerealakasız şekilde kişi alabiliyor. Alandışına sürebilir çalışanını sürebiliyor.

Tek korktukları şey basın oluyor ki ondan da korkmuyorlar artık. Mahkemeye başvuran arkadaşın haklı şikayetini bile savcılığa giderek öğrendiğini, mahkemeyi çekmezse o kişiye çeşitli iftiralarla bitireceğini söyleyen rektör olduğunu duyduk örneğin.

31 Mart 2020 22:01

BnSvKn
Kapalı

Meb'de işlerin dediğiniz gibi işlediği kurumlar var ama malesef hepsi öyle değil. Nerede olursa olsun arkası olan yönetici yapacağını yapıyor. Bu durum nereye giderseniz gidin böyle.

31 Mart 2020 22:10

Kaedekaede
Kapalı

Meb'de işlerin dediğiniz gibi işlediği kurumlar var ama malesef hepsi öyle değil. Nerede olursa olsun arkası olan yönetici yapacağını yapıyor. Bu durum nereye giderseniz gidin böyle.


BnSvKn, 2 ay önce - Alıntıya git

Anlıyorum,

Açıkçası 2-3 öğretmen arkadaşım haksızlık yapan müdürlerin görevden anında alındığını anlattı. Ben de özendim açıkçası. O halde işimiz zor. Hayatım boyunca torpille bir yere gelmedim. Burada dertlerini anlatan arkadaşlar da bizle ayni Eminim.

İnsanda Allah korkusu ve kul hakkı yememe Vasıf?ları olsun. İnsanlar, idareci olduğunda da bu yaşananları unutmasın inşallah.

01 Nisan 2020 10:02

Hakalan
Şef

YÖK üsttekileri alttakilerden koruyan bir örgüttür.

Sendikalaşmaktan ve sendikalaşmayı güçlendirmekten baş bir yol yoktur.

01 Nisan 2020 12:54

Kaedekaede
Kapalı

YÖK üsttekileri alttakilerden koruyan bir örgüttür.

Sendikalaşmaktan ve sendikalaşmayı güçlendirmekten baş bir yol yoktur.


Hakalan, 2 ay önce - Alıntıya git

Çok doğru bir tespit.

Doçentliğini almış ar görleri bile eziyor bu sistem daha yeni ar gör ya da öğr gör olanı ne yapmaz?

-50d

-denklik

-eş durumu

-sağlık durumu

-Can güvenliği

Bunlar akademinin en büyük sorunları. En basit örneği, öğr elemanına mesai uygulanmaz emsal kararları mevcutken inatla yarım saat gelmedin diye tutanak tutup, soruşturmaya başvuruyor adamlar. Dertleştiğimiz çok arkadaşımız var, benzer sorunları yaşayan. Yukarıdaki aşağıdakini geçtim ideoloji ine ve akrabalık bağlarına hatta ırkına göre bile ayrımcılık yapıyor üniversiteler!

01 Nisan 2020 16:21

hautenoir
Aday Memur

Çok doğru bir tespit.

Doçentliğini almış ar görleri bile eziyor bu sistem daha yeni ar gör ya da öğr gör olanı ne yapmaz?

-50d

-denklik

-eş durumu

-sağlık durumu

-Can güvenliği

Bunlar akademinin en büyük sorunları. En basit örneği, öğr elemanına mesai uygulanmaz emsal kararları mevcutken inatla yarım saat gelmedin diye tutanak tutup, soruşturmaya başvuruyor adamlar. Dertleştiğimiz çok arkadaşımız var, benzer sorunları yaşayan. Yukarıdaki aşağıdakini geçtim ideoloji ine ve akrabalık bağlarına hatta ırkına göre bile ayrımcılık yapıyor üniversiteler!


Kaedekaede, 2 ay önce - Alıntıya git

Yaşanılan sorunlardan birini birkaç defa dile getirdim mesai saati ile ilgili. Öğretim görevlilerini hala idari memur kadrosu ile denk tutan ve buna göre keyfi kararlar uygulayan üniversiteler mevcut. Fazla mesai yapmanız isteniyor Hatta haftasonu bile nöbetlere gelmeniz isteniyor. Sorulduğu zaman 2547'de olmayan kanunlarda 657 esas alınır diye kısa ve alakasız bir cevap alınıyor.

Akademik personelin Özlük ve personel kanunu ciddi anlamda gündeme getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Burada kimseyi alt-üst görme durumu yok fakat üniversiteler özerkliğini kullanmayı özgür bilim anlamında değil de keyfi kurallar bağlamında kullanıyor. En son çare cimer kalıyor fakat emsal davaların açılması gerekiyor kanaatindeyim.Çünkü cimer durumunda direkt rektörle karşı karşıya geliniyor. Akademik personel unvanı almışsa bu kişi, o zaman memur ile aynı uygulamalara tabi tutulacaksa bu adam neden yüksek lisans doktora makale yayın vb çalışmalar yaptı ki? Bir ayrım yapılsın demek değil bu, baktığınız zaman rektör de bir akademisyen, aynı uygulamalara tabi tutulmamasının sebebi rektör unvanı almış olması. Şu konu yanlış anlaşılıyor. Burada kimse keyfi yerine gelsin diye bi talepte bulunmuyor. İşini daha iyi ve verimli yapmak adına düzenlemeler isteniyor.

Maalesef hukuki ve kanuni Belirsizlik durumu var. Ders veren ya da uygulamalı öğretim görevlisi karmaşası ve geliştirme ödeneği miktarları, araştırma görevlilerine idari işlerin verilmesi vb bu durumlara örnek olarak gösterilebilir. Çünkü kanuna bakıp da bu budur diyebileceğiniz bir madde de yok ama bu değildir diyebileceğiniz bir madde de yok.

Eş durumu, sağlık durumu vb. mazeretleriniz de dikkate alınmadığı için kurumda tıkılıp kalıyorsunuz, yapmak istediğiniz bilimsel çalışmalara odaklanamıyorsunuz. İstifa et git beğenmiyorsan diyen arkadaşların maddi durumları çok iyidir muhtemelen.

Sözün özü, hiç kimse, birkaç kişinin keyfiyeti ya da inadı vb artık adı herneyse bunlara endeksli kötü, verimsiz bir çalışma hayatı geçirmemelidir. Herkesin hayatı kendine değerlidir. Psikolojik baskılar yıldırma çabaları bunlar hem yaşam hem de eğitim kalitesini düşüren şeyler.

Giden ömürden gidiyor. Ve giden zaman geri gelmiyor.

01 Nisan 2020 20:22

Kaedekaede
Kapalı

Yaşanılan sorunlardan birini birkaç defa dile getirdim mesai saati ile ilgili. Öğretim görevlilerini hala idari memur kadrosu ile denk tutan ve buna göre keyfi kararlar uygulayan üniversiteler mevcut. Fazla mesai yapmanız isteniyor Hatta haftasonu bile nöbetlere gelmeniz isteniyor. Sorulduğu zaman 2547'de olmayan kanunlarda 657 esas alınır diye kısa ve alakasız bir cevap alınıyor.

Akademik personelin Özlük ve personel kanunu ciddi anlamda gündeme getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Burada kimseyi alt-üst görme durumu yok fakat üniversiteler özerkliğini kullanmayı özgür bilim anlamında değil de keyfi kurallar bağlamında kullanıyor. En son çare cimer kalıyor fakat emsal davaların açılması gerekiyor kanaatindeyim.Çünkü cimer durumunda direkt rektörle karşı karşıya geliniyor. Akademik personel unvanı almışsa bu kişi, o zaman memur ile aynı uygulamalara tabi tutulacaksa bu adam neden yüksek lisans doktora makale yayın vb çalışmalar yaptı ki? Bir ayrım yapılsın demek değil bu, baktığınız zaman rektör de bir akademisyen, aynı uygulamalara tabi tutulmamasının sebebi rektör unvanı almış olması. Şu konu yanlış anlaşılıyor. Burada kimse keyfi yerine gelsin diye bi talepte bulunmuyor. İşini daha iyi ve verimli yapmak adına düzenlemeler isteniyor.

Maalesef hukuki ve kanuni Belirsizlik durumu var. Ders veren ya da uygulamalı öğretim görevlisi karmaşası ve geliştirme ödeneği miktarları, araştırma görevlilerine idari işlerin verilmesi vb bu durumlara örnek olarak gösterilebilir. Çünkü kanuna bakıp da bu budur diyebileceğiniz bir madde de yok ama bu değildir diyebileceğiniz bir madde de yok.

Eş durumu, sağlık durumu vb. mazeretleriniz de dikkate alınmadığı için kurumda tıkılıp kalıyorsunuz, yapmak istediğiniz bilimsel çalışmalara odaklanamıyorsunuz. İstifa et git beğenmiyorsan diyen arkadaşların maddi durumları çok iyidir muhtemelen.

Sözün özü, hiç kimse, birkaç kişinin keyfiyeti ya da inadı vb artık adı herneyse bunlara endeksli kötü, verimsiz bir çalışma hayatı geçirmemelidir. Herkesin hayatı kendine değerlidir. Psikolojik baskılar yıldırma çabaları bunlar hem yaşam hem de eğitim kalitesini düşüren şeyler.

Giden ömürden gidiyor. Ve giden zaman geri gelmiyor.


hautenoir, 2 ay önce - Alıntıya git

Elinize sağlık

Biz nasıl kanunlara uyuyorsak kendileri de uyacak,

Haksız tutanaklar tutmayacaklar hatta haksız tutanak tutan olursa soruşturmada mağdur olanın talebi ile bu mobbingi yapan kişi 5 sene yöneticilik yapamasın diye bir kanun gelmeli. İşlerine geldiği zaman 657 işlerine geldiği zaman 2547. Öğretim elemanlarına doçentliği bile vermeyi kendilerine hak görüyorlar.

Üniversite kimsenin babasının çiftliği değil. Umarım bakanlık gibi ciddi bir kuruma bağlanır üniversiteler artık. Çok şikayet ve mahkeme var

02 Nisan 2020 21:12

SilemNac
Aday Memur

Değerli Hocalarım,

Jüri üyesi tarafından ULAKBİM de yayınlanan makale farklı bir bölümde puanlanmış dediği için başvurum iptal edildi.

Benzer durumda olan kimse varsa ne yapılması gerektiği konusunda bilgi verebilir misiniz lütfen.

Saygı ve sevgilerimle.

Toplam 9 mesaj
 
ANKET
Hafta sonu 15 ilde uygulanacak olan sokağa çıkma kısıtlamasının kaldırılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?