Editörler :
22 Mayıs 2020 00:44   


İslam ve Kadın

İslam dünyasında çoğunlukta olan kesimlerin kadına bakış açısı Kuran'a sığmaz. Çoğunluk, haklılığın ölçütü olamaz. Çünkü biz biliyoruz ki ??Çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insanın vicdanıdır.??. Birazdan madde madde ifade edeceklerim benim şahsi fikrimdir. Yüce Allah, Zûmer Sûresinin 18. ayetinde ''İman edenler her sözü dinlerler, en güzeline uyarlar.'' buyuruyor. Benim gibi düşünenler olduğu gibi benimle aynı fikirde olmayanlar da olacaktır. Önemli olan birbirimizden asgari saygıyı esirgemememizdir.

1- Kuran'a göre kadınlar ve erkekler, Türkler ve Kürtler, siyahlar ve beyazlar eşittir, üstünlük ancak takvadadır(49/13). Kimin takva sahibi olduğunu da yalnızca Allah bilir.

2- Kuran'a göre kadınlar ve erkekler birbirlerinin dostudur(9/71).

3- Kuran'a göre kadın da erkek de aynı maddeden yaratılmıştır. Eski Ahit'teki ''Havva, Adem'in kaburgasından yaratıldı.'' ifadesi Kuran'da yoktur.

4- Kuran'da kadınlara çarşaf, peçe vb. gibi kıyafet şekilleri önerilmediği gibi örtünme ile ilgili azınlıkta olan kesimlerin daha farklı görüşleri olsa da hemen hemen herkesin ittifak ettiği bir nokta var ki kadınların yüzü ve eli kapatılmaz. Kaldı ki örtünmek ya da örtünmemek kadının kendi iradesine bağlıdır. Örtünmeyen kadın için en fazla günah diyebiliriz. Fazlasını yapmaya kimsenin hakkı yoktur.

5- Kuran'a göre kadından önce erkek iffetine sahip çıkmalıdır, gözlerini dahi haramdan sakınmalıdır(Nur 30). Günümüzde sokaktan bir kadın geçmeyedursun laf atanların, bakışlarıyla taciz edenlerin haddi hesabı yoktur. Bu ayete göre kadınlar, sokakta çıplak dahi gezse bu erkeklerin onlara bakmasını meşrulaştırmaz. Çünkü gözlerini, haram olan her şeyden sakınmaları erkeklere emirdir.

6- Nisa Suresinin 6. ayetini referans aldığımızda erkeklerin de kadınların da evlilik çağı, ayırt etme güçleri başladığında yani zihinsel olgunluğa eriştiklerinde başlar.

7- Kuran erkeğe, kadını dövme hakkı vermemiştir. Nisa Suresinin 34. ayetinde geçen ''Darabe'' filinin manaları arasında ayrılmak, çıkarmak, uzaklaştırmak ve vazgeçmek de vardır. Nitekim ''Darabe'' fiili Kuran'da 53 ayette 57 defa geçmektedir. Bu ayetlerdeki manaları da göz önüne alındığında Kuran?a haksızlık edildiği anlaşılacaktır. Peygamber, eşiyle sorunlar yaşamış fakat dövmemiştir. Eğer Kuran?ın emri döv olmuş olsaydı, peygamber bunu da uygulardı.

8- Kuran'a göre kadına, yarım miras verilmesi tavsiye edilir. Bu bir asgari ölçüttür. Avrupa'da dahi -genel olarak- 19. yüzyılın başlarına kadar kadınlara miras hakkı tanınmadığı bir dönemde Kuran, kadınların miras hakkı olduğunu belirtmiştir.

Ayrıca kadınların evlilikten önce mehir alma hakları vardır. Mehir, başlık parası değildir. Miktarı kadının kendisi tarafından belirlenen ve yine kadının kendisine ait olacak olan kişisel parasıdır.

9- Kuran'da haremlik-selamlık uygulaması söz konusu değildir. Hz. Musa çölde iki genç kadınla yalnız başına görüşmüştür(28/23). Hz. İbrahim'in eşi, eve gelen misafirleri karşılayıp yanlarında da rahatlıkla gülmüştür(11/59). Üstelik kadın ve erkek aynı sofrada rahatlıkla da yemek yiyebilir(24/61). Ayrıca Hz. Muhammed döneminde kadınlar da tıpkı erkekler gibi camiye girebilirlerdi. Hatta Halife Ömer döneminde, Hz. Ömer vaaz verirken evlilik ve mehir konusunda söylediğine bir kadının sert şekilde itiraz ettiği olay meşhurdur. Kuran kadın ve erkeği ayırmadığı gibi bu örneklerden anlaşılacağı üzere haremlik/selamlık anlayışı Kuran?da yoktur.

10- Kuran'a göre 2 kadının şahitliği, 1 erkeğin şahitliğine denk değildir. Sadece Bakara Suresinin 282. ayetine göre yapılan bu yorum yanlıştır. Kuran?da geçen bir konu ile alakalı yorum yaparken o konunun geçtiği tüm ayetler incelenmelidir.

Kadın/erkek ve şahitlik meselesi ile ilgili ayetleri incelediğimizde bu yorumun haksız bir itham olduğu ortaya çıkmaktadır. Çünkü Talak suresinin ikinci, Nisa Suresinin on beşinci ve Maide suresinin yüz altıncı ayetlerinde de şahit tutulması istenir ve cinsiyet ayrımı yapılmaz. Üstelik Bakara Suresinin 282. ayetinde söz konusu durum alacak verecek meselesidir. O dönemde ekonomik hayata katılan pek az kadın vardır. Yukarıdaki ayetleri de göz önüne aldığımızda burada ifade edilen alacak verecek ile alakalı bir anlaşma yaptığımızda bir bileni ve iki bilmeyeni tanık tutmamız gerektiğidir. Çünkü 3 kişinin şahitliği anlaşmanın daha sağlıklı olmasını sağlar. Bir bilen, bilgisini kötüye kullanıp birinin lehine diğerinin aleyhine şahitlik edebilir fakat iki bilmeyen art niyetli olmadığı sürece duyduğunu ifade eder. Bu da daha adil bir sözleşme olmasını sağlar.

Kısacası Allah, daha sonra oluşacak anlaşmazlıklara rahat çözüm getirebilmek için bir yöntem önermiştir. Önemli olan objektif/tarafsız ve adil bir sözleşme yapabilmektir.

12- Kuran?da 4 eş ile evlenmek önerilmemiştir. Evlilik 4 eş ile sınırlandırılmıştır. Bu evlilikler de kadının iradesine bağlı kılınmıştır. Üstelik nikahsız sınırsız eşi olanlar bu durumda nikahlı, kadının isteği ile ve en fazla 4 eş ile evlenebilirlerdi. Nikahın olması kadına mehir ve boşanma gibi hakları da beraberinde getirmiştir. Yani özetleyecek olursam gücü yettiği kadar, sınırsız sayıda kadına sahip olan insanlar vardı. Üstelik çoğu nikahsızdı. Kuran evliliği kadının iradesine de bağlayıp bununla yetinmedi. Kadınların rızası olsa dahi 4?ten fazla eş olamazdı. Yetmez eş ya da eşler için de nikah şarttır. Nikah demek mehir demektir, nikah demek şahit demektir, nikah demek boşanma hakkı demektir. Nikah demek maddi/manevi ortaklık demektir.

Sevgili Müslümanlar, güzel dinimizi başkaları üzerinde otorite kurma aracına dönüştürmeyelim. Dinimizi layıkıyla yaşayıp her şeyden önce davranışlarımızla tebliğ edelim.

Allah'ın selamı, rahmeti ve mağfireti üzerinize olsun.

 
ANKET
Çoklu baro kanun teklifi hakkında ne düşünüyorsunuz?