Editörler : gubaz
20 Ocak 2021 21:41   


Eski HAGB açıklanırken yeni suçun tarihine mi bakılır yoksa yeni hükmün tarihine mi bakılır?

Merhaba. 5 yılın bitmesine az bir zaman kala yeni bir suç işlersek, eski HAGB nin açıklanmasına karar verilirken yeni suçun işleniş tarihine mi bakılır yoksa hükmün kesinleştiği tarihe mi bakılır? İnternette araştırdığımda bazı avukatlık siteleri yeni suçun işleniş tarihi demiş. Bu konuda net bir bilgisi olan var mı? Kanun ne diyor, emsal kararlar var mıdır? Böyle birşey başına gelen var mı?

20 Ocak 2021 23:25

istanbul.asigi.34
Aday Memur

Eğer yeni hüküm tarihi baz alınıyor ve yeni suçtarihine bakılmıyorsa, eski HAGB düşeceği gibi yeni suçtan da (5 yıl geçmiş olduğu için) HAGB alabilirim değil mi? Hakimler ikinci bir HAGB vermeye sıcak bakarlar mı yoksa bu uslanmamış diyip duygusal yaklaşarak cezayı yapıştırılar mı? Lütfen bilen anlayan birileri bilgi versin.

20 Ocak 2021 23:32

trackermaker
Şef

Eğer yeni hüküm tarihi baz alınıyor ve yeni suçtarihine bakılmıyorsa, eski HAGB düşeceği gibi yeni suçtan da (5 yıl geçmiş olduğu için) HAGB alabilirim değil mi? Hakimler ikinci bir HAGB vermeye sıcak bakarlar mı yoksa bu uslanmamış diyip duygusal yaklaşarak cezayı yapıştırılar mı? Lütfen bilen anlayan birileri bilgi versin.


istanbul.asigi.34, 1 ay önce - Alıntıya git

Sicak bakarlar veya bakmazlar diye bir durum soz konusu degildir kardesim, eger alacagin ceza hagb verilmesine uygunsa ilk olarak hagb olup olmadigina bakilir, hsk ' nin tum mahkemelere verdigi tavsiye kararidir, hagb kararina gelecek olursak suc kesinlesmeden hagb suresi dolarsa yeni bir hagb almana engel olmaz,

20 Ocak 2021 23:33

Yol Gösteren
Şube Müdürü

Eğer yeni hüküm tarihi baz alınıyor ve yeni suçtarihine bakılmıyorsa, eski HAGB düşeceği gibi yeni suçtan da (5 yıl geçmiş olduğu için) HAGB alabilirim değil mi? Hakimler ikinci bir HAGB vermeye sıcak bakarlar mı yoksa bu uslanmamış diyip duygusal yaklaşarak cezayı yapıştırılar mı? Lütfen bilen anlayan birileri bilgi versin.


istanbul.asigi.34, 1 ay önce - Alıntıya git

T.C YARGITAY CEZA GENEL KURULU

ESAS NO.2015/99

KARAR NO.2018/313

KARAR TARİHİ.26.06.2018

Kararı Veren

Yargıtay Dairesi : 4. Ceza Dairesi

Mahkemesi :Asliye Ceza

Günü : 27.01.2010

Sayısı : 455-17

KARAR İÇERİĞİ : ''HAGB KARARI HAKİMİN TAKDİRİN DE OLUP SANIK LEHİNE UYGULAMAYA BİLİR..''

20 Ocak 2021 23:35

trackermaker
Şef

Sicak bakarlar veya bakmazlar diye bir durum soz konusu degildir kardesim, eger alacagin ceza hagb verilmesine uygunsa ilk olarak hagb olup olmadigina bakilir, hsk ' nin tum mahkemelere verdigi tavsiye kararidir, hagb kararina gelecek olursak suc kesinlesmeden hagb suresi dolarsa yeni bir hagb almana engel olmaz,


trackermaker, 1 ay önce - Alıntıya git

Genel itibari ile uyguluyor mahkemer yani istisnai durumlar tabiki söz konusu olabilir yol gosteren hocaminda dedigi gibi.

21 Ocak 2021 01:42

Turhan06
Şef
YARGITAY CEZA GENEL KURULU 19.02.2008 gün ve 346 -25 sayılı kararını da paylaşsaydın. HAGB değerlendirilmeden diğer aşamalara geçiş Yargıtay'da bozma sebebidir. Yargıtay'ın tek bir görüşü yok bu konuda. Ayrıca burada paylaştığın Yargıtay 4. Ceza Dairesinin kararı neye istinaden, kesip kesip koyuyorsun buraya.. Munhasır bu kararda acaba sanık ne yaptı da hakim HAGB vermek istemedi, pişmanlık mi göstermedi, yeniden sanığın suç işlemeyeceğine kanaat mi getirilmedi? Sanık pişmanlık gösteriyor ise ve karar tutanaklarına sanığın olumsuz bir davranışı yansımamış ise ve de ortada bir zarar olup o zarar da giderilmiş ise hakim "Sanık'a HAGB vermiyorum diyemez." Dediği an zaten bu Yargıtay'dan geri döner.
21 Ocak 2021 01:49

Turhan06
Şef

Sicak bakarlar veya bakmazlar diye bir durum soz konusu degildir kardesim, eger alacagin ceza hagb verilmesine uygunsa ilk olarak hagb olup olmadigina bakilir, hsk ' nin tum mahkemelere verdigi tavsiye kararidir, hagb kararina gelecek olursak suc kesinlesmeden hagb suresi dolarsa yeni bir hagb almana engel olmaz,


trackermaker, 1 ay önce - Alıntıya git
Ben, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenirse; denetim süresi içerisindeki suç tarihi esas alınır diye biliyorum. 2. Suçun hüküm tarihi değil.
21 Ocak 2021 23:47

istanbul.asigi.34
Aday Memur

Bu konuda net bir bilgi yok. Yeni suç tarihi mi baz alınır yoksa yeni hüküm tarihi mi diye.

22 Ocak 2021 07:54

tuggeneral
Aday Memur
Ben, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenirse; denetim süresi içerisindeki suç tarihi esas alınır diye biliyorum. 2. Suçun hüküm tarihi değil.
Turhan06, 1 ay önce - Alıntıya git

Hukum giymeyen birisini suclu sayamazsin, bu nedenle hagb suresi icerisinde suc islenmesinin bir onemi yoktur, onemli olan hagb suresi icerisinde hukum giymemektir,

CMK?nun 231/11. maddesinde açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükmün hangi şartların gerçekleşmesi halinde açıklanacağı açıkça belirtilmiş olup bu düzenlemeye göre hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan sanığın, denetim süresi içinde kasıtlı bir suçtan mahkum olması durumunda hüküm açıklanacaktır.

22 Ocak 2021 09:54

Yol Gösteren
Şube Müdürü
YARGITAY CEZA GENEL KURULU 19.02.2008 gün ve 346 -25 sayılı kararını da paylaşsaydın. HAGB değerlendirilmeden diğer aşamalara geçiş Yargıtay'da bozma sebebidir. Yargıtay'ın tek bir görüşü yok bu konuda. Ayrıca burada paylaştığın Yargıtay 4. Ceza Dairesinin kararı neye istinaden, kesip kesip koyuyorsun buraya.. Munhasır bu kararda acaba sanık ne yaptı da hakim HAGB vermek istemedi, pişmanlık mi göstermedi, yeniden sanığın suç işlemeyeceğine kanaat mi getirilmedi? Sanık pişmanlık gösteriyor ise ve karar tutanaklarına sanığın olumsuz bir davranışı yansımamış ise ve de ortada bir zarar olup o zarar da giderilmiş ise hakim "Sanık'a HAGB vermiyorum diyemez." Dediği an zaten bu Yargıtay'dan geri döner.
Turhan06, 1 ay önce - Alıntıya git

10-15 sene önceki yargıtay ceza genel kurulu kararını niye paylaşayım... En son verilen kararları paylaşıyorum.. kararın içeriğini çok mu merak ediyorsun karar ve esas numarasını verdim.. buraya kesip kesip koyuyorsun tarzı yaklaşımın çok kaba .. seni kınıyorum bu konuda... HAKİM SANIĞA HAGB VERMİYORUM DER AL SANA KARAR İÇERİĞİ:

T.C YARGITAY CEZA GENEL KURULU

ESAS NO.2015/99

KARAR NO.2018/313

KARAR TARİHİ.26.06.2018

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 10.05.2014 gün ve 260298 sayı ile;?İtirazın konusunu oluşturan uyuşmazlık, hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu?nun 231. maddesinin uygulanmama gerekçesinin yasal ve yeterli olup olmadığının belirlenmelerine ilişkindir.Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünde, sanığın sabıkasının bulunmadığı anlaşılmış ise de, müdahilin zararını gidermediğinden, lehine CMK?nun 231. maddesinin uygulanmasına taktiren yer olmadığına ilişkin kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu?nun 231. maddesinin uygulanmama gerekçesinin yasal ve yeterli olup olmadığına ilişkin yapılan incelemede,5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesinin beşinci fıkrasında ?sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir?? şeklinde düzenlenmiştir.Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesinin koşulları ise aynı Kanun maddesinin altıncı fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre;?a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaate varılması,c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesi gerekir?

Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.02.2011 tarihli kararında da belirtildiği gibi,

?5560, 5728, 5739 ve 6008 sayılı Kanunlar ile 5271 sayılı CMK?nun 231. maddesinde gerçekleştirilen değişiklikler göz önüne alındığında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının koşullarını şu şekilde belirlemek mümkündür:1) Suça ilişkin koşullar;a- Yapılan yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası olması,b- Suçun, Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan İnkılâp Yasalarında yer alan suçlardan bulunmaması,2) Sanığa ilişkin koşullar;a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması,b- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi,c- Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması,d- Sanığın açıkça bu kurumun uygulanmasını kabul etmeme yönünde irade beyan etmemesi gerekmektedir.Tüm bu koşulların bulunması hâlinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve sanık beş yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulacaktır?Zararın, aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle giderilmesinden anlaşılması gereken hususlar nelerdir, manevi zararlar bu kapsama dâhil midir, zarar konusunda mahkemece herhangi bir araştırma yapılmasına gerek bulunmakta mı, bulunmakta ise bu araştırmanın kapsamı nasıl belirlenmelidir

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından birisi de suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tamamen giderilmesidir. Burada, uğranılan zararlardan kast edilen maddi zararlar olup, manevi zararlar bu kapsamda değerlendirilmemelidir.Maddi zararın bizzat sanık tarafından yerine getirilmesi gerekmeyip, sanık adına onun bilgisi ve rızası tahtında üçüncü kişiler tarafından da tazmin, aynen iade veya eski hale getirme suretiyle giderilmesi de olanaklıdır. Ancak, herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşul aranmayacaktır. Örneğin, 6136 sayılı Kanunun 13. maddesine aykırılık hâlinde, herhangi bir zarar bulunmadığından zararın giderilmesi koşulu aranmaz.Zararın belirlenmesinde hâkim, ceza yargılamasında şahsi hak davasına yer verilmediği gerçeğini de göz önünde bulundurmak koşuluyla, kanaat verici basit bir araştırma yapmalı, hukuk hâkimi gibi gerçek zararı tam anlamıyla saptamaya çalışmamalıdır. Zira, 5271 sayılı Kanunun 231. maddesindeki düzenleme, kişinin ileride hukuk mahkemesinde şahsi hak davası açmasına ve giderilmediğini düşündüğü gerçek zararının saptanarak kalan kısmına da hükmedilmesini isteme yönünden bir engel oluşturmamaktadır.Bu açıklamalara göre, sanık ??in, katılan ? Balcı?ya karşı hakaret suçunu işlediğinin mahkemece kabul edilmesi karşısında, katılan yönünden oluşmuş maddi bir zarar bulunmadığı göz önüne alınmadan, yerel mahkemenin katılanın maddi zararının giderilmediğinden bahisle sanık hakkında CMK?nun 231. maddesinin uygulanmama gerekçesi dosya içeriğine uygun düşmemektedir.

Burada katılanın inceleme dışı şantaj suçundan dolayı maddi zararının oluştuğu kabul edilse bile, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun her bir suç için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. Yerel mahkemece hakaret suçunun niteliği gereği maddi zarar doğurmaya elverişli bir suç olmadığı gözetilmeden, katılanın zararının giderilmediği şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinin isabetli olmadığı? görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.5271 sayılı CMK?nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece, 27.11.2014 gün ve 25035-34500 sayı ile, itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır

TÜRK MİLLETİ ADINACEZA GENEL KURULU KARARI Sanık hakkında şantaj suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle, tehdit suçundan kurulan beraat hükmü ise temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, sanık hakkında hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; yerel mahkemece sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir .İncelenen dosya kapsamından;

Sanık ??in sosyal medya aracılığıyla tanıştığı katılan ? Balcı ile görüşmelerinde, kendisinde katılana ait çıplak fotoğrafların olduğunu söyleyip para göndermesini istediği, aksi takdirde fotoğrafları internette yayınlayacağını belirterek kendisinde bulunan fotoğrafları katılana gösterince, katılanın on bir günlük süre zarfında farklı tarihlerde olmak üzere sanığın banka hesabına toplam 2.300 Lira gönderdiği, bu süre içerisinde sanığın katılana telefonla mesaj göndererek ?o?pu, gelip seni bulacağım, sen adam olmayacaksın, seni bulup tecavüz etsem bile sinirim geçmeyecek ? her istediğimde telefonu açacaksın? şeklindeki sözlerle birçok kez hakaret ettiği, Adli sicil kaydına göre; sanığın sabıkasız olduğu, Sanığın dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışının bulunmadığı, Sanık ??in kollukta; katılanla sosyal medya aracılığıyla tanıştığını, katılana ait herhangi bir görüntü yahut fotoğrafın kendisinde olmadığını, katılanın kendisine takım elbise hediye etmek istediğini, takım elbise bedeninin üzerine uymayabileceğini düşünüp onun yerine takım elbisenin parasını göndermesini istediğini, fakat katılanın bu parayı gönderdikten bir süre sonra kendisine el dokuması halı hediye etmesini istediğini, katılana aldığı halıyı otobüsle gönderdiğini, katılanın kendisine evlenme konusunda baskı yaptığından sinirlenip katılana hakaret ettiğini ifade ettiği, İstinabe yoluyla yapılan sorgusunda ise önceki beyanlarından farklı olarak; katılanın kendisinden Antep işi nakış istediğini, halıcılık yapan arkadaşından 3.500 Lira değerindeki nakışları satın alıp katılanın ikamet ettiği Denizli iline bu arkadaşı vasıtasıyla gönderdiğini, katılan, halıcılık yapan arkadaşından sonradan taksitle aldığı halının parasını göndermediğinden, kendisinin katılanı telefonla arayarak bu parayı istediğini, katılanın, halıyı aldığına dair bir kanıt olmadığını ve parayı ödemeyeceğini ifade etmesi üzerine, gerekirse babasını arayıp durumu haber vereceğini katılana söylediğini, katılanın kendisine farklı tarihlerde olmak üzere toplam 2.300 Lira gönderdiğini, bu paranın 500 Lirasını halıcı olan arkadaşına verdiğini, hâlâ katılandan alacağının olduğunu, suçlamayı kabul etmediğini savunduğu,

Yerel mahkemece, temel ceza tayin edilirken ?suçun işlenişi, sanığın şahsi ve sosyal durumu nazara alınarak? asgari hadden hapis cezası seçilerek cezalandırıldığı, sanık hakkında TCK?nun 62. maddesinin uygulanmadığı,

TCK?nun 50. maddesinin ?Suçun aşamaları ve suçun maddi menfaat güdülerek işlenmesi nazara alınarak?,TCK?nun 51. maddesinin ?Sanığa verilen cezanın ertelenmesi hâlinde bir daha suç işlemekten çekineceği yönünde mahkememizde olumlu vicdani kanaat hasıl olmadığından? ,CMK?nun 231. maddesinin de ?Sanık sabıkasız ise de müdahilin zararını gidermediğinden lehine CMK?nun 231. maddesinin uygulanmasına taktiren yer olmadığına?,Şeklindeki gerekçelerle uygulanmadığı,

Hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağına ilişkin bir değerlendirme yapılması için, yargılamanın herhangi bir sujesinin talepte bulunması şart değildir. Maddede öngörülen şartların oluşup oluşmadığı ve bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağı hâkim tarafından her olayda resen değerlendirilip takdir edilmeli ve denetime imkân verecek biçimde kararda gösterilmelidir.Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin objektif şartlarından biri, suçun işlenmesi ile mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesidir. Burada kast edilen maddi zarar olup, manevi zarar bu kapsamda değerlendirilmemelidir. Objektif şartlardan diğeri, sanığın suç tarihinden önce kasıtlı bir suçtan cezalandırılmamış olmasıdır. Daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmakla birlikte adli sicilden silinme şartları oluşmuş mâhkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kanuni engel oluşturmayacak, ancak bu durum, sanığın suç işleme hususundaki eğilimini belirleme yönünden mahkemece değerlendirmeye tabi tutulabilecektir.Maddi zararın bizzat sanık tarafından giderilmesi gerekmeyip sanık adına ancak onun bilgisi ve rızası tahtında üçüncü kişiler tarafından tazmin, aynen iade veya eski hale getirme suretiyle karşılanması da mümkündür. Suçun işlenmesiyle herhangi bir zararın doğmadığı ya da zarar doğurmaya elverişli olmayan suçlar yönünden ise bu şart aranmayacaktır.Zarar belirlenirken hâkim, ceza muhakemesinde şahsi hak davasına yer verilmediği gerçeğini göz önünde bulundurarak, kanaat verici basit bir araştırma yapmalı, hukuk hâkimi gibi gerçek zararı tam anlamıyla tespit etmeye çalışmamalıdır. Zira CMK?nun 231. maddesindeki düzenleme, kişinin ileride hukuk mahkemesinde bir şahsi hak davası açmasına ve giderilmediğini düşündüğü gerçek zararın kalan kısmına hükmedilmesini istemesine engel değildir.

Zararın herhangi bir araştırma yapılmaksızın herkes tarafından kolaylıkla belirlenebileceği durumlarda sanığın, zarar görenin talebi veya mahkemenin ihtarı olmaksızın kendiliğinden zararı gidermesi gerekmektedir. Bunun yanında, bazı olaylarda, zararın tespiti teknik bilgi gerektirdiğinden, ancak konusunun uzmanı bilirkişiler aracılığıyla belirlenebilmektedir. Bu gibi durumlarda zararın miktarı hâkim tarafından belirlenemiyorsa, bilirkişi incelemesi yaptırılmalı ve zararın karşılanması konusunda iradesini gösteren sanıktan belirlenen bu miktar zararı giderip gidermeyeceği açıkça sorulduktan sonra, sonucuna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı tartışılmalıdır.Bununla birlikte, 5271 sayılı CMK?nun 231/6-b maddesindeki ?Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması? şeklindeki düzenleme ile kanun koyucu, suça ve faile ilişkin tüm objektif şartları taşıyan herkes için mutlak surette hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini kabul etmeyip, hâkime belirli ölçüler içerisinde bir takdir hakkı tanımıştır. Ancak, sanığın yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususundaki değerlendirmenin dosya içeriğine uygun, kanuni ve yeterli gerekçe içermesi ve bu gerekçenin hükümde yer alan hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi, ertelenmesi ve takdiri indirim uygulamalarında dayanılan gerekçe ile çelişkiye neden olmaması gerekir.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Sabıkası bulunmayan sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanma koşullarına ilişkin CMK?nun 231. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinde düzenlenen ?Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması? şeklinde düzenlenen objektif şartın gerçekleştiği, sanığın hakaret suçundan giderebileceği maddi bir zarar bulunmadığından aynı fıkranın (c) bendindeki ?Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi? şartı yönünden de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel bulunmadığı hâlde, istinabe yoluyla sorgusu yapılan ve dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışı bulunmayan sanık hakkında yerel mahkemece, CMK?nun 231. maddesinin altıncı fıkrasının (b) bendinde düzenlenen ?Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması? şeklindeki subjektif şartın bulunup bulunmadığı değerlendirilmeden, ?sanık sabıkasız ise de müdahilin zararını gidermediği? şeklindeki gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, yerel mahkemece takdiri indirim uygulanmayan sanık hakkında cezanın ertelenmemesine yönelik; ?sanığa verilen cezanın ertelenmesi hâlinde bir daha suç işlemekten çekineceği yönünde mahkememizde olumlu vicdani kanaat hasıl olmadığı? şeklinde gösterilen ve dosya kapsamıyla da uyumlu olan gerekçenin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasına ilişkin CMK?nun 231. maddesinin altıncı fıkrasının (b) bendinde düzenlenen subjektif şartı da içerdiği, dolayısıyla sanığın yeniden suç işlemekten çekineceği konusunda kanaate ulaşmayan yerel mahkemece bu konunun tekrar değerlendirilmesinin bir fayda sağlamayacağı gibi, yargılamayı gereksiz yere uzatacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair verilen kararın isabetli olduğunun kabulü gerekmektedir.

SONUÇ :Açıklanan nedenlerle,1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.06.2018 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

22 Ocak 2021 10:17

Turhan06
Şef

10-15 sene önceki yargıtay ceza genel kurulu kararını niye paylaşayım... En son verilen kararları paylaşıyorum.. kararın içeriğini çok mu merak ediyorsun karar ve esas numarasını verdim.. buraya kesip kesip koyuyorsun tarzı yaklaşımın çok kaba .. seni kınıyorum bu konuda... HAKİM SANIĞA HAGB VERMİYORUM DER AL SANA KARAR İÇERİĞİ:

T.C YARGITAY CEZA GENEL KURULU

ESAS NO.2015/99

KARAR NO.2018/313

KARAR TARİHİ.26.06.2018

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 10.05.2014 gün ve 260298 sayı ile;?İtirazın konusunu oluşturan uyuşmazlık, hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu?nun 231. maddesinin uygulanmama gerekçesinin yasal ve yeterli olup olmadığının belirlenmelerine ilişkindir.Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünde, sanığın sabıkasının bulunmadığı anlaşılmış ise de, müdahilin zararını gidermediğinden, lehine CMK?nun 231. maddesinin uygulanmasına taktiren yer olmadığına ilişkin kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu?nun 231. maddesinin uygulanmama gerekçesinin yasal ve yeterli olup olmadığına ilişkin yapılan incelemede,5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesinin beşinci fıkrasında ?sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir?? şeklinde düzenlenmiştir.Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesinin koşulları ise aynı Kanun maddesinin altıncı fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre;?a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaate varılması,c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesi gerekir?

Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.02.2011 tarihli kararında da belirtildiği gibi,

?5560, 5728, 5739 ve 6008 sayılı Kanunlar ile 5271 sayılı CMK?nun 231. maddesinde gerçekleştirilen değişiklikler göz önüne alındığında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının koşullarını şu şekilde belirlemek mümkündür:1) Suça ilişkin koşullar;a- Yapılan yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası olması,b- Suçun, Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan İnkılâp Yasalarında yer alan suçlardan bulunmaması,2) Sanığa ilişkin koşullar;a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması,b- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi,c- Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması,d- Sanığın açıkça bu kurumun uygulanmasını kabul etmeme yönünde irade beyan etmemesi gerekmektedir.Tüm bu koşulların bulunması hâlinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve sanık beş yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulacaktır?Zararın, aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle giderilmesinden anlaşılması gereken hususlar nelerdir, manevi zararlar bu kapsama dâhil midir, zarar konusunda mahkemece herhangi bir araştırma yapılmasına gerek bulunmakta mı, bulunmakta ise bu araştırmanın kapsamı nasıl belirlenmelidir

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından birisi de suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tamamen giderilmesidir. Burada, uğranılan zararlardan kast edilen maddi zararlar olup, manevi zararlar bu kapsamda değerlendirilmemelidir.Maddi zararın bizzat sanık tarafından yerine getirilmesi gerekmeyip, sanık adına onun bilgisi ve rızası tahtında üçüncü kişiler tarafından da tazmin, aynen iade veya eski hale getirme suretiyle giderilmesi de olanaklıdır. Ancak, herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşul aranmayacaktır. Örneğin, 6136 sayılı Kanunun 13. maddesine aykırılık hâlinde, herhangi bir zarar bulunmadığından zararın giderilmesi koşulu aranmaz.Zararın belirlenmesinde hâkim, ceza yargılamasında şahsi hak davasına yer verilmediği gerçeğini de göz önünde bulundurmak koşuluyla, kanaat verici basit bir araştırma yapmalı, hukuk hâkimi gibi gerçek zararı tam anlamıyla saptamaya çalışmamalıdır. Zira, 5271 sayılı Kanunun 231. maddesindeki düzenleme, kişinin ileride hukuk mahkemesinde şahsi hak davası açmasına ve giderilmediğini düşündüğü gerçek zararının saptanarak kalan kısmına da hükmedilmesini isteme yönünden bir engel oluşturmamaktadır.Bu açıklamalara göre, sanık ??in, katılan ? Balcı?ya karşı hakaret suçunu işlediğinin mahkemece kabul edilmesi karşısında, katılan yönünden oluşmuş maddi bir zarar bulunmadığı göz önüne alınmadan, yerel mahkemenin katılanın maddi zararının giderilmediğinden bahisle sanık hakkında CMK?nun 231. maddesinin uygulanmama gerekçesi dosya içeriğine uygun düşmemektedir.

Burada katılanın inceleme dışı şantaj suçundan dolayı maddi zararının oluştuğu kabul edilse bile, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun her bir suç için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. Yerel mahkemece hakaret suçunun niteliği gereği maddi zarar doğurmaya elverişli bir suç olmadığı gözetilmeden, katılanın zararının giderilmediği şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinin isabetli olmadığı? görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.5271 sayılı CMK?nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece, 27.11.2014 gün ve 25035-34500 sayı ile, itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır

TÜRK MİLLETİ ADINACEZA GENEL KURULU KARARI Sanık hakkında şantaj suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle, tehdit suçundan kurulan beraat hükmü ise temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, sanık hakkında hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; yerel mahkemece sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir .İncelenen dosya kapsamından;

Sanık ??in sosyal medya aracılığıyla tanıştığı katılan ? Balcı ile görüşmelerinde, kendisinde katılana ait çıplak fotoğrafların olduğunu söyleyip para göndermesini istediği, aksi takdirde fotoğrafları internette yayınlayacağını belirterek kendisinde bulunan fotoğrafları katılana gösterince, katılanın on bir günlük süre zarfında farklı tarihlerde olmak üzere sanığın banka hesabına toplam 2.300 Lira gönderdiği, bu süre içerisinde sanığın katılana telefonla mesaj göndererek ?o?pu, gelip seni bulacağım, sen adam olmayacaksın, seni bulup tecavüz etsem bile sinirim geçmeyecek ? her istediğimde telefonu açacaksın? şeklindeki sözlerle birçok kez hakaret ettiği, Adli sicil kaydına göre; sanığın sabıkasız olduğu, Sanığın dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışının bulunmadığı, Sanık ??in kollukta; katılanla sosyal medya aracılığıyla tanıştığını, katılana ait herhangi bir görüntü yahut fotoğrafın kendisinde olmadığını, katılanın kendisine takım elbise hediye etmek istediğini, takım elbise bedeninin üzerine uymayabileceğini düşünüp onun yerine takım elbisenin parasını göndermesini istediğini, fakat katılanın bu parayı gönderdikten bir süre sonra kendisine el dokuması halı hediye etmesini istediğini, katılana aldığı halıyı otobüsle gönderdiğini, katılanın kendisine evlenme konusunda baskı yaptığından sinirlenip katılana hakaret ettiğini ifade ettiği, İstinabe yoluyla yapılan sorgusunda ise önceki beyanlarından farklı olarak; katılanın kendisinden Antep işi nakış istediğini, halıcılık yapan arkadaşından 3.500 Lira değerindeki nakışları satın alıp katılanın ikamet ettiği Denizli iline bu arkadaşı vasıtasıyla gönderdiğini, katılan, halıcılık yapan arkadaşından sonradan taksitle aldığı halının parasını göndermediğinden, kendisinin katılanı telefonla arayarak bu parayı istediğini, katılanın, halıyı aldığına dair bir kanıt olmadığını ve parayı ödemeyeceğini ifade etmesi üzerine, gerekirse babasını arayıp durumu haber vereceğini katılana söylediğini, katılanın kendisine farklı tarihlerde olmak üzere toplam 2.300 Lira gönderdiğini, bu paranın 500 Lirasını halıcı olan arkadaşına verdiğini, hâlâ katılandan alacağının olduğunu, suçlamayı kabul etmediğini savunduğu,

Yerel mahkemece, temel ceza tayin edilirken ?suçun işlenişi, sanığın şahsi ve sosyal durumu nazara alınarak? asgari hadden hapis cezası seçilerek cezalandırıldığı, sanık hakkında TCK?nun 62. maddesinin uygulanmadığı,

TCK?nun 50. maddesinin ?Suçun aşamaları ve suçun maddi menfaat güdülerek işlenmesi nazara alınarak?,TCK?nun 51. maddesinin ?Sanığa verilen cezanın ertelenmesi hâlinde bir daha suç işlemekten çekineceği yönünde mahkememizde olumlu vicdani kanaat hasıl olmadığından? ,CMK?nun 231. maddesinin de ?Sanık sabıkasız ise de müdahilin zararını gidermediğinden lehine CMK?nun 231. maddesinin uygulanmasına taktiren yer olmadığına?,Şeklindeki gerekçelerle uygulanmadığı,

Hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağına ilişkin bir değerlendirme yapılması için, yargılamanın herhangi bir sujesinin talepte bulunması şart değildir. Maddede öngörülen şartların oluşup oluşmadığı ve bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağı hâkim tarafından her olayda resen değerlendirilip takdir edilmeli ve denetime imkân verecek biçimde kararda gösterilmelidir.Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin objektif şartlarından biri, suçun işlenmesi ile mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesidir. Burada kast edilen maddi zarar olup, manevi zarar bu kapsamda değerlendirilmemelidir. Objektif şartlardan diğeri, sanığın suç tarihinden önce kasıtlı bir suçtan cezalandırılmamış olmasıdır. Daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmakla birlikte adli sicilden silinme şartları oluşmuş mâhkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kanuni engel oluşturmayacak, ancak bu durum, sanığın suç işleme hususundaki eğilimini belirleme yönünden mahkemece değerlendirmeye tabi tutulabilecektir.Maddi zararın bizzat sanık tarafından giderilmesi gerekmeyip sanık adına ancak onun bilgisi ve rızası tahtında üçüncü kişiler tarafından tazmin, aynen iade veya eski hale getirme suretiyle karşılanması da mümkündür. Suçun işlenmesiyle herhangi bir zararın doğmadığı ya da zarar doğurmaya elverişli olmayan suçlar yönünden ise bu şart aranmayacaktır.Zarar belirlenirken hâkim, ceza muhakemesinde şahsi hak davasına yer verilmediği gerçeğini göz önünde bulundurarak, kanaat verici basit bir araştırma yapmalı, hukuk hâkimi gibi gerçek zararı tam anlamıyla tespit etmeye çalışmamalıdır. Zira CMK?nun 231. maddesindeki düzenleme, kişinin ileride hukuk mahkemesinde bir şahsi hak davası açmasına ve giderilmediğini düşündüğü gerçek zararın kalan kısmına hükmedilmesini istemesine engel değildir.

Zararın herhangi bir araştırma yapılmaksızın herkes tarafından kolaylıkla belirlenebileceği durumlarda sanığın, zarar görenin talebi veya mahkemenin ihtarı olmaksızın kendiliğinden zararı gidermesi gerekmektedir. Bunun yanında, bazı olaylarda, zararın tespiti teknik bilgi gerektirdiğinden, ancak konusunun uzmanı bilirkişiler aracılığıyla belirlenebilmektedir. Bu gibi durumlarda zararın miktarı hâkim tarafından belirlenemiyorsa, bilirkişi incelemesi yaptırılmalı ve zararın karşılanması konusunda iradesini gösteren sanıktan belirlenen bu miktar zararı giderip gidermeyeceği açıkça sorulduktan sonra, sonucuna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı tartışılmalıdır.Bununla birlikte, 5271 sayılı CMK?nun 231/6-b maddesindeki ?Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması? şeklindeki düzenleme ile kanun koyucu, suça ve faile ilişkin tüm objektif şartları taşıyan herkes için mutlak surette hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini kabul etmeyip, hâkime belirli ölçüler içerisinde bir takdir hakkı tanımıştır. Ancak, sanığın yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususundaki değerlendirmenin dosya içeriğine uygun, kanuni ve yeterli gerekçe içermesi ve bu gerekçenin hükümde yer alan hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi, ertelenmesi ve takdiri indirim uygulamalarında dayanılan gerekçe ile çelişkiye neden olmaması gerekir.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Sabıkası bulunmayan sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanma koşullarına ilişkin CMK?nun 231. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinde düzenlenen ?Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması? şeklinde düzenlenen objektif şartın gerçekleştiği, sanığın hakaret suçundan giderebileceği maddi bir zarar bulunmadığından aynı fıkranın (c) bendindeki ?Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi? şartı yönünden de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel bulunmadığı hâlde, istinabe yoluyla sorgusu yapılan ve dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışı bulunmayan sanık hakkında yerel mahkemece, CMK?nun 231. maddesinin altıncı fıkrasının (b) bendinde düzenlenen ?Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması? şeklindeki subjektif şartın bulunup bulunmadığı değerlendirilmeden, ?sanık sabıkasız ise de müdahilin zararını gidermediği? şeklindeki gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, yerel mahkemece takdiri indirim uygulanmayan sanık hakkında cezanın ertelenmemesine yönelik; ?sanığa verilen cezanın ertelenmesi hâlinde bir daha suç işlemekten çekineceği yönünde mahkememizde olumlu vicdani kanaat hasıl olmadığı? şeklinde gösterilen ve dosya kapsamıyla da uyumlu olan gerekçenin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasına ilişkin CMK?nun 231. maddesinin altıncı fıkrasının (b) bendinde düzenlenen subjektif şartı da içerdiği, dolayısıyla sanığın yeniden suç işlemekten çekineceği konusunda kanaate ulaşmayan yerel mahkemece bu konunun tekrar değerlendirilmesinin bir fayda sağlamayacağı gibi, yargılamayı gereksiz yere uzatacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair verilen kararın isabetli olduğunun kabulü gerekmektedir.

SONUÇ :Açıklanan nedenlerle,1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.06.2018 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.


Yol Gösteren, 1 ay önce - Alıntıya git
Dosya içeriğini, sanığın mahkemedeki tutum ve davranışlarını hiçbirimiz tam bilmemekle birlikte, sanığın bir daha suç işlemeyeceğine kanaat getirilmesine engel, tutanaklara olumsuz yansıyan tutum ve davranışları olduğu görülüyor. Bu durumda elbette ki HAGB vermez hakim. Ancak CMK 231. Maddenin tüm şartları üzerinde haiz olan ve tutanaklara da olumsuz bir fiili yansımayan, işlediği suçtan PİŞMANLIK DUYAN saniğa HAGB yerine ERTELEME verildiğini de göruyoruz ve HAGB değerlendirilmeden diğer aşamalara geçiş bozma sebebi diyoruz.
03 Şubat 2021 09:12

istanbul.asigi.34
Aday Memur

Güncell

06 Şubat 2021 07:40

rdemir126.rd
Şef
YARGITAY CEZA GENEL KURULU 19.02.2008 gün ve 346 -25 sayılı kararını da paylaşsaydın. HAGB değerlendirilmeden diğer aşamalara geçiş Yargıtay'da bozma sebebidir. Yargıtay'ın tek bir görüşü yok bu konuda. Ayrıca burada paylaştığın Yargıtay 4. Ceza Dairesinin kararı neye istinaden, kesip kesip koyuyorsun buraya.. Munhasır bu kararda acaba sanık ne yaptı da hakim HAGB vermek istemedi, pişmanlık mi göstermedi, yeniden sanığın suç işlemeyeceğine kanaat mi getirilmedi? Sanık pişmanlık gösteriyor ise ve karar tutanaklarına sanığın olumsuz bir davranışı yansımamış ise ve de ortada bir zarar olup o zarar da giderilmiş ise hakim "Sanık'a HAGB vermiyorum diyemez." Dediği an zaten bu Yargıtay'dan geri döner.
Turhan06, 1 ay önce - Alıntıya git
Hagb vermiyorum dedi. Örnek arkadaş var. Daha önce hakkında hagb uygulanmış bu sefer uygulamaya gerek yok dedi
06 Şubat 2021 10:18

Turhan06
Şef
Hagb vermiyorum dedi. Örnek arkadaş var. Daha önce hakkında hagb uygulanmış bu sefer uygulamaya gerek yok dedi
rdemir126.rd, 3 hafta önce - Alıntıya git
Daha önce hakkında Hagb verilen sanığa denetim süresi içerisinde suç işlediyse hakim hagb vermez.
08 Şubat 2021 11:28

istanbul.asigi.34
Aday Memur

Güncelllll

14 Şubat 2021 14:50

istanbul.asigi.34
Aday Memur

Güncelll

Toplam 15 mesaj