Editörler : crops35
«6789101112131415161718

Şakir Sakar
Memur
22 Mart 2024 08:22

Aynen de öyle. Kapatılan Devlet Personel Başkanlığının görevini üstlenen Çalışma Genel Müdürlüğünden güya görüş istemişlerdi. Noldu o görüş sormanın neticesi? Yoksa görüş bildirme otoritesi (fetva makamı) değişti de bizim mi haberimiz yok. Hemde ortada Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu Kararı YD İtiraz No: 2019/708 Posta Ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmeliğin 39. Maddesinin YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA, 08.07.2019 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi." şeklinde bir yüksek idari karar olduğu halde.

Neydi o, 39. madde? Sendikal faaliyette bulunma hakkını düzenleyen 39. madde: "(1) Personel, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu hükümlerine tabi olup anılan Kanunda belirtilen hükümler uyarınca, sendika kurabilir ve bunlara üye olabilir."

Haydi, 657 sayılı DMK'nın 4. maddesinin A bendine tabi kadrolu memur olarak istihdam edilen bir personeli kesenek yönünden 5510/4-1a'lı yada 657 sayılı DMK'nın 4. maddesinin D bendine tabi kadrolu işçi olarak istihdam edilen personeli de kesenek yönünden 5510/4-1c'li yapsınlar da görelim. Onun için fazlasıyla zorlama bir görüş olmuş, derim.

Birde şu var. Hani değil de, diyelim ki bu yorum doğru. Peki 5510/4-1a'lı bir çalışan E-Devlet portalına giriş yaptığında neden işçi sendikaları önüne sıralanmaktadır? Demek koskoca e-devlet poratlı devletin diğer kurumlarıyla entegrasyon sorunu yaşamakta ve mevzuattan da bi haber. Bu görüşe göre onun da bu hatadan dönmesi gerek değil mi? Onlar, üye aidatını pardon gemisini kurtarmanın derdinde. Kimin umurunda, çalışanların mali ve özlük hakları, mevcut statülerini korumaları...

Hayırlı sabahlar...

hasan78, 2 ay önce

MemurlarNet e bu ısmarlama haberi yaptırdıklarına göre malum sendika yönetiminin paçası çok fena tutuşmuş


atsizwolf
Aday Memur
22 Mart 2024 19:35

Sonuç?

Şakir Sakar, 2 ay önce

Aynen de öyle. Kapatılan Devlet Personel Başkanlığının görevini üstlenen Çalışma Genel Müdürlüğünden güya görüş istemişlerdi. Noldu o görüş sormanın neticesi? Yoksa görüş bildirme otoritesi (fetva makamı) değişti de bizim mi haberimiz yok. Hemde ortada Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu Kararı YD İtiraz No: 2019/708 Posta Ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmeliğin 39. Maddesinin YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA, 08.07.2019 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi." şeklinde bir yüksek idari karar olduğu halde.

Neydi o, 39. madde? Sendikal faaliyette bulunma hakkını düzenleyen 39. madde: "(1) Personel, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu hükümlerine tabi olup anılan Kanunda belirtilen hükümler uyarınca, sendika kurabilir ve bunlara üye olabilir."

Haydi, 657 sayılı DMK'nın 4. maddesinin A bendine tabi kadrolu memur olarak istihdam edilen bir personeli kesenek yönünden 5510/4-1a'lı yada 657 sayılı DMK'nın 4. maddesinin D bendine tabi kadrolu işçi olarak istihdam edilen personeli de kesenek yönünden 5510/4-1c'li yapsınlar da görelim. Onun için fazlasıyla zorlama bir görüş olmuş, derim.

Birde şu var. Hani değil de, diyelim ki bu yorum doğru. Peki 5510/4-1a'lı bir çalışan E-Devlet portalına giriş yaptığında neden işçi sendikaları önüne sıralanmaktadır? Demek koskoca e-devlet poratlı devletin diğer kurumlarıyla entegrasyon sorunu yaşamakta ve mevzuattan da bi haber. Bu görüşe göre onun da bu hatadan dönmesi gerek değil mi? Onlar, üye aidatını pardon gemisini kurtarmanın derdinde. Kimin umurunda, çalışanların mali ve özlük hakları, mevcut statülerini korumaları...

Hayırlı sabahlar...


Şakir Sakar
Memur
22 Mart 2024 22:33

Sonuç? Her ne kadar kendilerini çok belli etselerde sosyal medya aracılığıyla, gerek Çalışma Genel Müdürlüğü, gerekse de Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün bu yönde ki görüşünü etkilemeye yönelik son bir gayret, son bir çaba. Ama inandığımız gibi eğer bu devlet, bir hukuk devletiyse; bu çabalar beyhude çabalar, diyorum. Er geç su akar, yatağını bulur. İyi akşamlar...

22 Mart 2024 23:18

Kalemine ve yüreğine sağlık Şakir kardeşim. Evet. İlla ki herşey bir gün aslına rücu eder. Hani yayınlanan söz konusu o görüşün son paragrafında "Kamu görevlileri sendikacılığı açısından önemli olan, personel mevzuatına göre belirlenmiş olan statülerdir." diyor ya. İşte personelin o 375 SKHK'nin Sözleşmeli Personel İstihdamını düzenleyen Ek-27. maddesinin birinci paragrafında aynen şöyle der; "14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (A) bendi kapsamında personel istihdam edilmeyen kamu kurum ve kuruluşlarından teşkilatlanmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde öngörülenlere ait hizmetler 657 sayılı Kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlere bağlı olmaksızın idari hizmet sözleşmesiyle istihdam edilen personel eliyle yürütülür." Neymiş? 657 sayılı Kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlere bağlı olmaksızınmış, değil mi? Öyleyse söz konusu personelin mevzuatı; 657 sayılı kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkıda ki hükümleri de değil. Haliyle bu statü devlet memurluğu statüsü de değil. Çünkü Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisinde yayınlanan bir makalede "Memurun aylığı, fiilen yaptığı işe değil, statüsüne bağlanmıştır" der. E burada ki statü devlet memurluğu yada diğer kanunların sözleşmeli personel statüsü de değil. Zaten gelir kalemleri de %90 işçinin gelir kalemlerine benzemekte. Maaşlarını işçi gibi çalıştıktan sonra almakta. Oysa memurlar, çalışmadan peşin almakta. Raporlu olduklarında çalışmadıkları günlerin ücretini yine işçi gibi SGK'dan almakta. Vs. vs. Örnekler çoğaltılabilir. Kesinti kalemlerini ise tartışmaya hiç gerek yok. Çünkü işçilerle birebir aynı.

Diğer taraftan 5510 sayılı kanunun 5510/4-1a'lı digortalıları; "hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar" diye tarif ederken, aynı bendin devamında da; Bu bent gereği sigortalı sayılanlara ilşikin hükümler başlığı altında; "a) işçi sendikaları ve konfederasyonları ile sendika şubelerinin başkanlıkları ve yönetim kurullarına seçilenler, hakkında da uygulanır." der. Görüldüğü gibi bu maddenin hiçbir paragrafında memur sendikalarından bahsetmez. E şimdi nasıl oluyorda bu durumda çalışan bir personel Memur sendikalarına üye olabilir? Olamaz. Zaten buna en net cevabı, E- Devlet portalının verdiği herkesin malumudur. Boşuna kendinizi yormayın derim. Selam ve dua ile...


atsizwolf
Aday Memur
23 Mart 2024 11:41

Hocam rapor vb söylediklerinize katılıyorum fakat ıhs li personel de maaşını peşin olarak alıyor. Bu konuda 399 ile aynı. Fakat rapor aldığı zaman kesintiler ne yazokki oluyor. Böyle arafta kalmış gibiyiz. İşçi mi memur mu? Bugüne kadar kimse bunu net bir şekilde cevaplamadı?

ejdercapan46, 2 ay önce

Kalemine ve yüreğine sağlık Şakir kardeşim. Evet. İlla ki herşey bir gün aslına rücu eder. Hani yayınlanan söz konusu o görüşün son paragrafında "Kamu görevlileri sendikacılığı açısından önemli olan, personel mevzuatına göre belirlenmiş olan statülerdir." diyor ya. İşte personelin o 375 SKHK'nin Sözleşmeli Personel İstihdamını düzenleyen Ek-27. maddesinin birinci paragrafında aynen şöyle der; "14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (A) bendi kapsamında personel istihdam edilmeyen kamu kurum ve kuruluşlarından teşkilatlanmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde öngörülenlere ait hizmetler 657 sayılı Kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlere bağlı olmaksızın idari hizmet sözleşmesiyle istihdam edilen personel eliyle yürütülür." Neymiş? 657 sayılı Kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlere bağlı olmaksızınmış, değil mi? Öyleyse söz konusu personelin mevzuatı; 657 sayılı kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkıda ki hükümleri de değil. Haliyle bu statü devlet memurluğu statüsü de değil. Çünkü Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisinde yayınlanan bir makalede "Memurun aylığı, fiilen yaptığı işe değil, statüsüne bağlanmıştır" der. E burada ki statü devlet memurluğu yada diğer kanunların sözleşmeli personel statüsü de değil. Zaten gelir kalemleri de %90 işçinin gelir kalemlerine benzemekte. Maaşlarını işçi gibi çalıştıktan sonra almakta. Oysa memurlar, çalışmadan peşin almakta. Raporlu olduklarında çalışmadıkları günlerin ücretini yine işçi gibi SGK'dan almakta. Vs. vs. Örnekler çoğaltılabilir. Kesinti kalemlerini ise tartışmaya hiç gerek yok. Çünkü işçilerle birebir aynı.

Diğer taraftan 5510 sayılı kanunun 5510/4-1a'lı digortalıları; "hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar" diye tarif ederken, aynı bendin devamında da; Bu bent gereği sigortalı sayılanlara ilşikin hükümler başlığı altında; "a) işçi sendikaları ve konfederasyonları ile sendika şubelerinin başkanlıkları ve yönetim kurullarına seçilenler, hakkında da uygulanır." der. Görüldüğü gibi bu maddenin hiçbir paragrafında memur sendikalarından bahsetmez. E şimdi nasıl oluyorda bu durumda çalışan bir personel Memur sendikalarına üye olabilir? Olamaz. Zaten buna en net cevabı, E- Devlet portalının verdiği herkesin malumudur. Boşuna kendinizi yormayın derim. Selam ve dua ile...

23 Mart 2024 14:49

Haklısın kardeşim. Onu bilerek yazmıştım. Sadece o bir hatalı bilgiyi mi yakalayacaklar, yoksa diğer on doğrunun da hakkını verecekler mi acaba demiştim. Sana teşekkür ediyorum. Yanlışın yanında doğruların da hakkını verdiğin için. Ama maalesef kamu peronel rejimini düzenleyen Devlet Personel Başkanlığı (DPB), kadro işlerini düzenleyen Bütçe ve Mali Koordinasyon Genel Müdürlüğü (BÜMKO) ve eğitim işlerini organize eden Türkiye Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) kapatıldıktan sonra bunların yerine, görev alanları net olarak ayırt edilemeyen bir yapı idame ettirildi, diyebilirim. Bir defa DPB'nin görevi, daha çok özel sektör çalışanları için kurulan Çalışma Genel Müdürlüğü bünyesinde bir daire başkanlığı tarafından yürütülmeye başlandı. Bu, devlet memurluğunun ruhuna ve özüne aykırı bir durumdur diyorum. Onun haricinde Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı'na bağlı olan Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğüne kadro ve pozisyon işlemleri görevi verildi. Kurumların ihtiyaç duydukları personelin (Memur ve sürekli İşçi kadroları ile sözleşmeli personel pozisyonlarının) tespit edilmesi, onaylanması gibi. Velhasıl bu zaman zarfında görev alanlarında tam bir netlik oluşamadı diye düşünüyorum. Hal böyle olunca sizin memur mu işçi mi, yoksa ikisinin arasında arafta yer alan yeni bir personel tipi mi, bunu biraz anlamlandırmak kolay olmadı, diyorum. Uygulanan mevzuat üzerinden bakacak olursak, her ne kadar hakkınızda iş kanunu uygulanmasa da, 657 sayılı Kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine de bağlı olmayıp idari hizmet sözleşmesiyle istihdam edildiklerinden ve işçi gibi sigortalı olduklarından dolayı o tarafa daha yakın ve kesinlikle işçi sendikalarına üye olmaları gerekir diyebiliriz. Ama gel gör ki e-devlette de resmiyet kazandığı gibi işçi sendikalarına üye olmaları gerekirken, uygulamada kamu görevlileri sendikalarına üye olmaları sağlanmıştır. Burada da şu sonuç çıkıyor. Şirket olduğu için zaten memur alamıyor. Ki şirket olmasının amacı da buydu. Direkt iş mevzuatına göre personel alsa toplu iş sözleşmesi kapsamında memurdan daha çok maaş vermek zorunda kalacak. O zaman ne diye şirket oldu? İyisi mi, böyle ara bir formülle (ne memur ne kesin işçi) yeni bir personel tipi ikame edilmiş oldu. Maaş zammı memura göre, çalışma şekli işçiye göre. Ta ki ciddi bir itiraz olana dek bu böyle devam edecek gibi görünüyor. Ama şu var ki, arafta bir personel tipi de olsa 399'lu personellerin idari, disiplin ve sicil amiri olamazlar. Bu kanunsuzdur. Amir, İHS kanun ve yönetmeliklerini uygulamak zorunda kalırken, astı olan 399'lu personel bu kanun ve yönetmeliklere uymuyor. 399'luların mevzuatına göre karar verecek olsa, kendisi o mevzuata uymuyor. Neresinden tutsan elinde kalıyor. İyisi mi, daha fazla geç kalmadan 399'lulardan kurtulmak. Selam ve dua ile...

atsizwolf, 2 ay önce

Hocam rapor vb söylediklerinize katılıyorum fakat ıhs li personel de maaşını peşin olarak alıyor. Bu konuda 399 ile aynı. Fakat rapor aldığı zaman kesintiler ne yazokki oluyor. Böyle arafta kalmış gibiyiz. İşçi mi memur mu? Bugüne kadar kimse bunu net bir şekilde cevaplamadı?


atsizwolf
Aday Memur
23 Mart 2024 15:59

Bende verdiğiniz aydınlatici cevaplarınız için çok teşekkür ederim.. Bende denenmemis bir personel tipini deniyorlar. Ast üst ilişkisi ıhs nın 399 na emir veremeyecegi ve 399 lü arkadaşlarin havuz istediğini gayet iyi anlıyorum. Mesala pandemi dönemi yaşadık. Kronik rahatsızlığı olan devlet memurları idari izinli sayıldı. 399 ve ıhs birlikte izinli sayıldı. Mesala deprem bölgesinde çalışan devlet memurların ücret verildi. Burda da 399 ıhs memur gibi ücretlerini aldı... Ben bir ihsli olarak temel dileğim kadro verilmesi onuda bizi 399 yapmaları olarak görüyorum " tabiki çok uzak bir ihtimal"

ejdercapan46, 2 ay önce

Haklısın kardeşim. Onu bilerek yazmıştım. Sadece o bir hatalı bilgiyi mi yakalayacaklar, yoksa diğer on doğrunun da hakkını verecekler mi acaba demiştim. Sana teşekkür ediyorum. Yanlışın yanında doğruların da hakkını verdiğin için. Ama maalesef kamu peronel rejimini düzenleyen Devlet Personel Başkanlığı (DPB), kadro işlerini düzenleyen Bütçe ve Mali Koordinasyon Genel Müdürlüğü (BÜMKO) ve eğitim işlerini organize eden Türkiye Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) kapatıldıktan sonra bunların yerine, görev alanları net olarak ayırt edilemeyen bir yapı idame ettirildi, diyebilirim. Bir defa DPB'nin görevi, daha çok özel sektör çalışanları için kurulan Çalışma Genel Müdürlüğü bünyesinde bir daire başkanlığı tarafından yürütülmeye başlandı. Bu, devlet memurluğunun ruhuna ve özüne aykırı bir durumdur diyorum. Onun haricinde Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı'na bağlı olan Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğüne kadro ve pozisyon işlemleri görevi verildi. Kurumların ihtiyaç duydukları personelin (Memur ve sürekli İşçi kadroları ile sözleşmeli personel pozisyonlarının) tespit edilmesi, onaylanması gibi. Velhasıl bu zaman zarfında görev alanlarında tam bir netlik oluşamadı diye düşünüyorum. Hal böyle olunca sizin memur mu işçi mi, yoksa ikisinin arasında arafta yer alan yeni bir personel tipi mi, bunu biraz anlamlandırmak kolay olmadı, diyorum. Uygulanan mevzuat üzerinden bakacak olursak, her ne kadar hakkınızda iş kanunu uygulanmasa da, 657 sayılı Kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine de bağlı olmayıp idari hizmet sözleşmesiyle istihdam edildiklerinden ve işçi gibi sigortalı olduklarından dolayı o tarafa daha yakın ve kesinlikle işçi sendikalarına üye olmaları gerekir diyebiliriz. Ama gel gör ki e-devlette de resmiyet kazandığı gibi işçi sendikalarına üye olmaları gerekirken, uygulamada kamu görevlileri sendikalarına üye olmaları sağlanmıştır. Burada da şu sonuç çıkıyor. Şirket olduğu için zaten memur alamıyor. Ki şirket olmasının amacı da buydu. Direkt iş mevzuatına göre personel alsa toplu iş sözleşmesi kapsamında memurdan daha çok maaş vermek zorunda kalacak. O zaman ne diye şirket oldu? İyisi mi, böyle ara bir formülle (ne memur ne kesin işçi) yeni bir personel tipi ikame edilmiş oldu. Maaş zammı memura göre, çalışma şekli işçiye göre. Ta ki ciddi bir itiraz olana dek bu böyle devam edecek gibi görünüyor. Ama şu var ki, arafta bir personel tipi de olsa 399'lu personellerin idari, disiplin ve sicil amiri olamazlar. Bu kanunsuzdur. Amir, İHS kanun ve yönetmeliklerini uygulamak zorunda kalırken, astı olan 399'lu personel bu kanun ve yönetmeliklere uymuyor. 399'luların mevzuatına göre karar verecek olsa, kendisi o mevzuata uymuyor. Neresinden tutsan elinde kalıyor. İyisi mi, daha fazla geç kalmadan 399'lulardan kurtulmak. Selam ve dua ile...

23 Mart 2024 20:27

Memur işçi ayrımı yapmaksızın kamuda görevli herkese pandemi döneminde idari izin, deprem bölgesi içinde yardım yapıldı. Sonuçta İHS'li personellerde kamu görevlisi. Asıl mali ve özlük haklarında aralarında çok büyük dengesizliklerin olması diyorum. Aynı çatı altında aynı işi yapan personellerin farklı uygulamalara maruz kalmasıdır ki bu da en başta Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırıdır. Örneğin 399'lu bir Memur ile İHS'li bir Gişe/Büro Görevlisi aynı işi yapmalarına rağmen aldıkları maaş eşit değil. Şef olduğu halde Müdürlüğe vekalet eden bir 399'lu personel, İHS'li Gişe/Büro Görevlisi olup Müdürlüğe vekalet edenden daha az maaş almakta. Vekalet ücreti ve tören temsil ücreti gibi kalemler İHS'li olunca çok çok yüksek. Bu örnekler çoğaltılabilir. Tüm bunlar iş barışına, aidiyet duygusuna ve çalışma hayatına olumsuz etki etmektedir. Selam ve dua ile...

23 Mart 2024 22:00

2013 de direndik ama olmadı birlikci ...... Sattı

23 Mart 2024 22:09

Şirketleşme gerekçelerinin en başında, personel maliyetlerini düşürmek adına 399'lu personelden de az bir ücretle çalıştırılabilecek memur-işçi arası yeni bir model olan İHS'li statüye geçmek değil miydi? Evet. Ama gelinen nokta da 399'lularla İHS'liler arasında bir fark kaldı mı? Kalmadı. Üstelik yönetici kademesinin neredeyse tamamı İHS'li olduğundan bu kesimin sayısı yaklaşık olarak 3 bin gibi bir rakama tekabül ediyor mu? Ediyor. Buyurun basit bir hesap yapalım. En düşük Gişe/Büro Görevlisi olup Vekaleten Müdürlüğe bakan bir personelin bile şirkete aylık maliyeti 60 bin liranın üzerine çıktığını her çalışan bilir. En düşük maliyet olan bu 60 bin lirayı baz alarak bir hesaplama yapılsa bile sonuç, devasa bir rakama tekabül etmektedir. Bir aylık maliyet; 3.000 kişi x 60.000 lira = 180 milyon lira. Bunu 12 ay ile çarp, karşımıza çıkan rakam; 2 milyar 160 milyon lira. Dikkat ederseniz bütün rakamları da tabandan aldık. Ne gerek vardı o zaman şirket olmaya? Oysa şirkete dönüşerek en ucuz maliyet girdisiyle daha fazla kar elde etmek değil miydi, hedefimiz? Devlet büyüklerimiz daha iyi bilir ama bu stratejiyle bir yıla kalmaz bu gemi batar. İmkansız denecek derecede olsa bile ya bir kanun değişikliğiyle şirket tekrar KİT'e döndürülmeli. Ya da Geçici 5. maddeye istinaden (sözde) mevcut statüleriyle beraber mali ve özlük hakları korunan 399'luların 11 yıllık misafirliğine son verilerek şirketten gönderilmelidir. Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol diyor, selam ve saygılarımı sunuyorum...


atsizwolf
Aday Memur
23 Mart 2024 22:37

Geleceğimiz ne olur bilemiyorum ama işçi de olsak memur da olsak inşallah bizde kadrolu oluruz. En azından bir güvencemiz olur

ejdercapan46, 2 ay önce

Şirketleşme gerekçelerinin en başında, personel maliyetlerini düşürmek adına 399'lu personelden de az bir ücretle çalıştırılabilecek memur-işçi arası yeni bir model olan İHS'li statüye geçmek değil miydi? Evet. Ama gelinen nokta da 399'lularla İHS'liler arasında bir fark kaldı mı? Kalmadı. Üstelik yönetici kademesinin neredeyse tamamı İHS'li olduğundan bu kesimin sayısı yaklaşık olarak 3 bin gibi bir rakama tekabül ediyor mu? Ediyor. Buyurun basit bir hesap yapalım. En düşük Gişe/Büro Görevlisi olup Vekaleten Müdürlüğe bakan bir personelin bile şirkete aylık maliyeti 60 bin liranın üzerine çıktığını her çalışan bilir. En düşük maliyet olan bu 60 bin lirayı baz alarak bir hesaplama yapılsa bile sonuç, devasa bir rakama tekabül etmektedir. Bir aylık maliyet; 3.000 kişi x 60.000 lira = 180 milyon lira. Bunu 12 ay ile çarp, karşımıza çıkan rakam; 2 milyar 160 milyon lira. Dikkat ederseniz bütün rakamları da tabandan aldık. Ne gerek vardı o zaman şirket olmaya? Oysa şirkete dönüşerek en ucuz maliyet girdisiyle daha fazla kar elde etmek değil miydi, hedefimiz? Devlet büyüklerimiz daha iyi bilir ama bu stratejiyle bir yıla kalmaz bu gemi batar. İmkansız denecek derecede olsa bile ya bir kanun değişikliğiyle şirket tekrar KİT'e döndürülmeli. Ya da Geçici 5. maddeye istinaden (sözde) mevcut statüleriyle beraber mali ve özlük hakları korunan 399'luların 11 yıllık misafirliğine son verilerek şirketten gönderilmelidir. Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol diyor, selam ve saygılarımı sunuyorum...


Şakir Sakar
Memur
24 Mart 2024 11:24

Şimdi söylermisiniz bana, bunca yönetici sayısına ve devasa bir maliyete, tek amacı kar etmek olan özel sektörde hangi şirket müsamaha gösterir. Özel sektör; yöneticinin çokluğuna değil, az ve öz olanına, yani ehliyet ve liyakatına, basiret ve ferasetine, kalitesine, niteliğine, yeteneğine, yeri geldiğinde mevcut akışa, helede kötü gidişe müdahale edebilme kapasitesine, kendi işyeri bazında risk alabilene, şirket için çözüm üretene, çalışanın yerine kendini koyabilene, beyin fırtınası yapan ve yukarıya çözüm önerileri sunana, bir taşın üstüne taş koyana, koymaya çalışana bakar. Şirketin menfaatine olacak her çeşit kritere bakarda bakar... Yoksa alışılagelmiş rutin bir şekilde yürüyen bir işin başında oturup, önüne konulan evrağı imzalayıp, mesaisinin dolmasını, aybaşı gelsede bol ikramiyeli, tören temsilli maaşımı alsam diye re'sen ememkliliğini bekleyen yöneticiye değil. Aksi halde böyle bir profile sahip olan yöneticiyi, gözünün yaşına bakmadan bir saniye bile tutmaz, kapının önüne koyar. Helede yılsonu bilanço tablosunda zararın sermayeyi bile aştığını gördüyse ne yapmaz, özel sektör? Haksızmıyım?...

ejdercapan46, 2 ay önce

Şirketleşme gerekçelerinin en başında, personel maliyetlerini düşürmek adına 399'lu personelden de az bir ücretle çalıştırılabilecek memur-işçi arası yeni bir model olan İHS'li statüye geçmek değil miydi? Evet. Ama gelinen nokta da 399'lularla İHS'liler arasında bir fark kaldı mı? Kalmadı. Üstelik yönetici kademesinin neredeyse tamamı İHS'li olduğundan bu kesimin sayısı yaklaşık olarak 3 bin gibi bir rakama tekabül ediyor mu? Ediyor. Buyurun basit bir hesap yapalım. En düşük Gişe/Büro Görevlisi olup Vekaleten Müdürlüğe bakan bir personelin bile şirkete aylık maliyeti 60 bin liranın üzerine çıktığını her çalışan bilir. En düşük maliyet olan bu 60 bin lirayı baz alarak bir hesaplama yapılsa bile sonuç, devasa bir rakama tekabül etmektedir. Bir aylık maliyet; 3.000 kişi x 60.000 lira = 180 milyon lira. Bunu 12 ay ile çarp, karşımıza çıkan rakam; 2 milyar 160 milyon lira. Dikkat ederseniz bütün rakamları da tabandan aldık. Ne gerek vardı o zaman şirket olmaya? Oysa şirkete dönüşerek en ucuz maliyet girdisiyle daha fazla kar elde etmek değil miydi, hedefimiz? Devlet büyüklerimiz daha iyi bilir ama bu stratejiyle bir yıla kalmaz bu gemi batar. İmkansız denecek derecede olsa bile ya bir kanun değişikliğiyle şirket tekrar KİT'e döndürülmeli. Ya da Geçici 5. maddeye istinaden (sözde) mevcut statüleriyle beraber mali ve özlük hakları korunan 399'luların 11 yıllık misafirliğine son verilerek şirketten gönderilmelidir. Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol diyor, selam ve saygılarımı sunuyorum...

24 Mart 2024 14:53

.....

24 Mart 2024 14:55

Bu kurum bataklıktır baştan sona alttan üste


atsizwolf
Aday Memur
24 Mart 2024 18:50

Bakacağız seçimden sonra nasıl bir yol izlenecek

24 Mart 2024 23:12

Hiç bi s......olmaz

atsizwolf, 2 ay önce

Bakacağız seçimden sonra nasıl bir yol izlenecek

25 Mart 2024 18:23

Sizlerden hassaten ricam, paylaşımlarımızda incitici ve hoş olmayan yorumlara mahal vermesi muhtemel, imalı imla kullanımına yer vermeyelim arkadaşlar. Selam ve dua ile...


hasan78
Şef
26 Mart 2024 11:13

399 sayılı KHK eki 2 sayılı cetvelde yer alan sözleşmeli personele Sicil notu vermeye yetkili Sicil amirleri İHS'li ve 4 a sigortalı olamaz. Bu statü deki personelin verdiği Sicil notları mahkemelere başvurulması halinde iptal edilecektir

26 Mart 2024 15:01

Kaynak,? bilmediğimden soruyorum

hasan78, 2 ay önce

399 sayılı KHK eki 2 sayılı cetvelde yer alan sözleşmeli personele Sicil notu vermeye yetkili Sicil amirleri İHS'li ve 4 a sigortalı olamaz. Bu statü deki personelin verdiği Sicil notları mahkemelere başvurulması halinde iptal edilecektir


atsizwolf
Aday Memur
26 Mart 2024 20:04

Yıllardır sicil notu veriyorlar iptal olan birsey görmedim ben

hasan78, 2 ay önce

399 sayılı KHK eki 2 sayılı cetvelde yer alan sözleşmeli personele Sicil notu vermeye yetkili Sicil amirleri İHS'li ve 4 a sigortalı olamaz. Bu statü deki personelin verdiği Sicil notları mahkemelere başvurulması halinde iptal edilecektir

Toplam 354 mesaj
«6789101112131415161718

Çok Yazılan Konular

Sözlük

Son Haberler

Editörün Seçimi