Selamlar, paylaştığını okudum ve gerçekten sabır isteyen bir durum içinde olduğunu görüyorum. Bir aday memur olarak bu tarz bir baskıyla yani mobbing ile karşılaşmak motivasyonunu kırmış olmalı, seni çok iyi anlıyorum.
Mevcut durumun analizine baktığımda yaşadıklarının tipik bir mobbing örneği teşkil ettiğini düşünüyorum. Özellikle şu noktalar dikkatimi çekti. İş yerinde güvenlik dışında personelin performansını veya özel hayatını denetlemek amacıyla sürekli kamera takibi yapılması kişisel verilerin korunması kanunu ve anayasa uyarınca özel hayatın gizliliğini ihlal eder. Yargıtay kararları bu konuda oldukça nettir. Bilgisayar teknisyeni olarak atanıp matbaa işlerinde çalıştırılman da devlet memurları kanununa göre unvanın dışındaki işlerde çalıştırılmama hakkına aykırıdır. İzinlerde nereye gideceğin veya kiminle olacağın gibi sorular ise amirin yetki sınırlarını aşan, kişisel merak ve taciz boyutuna varan sorulardır.
Bu durumda neler yapabileceğine gelirsek, öncelikle sana önerim kayıt tutman ve kanıt toplaman olacaktır. Şikayet etsen de kanıtlayamayacağını düşünüyorsun ancak mobbing süreçlerinde günlük tutmak bile bir delildir. Hangi gün, hangi saatte, hangi olay yaşandı ve kimler şahit oldu gibi detayları not etmeni tavsiye ederim. Amirin kamera kaydına dayanarak sana yaptığı müdahaleleri yazılı bir mesajla teyit etmesini sağlayabilirsen elinde yazılı bir iz kalmış olur. Ayrıca sendika ile görüşmen bu süreçte sana büyük destek sağlar. Sendika avukatları bu tarz vakalarda yol gösterir ve amirin üzerinde caydırıcı bir baskı oluşturur.
Şikayet mekanizması silsile yoluyla işler ancak amirin bir üstü arkadaşı olsa dahi vereceğin dilekçe resmi bir kayıttır ve görmezden gelinmesi o makamdaki kişi için de sorumluluk doğurur. Özellikle görev tanımı dışında çalıştırılma konusunda dilekçe vermen elini güçlendirir. Kıyafet ve küpe gibi konularda yasal dayanak sorduğunda geri adım atması, amirin aslında yetki sınırlarını bildiğini ancak üzerinde baskı kurabildiği sürece bunu devam ettireceğini gösteriyor. Resmiyetten ödün vermeden her talebini mevzuata dayandırmasını isteyerek bu sınırı korumaya çalışabilirsin.
Yaşadığın bu süreç gerçekten yorucu ancak adaylığının kalkması ve kurum değişikliği gibi seçenekleri de göz önünde bulundurarak stratejik davranmanda fayda var.
Selamlar, paylaştığını okudum ve gerçekten sabır isteyen bir durum içinde olduğunu görüyorum. Bir aday memur olarak bu tarz bir baskıyla yani mobbing ile karşılaşmak motivasyonunu kırmış olmalı, seni çok iyi anlıyorum.
Mevcut durumun analizine baktığımda yaşadıklarının tipik bir mobbing örneği teşkil ettiğini düşünüyorum. Özellikle şu noktalar dikkatimi çekti. İş yerinde güvenlik dışında personelin performansını veya özel hayatını denetlemek amacıyla sürekli kamera takibi yapılması kişisel verilerin korunması kanunu ve anayasa uyarınca özel hayatın gizliliğini ihlal eder. Yargıtay kararları bu konuda oldukça nettir. Bilgisayar teknisyeni olarak atanıp matbaa işlerinde çalıştırılman da devlet memurları kanununa göre unvanın dışındaki işlerde çalıştırılmama hakkına aykırıdır. İzinlerde nereye gideceğin veya kiminle olacağın gibi sorular ise amirin yetki sınırlarını aşan, kişisel merak ve taciz boyutuna varan sorulardır.
Bu durumda neler yapabileceğine gelirsek, öncelikle sana önerim kayıt tutman ve kanıt toplaman olacaktır. Şikayet etsen de kanıtlayamayacağını düşünüyorsun ancak mobbing süreçlerinde günlük tutmak bile bir delildir. Hangi gün, hangi saatte, hangi olay yaşandı ve kimler şahit oldu gibi detayları not etmeni tavsiye ederim. Amirin kamera kaydına dayanarak sana yaptığı müdahaleleri yazılı bir mesajla teyit etmesini sağlayabilirsen elinde yazılı bir iz kalmış olur. Ayrıca sendika ile görüşmen bu süreçte sana büyük destek sağlar. Sendika avukatları bu tarz vakalarda yol gösterir ve amirin üzerinde caydırıcı bir baskı oluşturur.
Şikayet mekanizması silsile yoluyla işler ancak amirin bir üstü arkadaşı olsa dahi vereceğin dilekçe resmi bir kayıttır ve görmezden gelinmesi o makamdaki kişi için de sorumluluk doğurur. Özellikle görev tanımı dışında çalıştırılma konusunda dilekçe vermen elini güçlendirir. Kıyafet ve küpe gibi konularda yasal dayanak sorduğunda geri adım atması, amirin aslında yetki sınırlarını bildiğini ancak üzerinde baskı kurabildiği sürece bunu devam ettireceğini gösteriyor. Resmiyetten ödün vermeden her talebini mevzuata dayandırmasını isteyerek bu sınırı korumaya çalışabilirsin.
Yaşadığın bu süreç gerçekten yorucu ancak adaylığının kalkması ve kurum değişikliği gibi seçenekleri de göz önünde bulundurarak stratejik davranmanda fayda var.