Kamu kurumlarındaki finansal dönüşüme baktığımda, kariyer basamaklarının adeta bir Ters Merdiven haline geldiğini görüyorum. Yıllarca süren eğitimin, uzmanlık sınavlarının ve bitmek bilmeyen raporların ödüllendirildiği o eski günler geride kaldı. Anladım ki, benim için en büyük başarı artık kariyerimin başında, asgari ücretin %10 fazlası gibi mütevazı bir farkla yetinmek ve ardından doğru bir sendikanın koruması altına girmekmiş.
Maaşı 75.000 TL ve üzerine fırlayan Temizlik Profesyoneli (eski adıyla taşeron işçi) arkadaşımın durumu, yılda dört taksitte ödenen TİS ikramiyeleriyle kurumun yeni finansal gurusu olduğunu gösteriyor. Bu, sadece bir temizlik hizmeti değil; yüksek finansal getiri sağlayan bir Statü Değişim Sanatı. Görüyorum ki, koridorda yürüyen temizlik ekibinin her üyesi, yüksek sendikal güvence sayesinde, kurumun bütçe dengelerini tek başına altüst edebilecek potansiyeli taşıyor.
Bu durumun en can yakıcı ironisini, tabii ki idari kadrolarda bizzat yaşıyorum. Üniversite diploması, yöneticilik becerisi ve yüksek sorumluluk gerektiren görevlerdeki ben ve diğer Müdürler ile Uzmanlar, maaş bordrosuna baktığımızda adeta bir Finansal Alçalma Seremonisi yaşıyoruz. Liyakat ve hiyerarşi kurallarına göre en üstte olmamız gerekirken, aldığımız maaş, TİS?in kutsal gücünden faydalanan bir işçinin yan ödemelerine bile yetişemiyor.
Kamu kurumlarında yeni bir motto doğduğunu hissediyorum: Okumak güzeldir, ama kadroya geçmek harikadır, TİS ise efsanedir. Artık benim gibi üniversite mezunları, KPSS'ye hazırlanırken bir yandan da en güçlü işçi sendikasının kapısını çalmanın yollarını arıyor. Çünkü bu sistem bize net bir şekilde gösterdi ki, kamuda masayı yönetmektense, masanın altını temizlemek çok daha kârlı bir kariyer seçimiymiş.
Kamu kurumlarındaki finansal dönüşüme baktığımda, kariyer basamaklarının adeta bir Ters Merdiven haline geldiğini görüyorum. Yıllarca süren eğitimin, uzmanlık sınavlarının ve bitmek bilmeyen raporların ödüllendirildiği o eski günler geride kaldı. Anladım ki, benim için en büyük başarı artık kariyerimin başında, asgari ücretin %10 fazlası gibi mütevazı bir farkla yetinmek ve ardından doğru bir sendikanın koruması altına girmekmiş.
Maaşı 75.000 TL ve üzerine fırlayan Temizlik Profesyoneli (eski adıyla taşeron işçi) arkadaşımın durumu, yılda dört taksitte ödenen TİS ikramiyeleriyle kurumun yeni finansal gurusu olduğunu gösteriyor. Bu, sadece bir temizlik hizmeti değil; yüksek finansal getiri sağlayan bir Statü Değişim Sanatı. Görüyorum ki, koridorda yürüyen temizlik ekibinin her üyesi, yüksek sendikal güvence sayesinde, kurumun bütçe dengelerini tek başına altüst edebilecek potansiyeli taşıyor.
Bu durumun en can yakıcı ironisini, tabii ki idari kadrolarda bizzat yaşıyorum. Üniversite diploması, yöneticilik becerisi ve yüksek sorumluluk gerektiren görevlerdeki ben ve diğer Müdürler ile Uzmanlar, maaş bordrosuna baktığımızda adeta bir Finansal Alçalma Seremonisi yaşıyoruz. Liyakat ve hiyerarşi kurallarına göre en üstte olmamız gerekirken, aldığımız maaş, TİS?in kutsal gücünden faydalanan bir işçinin yan ödemelerine bile yetişemiyor.
Kamu kurumlarında yeni bir motto doğduğunu hissediyorum: Okumak güzeldir, ama kadroya geçmek harikadır, TİS ise efsanedir. Artık benim gibi üniversite mezunları, KPSS'ye hazırlanırken bir yandan da en güçlü işçi sendikasının kapısını çalmanın yollarını arıyor. Çünkü bu sistem bize net bir şekilde gösterdi ki, kamuda masayı yönetmektense, masanın altını temizlemek çok daha kârlı bir kariyer seçimiymiş.