"Özetle; korkumuz 'adaletsiz uygulama' olmalı, 'yeterlilik aranması' değil." Evet tek çekincemiz bu.
"geçmişteki 'açık arayan müfettiş' algısı," Seminerler hariç 12 yılda 25-30 kez müfettişlerle muhatap oldum. Herhalde haksız değilim. Seminerlerde örnek ders ve rehberlik isteklerimiz ve bu yönde sorularımız karşılık bulmadı. Teftişlerde çok kez puanların ideolojik durumlara göre verildiğini gördük.
Evet, yaptıkları yapacaklarına işaret olduğu için mümkün mertebe celladın eline tırpan verilmemesi gerektiğini farklı çözümler aranması gerektiğini düşünüyorum. Proje okulu tayinlerinde sırf fikir uyuşmazlığı nedeniyle branşındaki en iyi iki öğretmenin görev süresinin uzatılmadığına ve diğer bir öğretmenin görevlendirilmesinin uzatılmadığına, daha önce RAM Müdürü arkadaşımın İlçe Milli Eğitim Müdürünün hanımının kurumunun hatalarını sümenaltı etmediği için puan alamayarak gitmek zorunda kaldığını, idareci mülakatlarını yapan iki arkadaşımın (fikir olarak uyuşmasak da sohbetimiz fena değildi) neler döndüğünü anlatması gibi birçok olay, yaptıkları yapacaklarına işaret olduğunu gösteriyor.
"aynı haklara sahipsin' diyerek çalışan öğretmeni demotive etmesi değil mi?" Ödül alanlara bakınız. Alanını bilmeyen, derslerinin yarısına girmeyen, iyi fotoğraf çektiren, idarecilik hakkı olan bir öğretmenin sendika değiştirdikten sonra kısa bir süre sonra Şube Müdürü olduğunu gördük.
Meslek Liseleri'ndeki öğrenci seviyesi şu anda çıraklık seviyesinde. Ona göre Temel Eğitimden başlayarak ya da mevcut müfredatı elden geçirerek ve alanlarına farklı teşvikler uygulanarak bazı düzenlemeler yapılabilir. Mevcut halde gerginlikler ve öğrenilmişlik çaresizlik arasında gidip geliniyor.
"Özetle; korkumuz 'adaletsiz uygulama' olmalı, 'yeterlilik aranması' değil." Evet tek çekincemiz bu.
"geçmişteki 'açık arayan müfettiş' algısı," Seminerler hariç 12 yılda 25-30 kez müfettişlerle muhatap oldum. Herhalde haksız değilim. Seminerlerde örnek ders ve rehberlik isteklerimiz ve bu yönde sorularımız karşılık bulmadı. Teftişlerde çok kez puanların ideolojik durumlara göre verildiğini gördük.
Evet, yaptıkları yapacaklarına işaret olduğu için mümkün mertebe celladın eline tırpan verilmemesi gerektiğini farklı çözümler aranması gerektiğini düşünüyorum. Proje okulu tayinlerinde sırf fikir uyuşmazlığı nedeniyle branşındaki en iyi iki öğretmenin görev süresinin uzatılmadığına ve diğer bir öğretmenin görevlendirilmesinin uzatılmadığına, daha önce RAM Müdürü arkadaşımın İlçe Milli Eğitim Müdürünün hanımının kurumunun hatalarını sümenaltı etmediği için puan alamayarak gitmek zorunda kaldığını, idareci mülakatlarını yapan iki arkadaşımın (fikir olarak uyuşmasak da sohbetimiz fena değildi) neler döndüğünü anlatması gibi birçok olay, yaptıkları yapacaklarına işaret olduğunu gösteriyor.
"aynı haklara sahipsin' diyerek çalışan öğretmeni demotive etmesi değil mi?" Ödül alanlara bakınız. Alanını bilmeyen, derslerinin yarısına girmeyen, iyi fotoğraf çektiren, idarecilik hakkı olan bir öğretmenin sendika değiştirdikten sonra kısa bir süre sonra Şube Müdürü olduğunu gördük.
Meslek Liseleri'ndeki öğrenci seviyesi şu anda çıraklık seviyesinde. Ona göre Temel Eğitimden başlayarak ya da mevcut müfredatı elden geçirerek ve alanlarına farklı teşvikler uygulanarak bazı düzenlemeler yapılabilir. Mevcut halde gerginlikler ve öğrenilmişlik çaresizlik arasında gidip geliniyor.
FIRTINALI , 1 hafta önce
Hocam, 'Celladın eline tırpan vermek' benzetmenizdeki endişeyi çok iyi anlıyorum. Maalesef sahadaki liyakatsiz yönetim pratikleri ve geçmişteki 'açık arayan müfettiş' algısı, bu güven bunalımının en büyük sebebi. Bu konuda size hak veriyorum; denetleyen kişi liyakatsizse, denetim bir silaha dönüşür.
Ancak, tam da bu 'keyfiliği' bitirmek için kişilere değil, veri tabanlı standartlara dayalı bir sistem gerekmiyor mu?
Şu anki sistemde işini iyi yapanla yapmayan yasal düzlemde aynı kefede. Eğer net, ölçülebilir ve şeffaf (idarecinin iki dudağı arasına bırakılmayan) mesleki standartlar getirilirse, bu aslında işini hakkıyla yapan öğretmeni o 'cellattan' koruyan bir kalkan olur.
'Gevşemenin sebebini teşhis edelim' diyorsunuz, çok doğru. Ancak gevşemenin en büyük sebeplerinden biri de sistemin 'ne kadar çabalarsan çabala, hiç çabalamayanla aynı haklara sahipsin' diyerek çalışan öğretmeni demotive etmesi değil mi?
İyi öğrenci öğretmeni diri tutar, evet. Ama meslek liselerinde veya dezavantajlı bölgelerde, öğrencinin talepkar olmadığı durumlarda öğretmenin 'kendi iç disiplini' devreye girmeli. Sistem bunu şansa bırakmamalı.
Özetle; korkumuz 'adaletsiz uygulama' olmalı, 'yeterlilik aranması' değil. Biz nitelik denetimine karşı çıkarsak, toplumun gözünde 'dokunulmazlık zırhına saklanan' bir meslek grubu gibi algılanma riskimiz var. İtirazımızı 'denetim olmasın' diye değil, 'denetim objektif, bilimsel ve geliştirici olsun' şeklinde yaparsak daha güçlü oluruz."