Editörler : StMngr
15 Ocak 2026 07:32

Üniversitelerin 3 yıla düşürülmesi uygulama planı

Üniversitelerin üç yıla düşürülmesi ile ilgili bazı sitelerde üç sömestir tatili olacağı ve yaz tatilinin bir aya indirileceği konuşulmakta. Programın eylülde başlayıp, 11-12 hafta ders dönemi olacağı ve eğitim yılının haziran sonu gibi sınavlar dahil sona ereceğini ve arada 2 sömestr olacağını anlamıştım.

Başta uygulanabilir mi demiştim ancak bu yeni sistemin Türk akademisini dinamitleyeceği çok açık. İlk 500?e sadece dört üniversitemizin girebildiği, ilk 100?de hiç üniversitemizin yer almadığı bir ortamda ders dönemi vize, vizenin mazereti, final, bütünleşme döngüsü yılda üç kez devam ederse akademisyenler hangi ara eğitim sürecinden başını kaldırıp makale yazacak. Büyük bir soru işareti. YÖK başkanı daha önce amacımız ilk 100?e giren üniversite demiş. Çok merak ediyorum, neredeyse senenin tamamına yayılan bu denli yoğun eğitim faaliyetler sonrası başkan şapkadan kuş çıkacak sanıyor sanırım.


ahmettdemr
Genel Müdür
15 Ocak 2026 08:53

şu ana kadar yök başkanının bir tv programında yaptığı açıklama dışında resmi bir bilgilendirme ben göremedim. haber kanallarında sürekli birbirinin kopyası haberler dönüyor ama hiçbirinde resmi bir açıklamaya yer verilmiyor. yök başkanının açıklamasını baz alırsak bir yılda üç dönem olacak. eylül ayında başlayıp temmuz ayında bitecek. 1 eylül-1 temmuz arasında 43 hafta var. sömestr tatillerini, vize final sınav haftalarını, resmi tatilleri vs çıkarsak geriye 32-34 hafta gibi bir süre kalacak herhalde. yök başkanı da 14 haftalık dönemin kısalacağını söylemiş. bir dönem 11-12 hafta gibi olacak o zaman. 8 dönemlik eğitimin ve lisans programlarındaki 240 akts'nin değişmeyeceğini söylemiş. bu durumda öğrenciler için iki yıl 3 dönem, bir yıl 2 dönem olacak (akademisyenler için her sene 3 dönem olacak tabi). muhtemelen 2 dönem olacak yıldaki boşlukta daha uzun bir staj yapacaklar çünkü staj sürelerinin kısa olduğu ile ilgili bir açıklaması da var. benim açıklamalardan anladığım sistem bu. eğer başka bir resmi açıklama varsa bilmiyorum.

eğer böyle olacaksa, anladığım kadarıyla ders planları değişmeyecek. ilk haberi duyduğumda ders planlarının sıfırdan bir daha yapılacağını düşünmüştüm. bu korkunç bir iş yükü demek. ama yılda 28 hafta yapılan dersler en az 33 haftaya çıkacak. bu durum ders yükünü artıracak. detayları öğrenmeden bir şey söylemek zor. bu konu bizi bir süre daha meşgul edecek gibi.

diğer taraftan kalite ve akreditasyon süreçlerinde puko döngüsünü dilinden düşürmeyen ve yapılan her değişiklikte iç ve dış paydaş görüşü alınmalı diyen yetkililer bu büyük düzenlemeyi kime sorarak yapıyor merak ediyorum. en azından benim tanıdığım akademisyen/öğrenci kimseye görüş sorulmadı. üniversitelerin hali de ortada. yök'ün yapacağı düzenlemelerin bizlere faydası olacağına inanmak çok zor.


Makuliyet
Aday Memur
15 Ocak 2026 09:50

Yaptım Oldu...... mantığı


Makuliyet
Aday Memur
15 Ocak 2026 09:52

Niye, nasıl, hangi sebeple, neticelerini öngörme ...yok öyle şey,. -ki tutmayacak


PhDCe
Şef
15 Ocak 2026 12:28

Allah'a şükür bizim okula gelmedi yoksa istifa etmek zorunda kalacaktım sanırım. getireceği kaos ve ekstra iş yükünü tahmin etmek zor değil hiçbir faydası olmadan


patitent
Şef
15 Ocak 2026 14:27

Hocam öncelikle uygulanmaması en doğru olan. Zira, zaman darlığından akademik üretim olumsuz etkilenecek. Ek olarak, zaten eğitim kalitesinde orta seviyede olan birçok üniversitede eğitim-öğretim kalitesi ve sınavların ölçme özelliği daha da düşecek. Sonuçta 3 yılda fakülte mezunu olmuş binlerce öğrenci. Ama ne kadar alanlarında yeterliliğe sahip olacaklar, orası muamma. Öte yandan karma karışık bir hale gelebilir bir anda tüm sistem. Başladıktan sonra biz vazgeçtik de diyemezsiniz, en azından 3-4 yıl geçmesi gerekir. Her şeye rağman başlayacaklarsa da böyle bir sisteme, eğitim yılı eylül 1'de başlayıp, ders dönemi haziran ortasında bitmeli, final+büt temmuz 1'i geçmemeli ki, akademisyenlere 3 yarıyıl sonrası dinlenme+akademik üretime vakit kalsın. Tekrar söylüyorum böyle bir adım atılmamalı, faydasından çok zararı olacak görünüyor.

ahmettdemr, 4 hafta önce

şu ana kadar yök başkanının bir tv programında yaptığı açıklama dışında resmi bir bilgilendirme ben göremedim. haber kanallarında sürekli birbirinin kopyası haberler dönüyor ama hiçbirinde resmi bir açıklamaya yer verilmiyor. yök başkanının açıklamasını baz alırsak bir yılda üç dönem olacak. eylül ayında başlayıp temmuz ayında bitecek. 1 eylül-1 temmuz arasında 43 hafta var. sömestr tatillerini, vize final sınav haftalarını, resmi tatilleri vs çıkarsak geriye 32-34 hafta gibi bir süre kalacak herhalde. yök başkanı da 14 haftalık dönemin kısalacağını söylemiş. bir dönem 11-12 hafta gibi olacak o zaman. 8 dönemlik eğitimin ve lisans programlarındaki 240 akts'nin değişmeyeceğini söylemiş. bu durumda öğrenciler için iki yıl 3 dönem, bir yıl 2 dönem olacak (akademisyenler için her sene 3 dönem olacak tabi). muhtemelen 2 dönem olacak yıldaki boşlukta daha uzun bir staj yapacaklar çünkü staj sürelerinin kısa olduğu ile ilgili bir açıklaması da var. benim açıklamalardan anladığım sistem bu. eğer başka bir resmi açıklama varsa bilmiyorum.

eğer böyle olacaksa, anladığım kadarıyla ders planları değişmeyecek. ilk haberi duyduğumda ders planlarının sıfırdan bir daha yapılacağını düşünmüştüm. bu korkunç bir iş yükü demek. ama yılda 28 hafta yapılan dersler en az 33 haftaya çıkacak. bu durum ders yükünü artıracak. detayları öğrenmeden bir şey söylemek zor. bu konu bizi bir süre daha meşgul edecek gibi.

diğer taraftan kalite ve akreditasyon süreçlerinde puko döngüsünü dilinden düşürmeyen ve yapılan her değişiklikte iç ve dış paydaş görüşü alınmalı diyen yetkililer bu büyük düzenlemeyi kime sorarak yapıyor merak ediyorum. en azından benim tanıdığım akademisyen/öğrenci kimseye görüş sorulmadı. üniversitelerin hali de ortada. yök'ün yapacağı düzenlemelerin bizlere faydası olacağına inanmak çok zor.


Aksiyaset
Yasaklı
15 Ocak 2026 19:04

Artırılan yükselme kriterleri ile akademisyenler ne kadar yoğun çalışırlarsa çalışsınlar, yayın yapmak durumundalar. Yapmazlarsa yükselemezler. Dolayısıyla yoğunluk, bahane olmayacak. Hatta, azaltılan kadro sayıları da dikkate alındığında, yayını hızlı yapan kadroyu kapacak, rakipleri belki yıllarca bekleyecek. Böylece halkın akademisyenlere olan negatif algısı da ileride düzelebilir.

Yaz döneminde akademisyenlerin ders anlatması, sınav hazırlaması, okuması, not girişleri ve diğer işler ile, personel başına ödenen ücret karşılığında daha yüksek verim alınacak. Her akademisyenin verdiği ders yükü 1.5 katına çıkarılmış olacak. Bu çerçevede,yeni sistemde eskisi kadar kadro ihdası da olmayacağını tahmin ediyorum.

Ekonomik açıdan verimli olduğu açık. Daha az sayıdaki akaxemisyenle sürdürülebilecek bir sistem. Olası istifalar da kamu tasarrufu olmuş olur. 👍


hcOjp
Memur
23 Ocak 2026 19:07

Örgün öğretim için değil ancak açıköğretim programları için bence oldukça yararlı olabilir.

Kendimden bir örnek vereyim:

Eğer sistem değişmediyse, açıköğretim fakültesinde her bir dönem toplam 30 krediden oluşuyor ve 45 kredi alma olanağı sunuluyor, ilk 2 dönem haricinde.

İkinci sınıftan (3. dönemden) itibaren üst dönemden 15 kredi alınabiliyor (tabi ki alttan dersiniz kalmadıysa).

Ben de böyle yapmıştım, 3. ve 4. dönemde, 5. ve 6. dönemden 15'er kredi alıp; 5. ve 6. dönemde de 7. ve 8. sınıf derslerinin tamamını alıp 3 yılda bitirmiştim.

Açıköğretim programlarında yılda 3 akademik dönem belki yararlı olabilir öğrenciler için.

Ama örgün öğretim için öngörülemez sorunlar çıkarma olasılığı çok yüksek.

Toplam 7 mesaj

Çok Yazılan Konular

Sözlük

Son Haberler

Editörün Seçimi