Esasında
ücretli öğretmenlerin eğitim durumu, görevlendirildiği branşın
öğretmeni olup olmadığı, formasyon sahibi olup/olmaması,
tecrübesi gibi etkenlerin dikkate alınması gerekir ama maalesef
bunların hiçbirine bakılmıyor. Kendimden örnek vereyim. Ben de
ücretli öğretmenlik yaptım. Branşım dkab. İlahiyat Fakültesi
mezunuyum ve formasyon sahibiyim. (Din Kültürü Öğretmenliği
bölümü kapatıldığı için ilahiyat fakültelerine formasyon
veriliyor, eğitim fakültesi müfredatı uygulanıyor) Ücretli
öğretmenliğimin ilk yılında okuldaki norm ikiydi. Kadrolu
öğretmenimiz doğum iznindeydi, iki ücretli öğretmen
çalışıyorduk. Ve diğer ücretli öğretmen iki yıllık açık
öğretim mezunuydu. Kadrolu öğretmenimiz ikinci dönem geleceği
zaman, işe devam etmesi gereken kişi ben olduğum halde ilçe mem
diğer ücretli öğretmenin devam etmesini istedi. Çünkü o
öğretmenin eşinin ilçede tanıdığı vardı. Ben çok uğraşıp
kendim kalmayı başardım, ama tepki göstermeseydim öğretmen
sıfatını taşıyan kişi ben olduğum halde işimden edilecektim.
Okul benden memnundu ve bir norm boş olduğu için sonraki yıllarda
devamımı istedi. Bir yıl daha çalıştıktan sonra diğer yıl
devam edemedim. Çünkü sadece okul müdürünün talebi üzerine
geliyordum, herhangi bir tanıdığım yoktu ve ilçe o yıl torpili
olan birini benim yerime göreve başlattı. Tüm emeklerim, okuldaki
tecrübem, idarenin benden memnun oluşu, öğrencilerimin beni çok
seviyor oluşu ilçenin gözünde hiçbir şey ifade etmedi. Üstelik
ilçe bana "bu yıl ilçe müdürü değişti, istediğini
istediği yere koydu" dedi. Aynı ilçede 9 yıldır aynı
okulda görev yapabilen ücretli öğretmenler varken ben torpilsiz
olduğum için 2 yılda ilçe tarafından gözden çıkarıldım.
Özetle kimin torpili varsa o devam eder. Eğitim durumu, tecrübe,
okulun memnuniyeti kimsenin umrunda değil. Buna göre kendi
durumunuzu değerlendirirsiniz.
Esasında
ücretli öğretmenlerin eğitim durumu, görevlendirildiği branşın
öğretmeni olup olmadığı, formasyon sahibi olup/olmaması,
tecrübesi gibi etkenlerin dikkate alınması gerekir ama maalesef
bunların hiçbirine bakılmıyor. Kendimden örnek vereyim. Ben de
ücretli öğretmenlik yaptım. Branşım dkab. İlahiyat Fakültesi
mezunuyum ve formasyon sahibiyim. (Din Kültürü Öğretmenliği
bölümü kapatıldığı için ilahiyat fakültelerine formasyon
veriliyor, eğitim fakültesi müfredatı uygulanıyor) Ücretli
öğretmenliğimin ilk yılında okuldaki norm ikiydi. Kadrolu
öğretmenimiz doğum iznindeydi, iki ücretli öğretmen
çalışıyorduk. Ve diğer ücretli öğretmen iki yıllık açık
öğretim mezunuydu. Kadrolu öğretmenimiz ikinci dönem geleceği
zaman, işe devam etmesi gereken kişi ben olduğum halde ilçe mem
diğer ücretli öğretmenin devam etmesini istedi. Çünkü o
öğretmenin eşinin ilçede tanıdığı vardı. Ben çok uğraşıp
kendim kalmayı başardım, ama tepki göstermeseydim öğretmen
sıfatını taşıyan kişi ben olduğum halde işimden edilecektim.
Okul benden memnundu ve bir norm boş olduğu için sonraki yıllarda
devamımı istedi. Bir yıl daha çalıştıktan sonra diğer yıl
devam edemedim. Çünkü sadece okul müdürünün talebi üzerine
geliyordum, herhangi bir tanıdığım yoktu ve ilçe o yıl torpili
olan birini benim yerime göreve başlattı. Tüm emeklerim, okuldaki
tecrübem, idarenin benden memnun oluşu, öğrencilerimin beni çok
seviyor oluşu ilçenin gözünde hiçbir şey ifade etmedi. Üstelik
ilçe bana "bu yıl ilçe müdürü değişti, istediğini
istediği yere koydu" dedi. Aynı ilçede 9 yıldır aynı
okulda görev yapabilen ücretli öğretmenler varken ben torpilsiz
olduğum için 2 yılda ilçe tarafından gözden çıkarıldım.
Özetle kimin torpili varsa o devam eder. Eğitim durumu, tecrübe,
okulun memnuniyeti kimsenin umrunda değil. Buna göre kendi
durumunuzu değerlendirirsiniz.