Evet, bu konuyla ilgili soruşturma geçiren, dava açılan ve disiplin süreci yaşayan personel olmuştur. Uygulamada özellikle kontrast maddeyi hekimin fiilî gözetimi olmadan uygulayan radyoloji teknikerleri hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında disiplin soruşturmaları açıldığı görülmektedir. Bu soruşturmalarda kınama, aylıktan kesme ve bazı durumlarda kademe ilerlemesinin durdurulması gibi cezalar verilmiştir.
Komplikasyon gelişen vakalarda ise konu adli boyuta taşınmıştır. Anafilaktik reaksiyon, geç müdahale veya kontrast maddeye bağlı ciddi yan etki oluşması hâlinde, uygulamayı yapan personel hakkında taksirle yaralama, ağır sonuçlarda ise taksirle ölüme sebebiyet suçlamalarıyla adli soruşturma açılmıştır. Bilirkişi raporlarında kontrast madde uygulamasının tıbbi bir işlem olduğu, hekimin gözetimi olmadan yapılmasının kusur teşkil ettiği yönünde değerlendirmeler yer almıştır. Bu durumlarda sorumluluk sadece hekime yüklenmemiş, uygulamayı fiilen yapan tekniker de kusurdan muaf tutulmamıştır.
?Yıllardır bu şekilde çalışılıyor? veya ?kurumda uygulama böyle? şeklindeki savunmaların disiplin ve yargı mercilerinde kabul görmediği görülmektedir. Yerleşik yanlış uygulamaların hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmadığı, aksine kişisel sorumluluğun devam ettiği açıkça vurgulanmıştır.
Hekimin sisteme order girdiği ancak işlem sırasında fiilen bulunmadığı durumlarda da sorumluluk doğmuştur. Bu tür olaylarda hekime gözetim ve denetim kusuru atfedilirken, tekniker açısından yetki sınırlarının aşılması ve dikkat-özen yükümlülüğünün ihlali değerlendirilmiştir. Sorumluluk çoğu dosyada paylaştırılmıştır.
Hemşireler bakımından ise hekimin yanında ve açık talimatı doğrultusunda yardımcı rol üstlenildiğinin tespit edilmesi hâlinde sorumluluğun daha sınırlı tutulduğu, buna karşılık kontrast uygulamasını doğrudan yapan teknikerin daha ağır sorumlulukla karşı karşıya kaldığı örnekler mevcuttur.
Bu nedenle soruşturma geçirenler, dava açılanlar ve disiplin cezası alanlar olmuştur ve bu süreçlerin büyük kısmında yetki sınırlarının aşıldığı tespiti yapılmıştır. Bu konu teorik bir tartışma değil, uygulamada yaşanmış ve hukuki sonuç doğurmuş örneklere dayanmaktadır.
Evet, bu konuyla ilgili soruşturma geçiren, dava açılan ve disiplin süreci yaşayan personel olmuştur. Uygulamada özellikle kontrast maddeyi hekimin fiilî gözetimi olmadan uygulayan radyoloji teknikerleri hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında disiplin soruşturmaları açıldığı görülmektedir. Bu soruşturmalarda kınama, aylıktan kesme ve bazı durumlarda kademe ilerlemesinin durdurulması gibi cezalar verilmiştir.
Komplikasyon gelişen vakalarda ise konu adli boyuta taşınmıştır. Anafilaktik reaksiyon, geç müdahale veya kontrast maddeye bağlı ciddi yan etki oluşması hâlinde, uygulamayı yapan personel hakkında taksirle yaralama, ağır sonuçlarda ise taksirle ölüme sebebiyet suçlamalarıyla adli soruşturma açılmıştır. Bilirkişi raporlarında kontrast madde uygulamasının tıbbi bir işlem olduğu, hekimin gözetimi olmadan yapılmasının kusur teşkil ettiği yönünde değerlendirmeler yer almıştır. Bu durumlarda sorumluluk sadece hekime yüklenmemiş, uygulamayı fiilen yapan tekniker de kusurdan muaf tutulmamıştır.
?Yıllardır bu şekilde çalışılıyor? veya ?kurumda uygulama böyle? şeklindeki savunmaların disiplin ve yargı mercilerinde kabul görmediği görülmektedir. Yerleşik yanlış uygulamaların hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmadığı, aksine kişisel sorumluluğun devam ettiği açıkça vurgulanmıştır.
Hekimin sisteme order girdiği ancak işlem sırasında fiilen bulunmadığı durumlarda da sorumluluk doğmuştur. Bu tür olaylarda hekime gözetim ve denetim kusuru atfedilirken, tekniker açısından yetki sınırlarının aşılması ve dikkat-özen yükümlülüğünün ihlali değerlendirilmiştir. Sorumluluk çoğu dosyada paylaştırılmıştır.
Hemşireler bakımından ise hekimin yanında ve açık talimatı doğrultusunda yardımcı rol üstlenildiğinin tespit edilmesi hâlinde sorumluluğun daha sınırlı tutulduğu, buna karşılık kontrast uygulamasını doğrudan yapan teknikerin daha ağır sorumlulukla karşı karşıya kaldığı örnekler mevcuttur.
Bu nedenle soruşturma geçirenler, dava açılanlar ve disiplin cezası alanlar olmuştur ve bu süreçlerin büyük kısmında yetki sınırlarının aşıldığı tespiti yapılmıştır. Bu konu teorik bir tartışma değil, uygulamada yaşanmış ve hukuki sonuç doğurmuş örneklere dayanmaktadır.