Bu uygulama idarelerin kendi ürettiği bir yöntem değildir. Dayanağını infaz hukuku ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun birlikte değerlendirilmesinden alır.
Denetimli serbestlik, cezanın sona ermesi değil, cezanın infaz şekillerinden biridir. Kişi cezaevinde bulunmasa da cezası infaz edilmeye devam eder. Bu nedenle denetimli serbestlik süresi boyunca infaz hukuken devam eden bir süreçtir.
657 sayılı Kanun açısından belirleyici olan husus, kişinin fiilen cezaevinde yatıp yatmaması değil, hakkında verilen hapis cezasının infazının devam edip etmediğidir. Hapis cezasının infazı sürdüğü müddetçe memuriyet görevi fiilen yürütülemez ve görev askıda kalır. Bu nedenle uygulamada esas alınan tarih, cezanın infazının tamamen sona erdiği tarihtir.
Denetimli serbestlik, kişinin çalışma hayatına uyumunu ve topluma kazandırılmasını hedefler. Ancak bu yaklaşım esas itibarıyla özel sektör ve serbest çalışma bakımından geçerlidir. Kamu görevi ise statü hukukuna tabi olup 657 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirilir. Yargı kararlarında da, hapis cezasının infazı devam eden bir kişinin denetimli serbestlikte olsa dahi memuriyet görevini fiilen sürdüremeyeceği kabul edilmektedir.
Sonuç olarak, denetimli serbestlik süresi de infaz süresine dahil olduğundan, memuriyetin askıda kalması bu sürenin tamamını kapsar. Göreve dönüş, cezanın infazının denetimli serbestlik dahil tamamen sona erdiği tarihten sonraki ilk iş günü itibarıyla mümkün hale gelir. Bu nedenle söz konusu uygulama idarelerin keyfi bir yöntemi değil, yasal düzenlemeler ve yerleşik uygulamaların doğal sonucudur.
Bu uygulama idarelerin kendi ürettiği bir yöntem değildir. Dayanağını infaz hukuku ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun birlikte değerlendirilmesinden alır.
Denetimli serbestlik, cezanın sona ermesi değil, cezanın infaz şekillerinden biridir. Kişi cezaevinde bulunmasa da cezası infaz edilmeye devam eder. Bu nedenle denetimli serbestlik süresi boyunca infaz hukuken devam eden bir süreçtir.
657 sayılı Kanun açısından belirleyici olan husus, kişinin fiilen cezaevinde yatıp yatmaması değil, hakkında verilen hapis cezasının infazının devam edip etmediğidir. Hapis cezasının infazı sürdüğü müddetçe memuriyet görevi fiilen yürütülemez ve görev askıda kalır. Bu nedenle uygulamada esas alınan tarih, cezanın infazının tamamen sona erdiği tarihtir.
Denetimli serbestlik, kişinin çalışma hayatına uyumunu ve topluma kazandırılmasını hedefler. Ancak bu yaklaşım esas itibarıyla özel sektör ve serbest çalışma bakımından geçerlidir. Kamu görevi ise statü hukukuna tabi olup 657 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirilir. Yargı kararlarında da, hapis cezasının infazı devam eden bir kişinin denetimli serbestlikte olsa dahi memuriyet görevini fiilen sürdüremeyeceği kabul edilmektedir.
Sonuç olarak, denetimli serbestlik süresi de infaz süresine dahil olduğundan, memuriyetin askıda kalması bu sürenin tamamını kapsar. Göreve dönüş, cezanın infazının denetimli serbestlik dahil tamamen sona erdiği tarihten sonraki ilk iş günü itibarıyla mümkün hale gelir. Bu nedenle söz konusu uygulama idarelerin keyfi bir yöntemi değil, yasal düzenlemeler ve yerleşik uygulamaların doğal sonucudur.