Buyurun denemesi bedava.
Bir konu açın. Bu site veya herhangi bir sitede, forumda, facebook duvarında.
Ben ceza aldım, kabul ediyorum, suçluyum, ama herkes affoldu. Beni de affedin, deyin. Size 1'e 10 çemkireceklerdir. Hatta b.başına bile umut var, bize neden acep yok, deseniz, yine kimsenin kalbi yumuşamayacaktır.
Ya da bir haberin, bir konunun, bir başlığın altına yorum yazın. Diyelim konu "Öğretmenlik ve unvan olsun." Diyelim konu "Memurların hakları" olsun. Buraya af ile ilgili mesaj yazın bakalım. Birden şu mesajları, insanların erinmeden yazdıklarını göreceksiniz: "Sen bir sus, suç işlemeseydin..." falan filan.
İşte bunun için adı memurlar olan sitenin bile normal forum sayfalarına değil de Disiplin bölümüne yazabiliyorsunuz. Hadi Öğretmenler bölümünde bir af başlığı açın da göreyim.
Hatta "Ben suçsuzum, yanlışlıkla ceza aldım, bana ceza veren amir, dediğine gelmediğim için verdirdi, zaten kendisi de fetöden atıldı, şundan meslekten çıkarıldı..." vs. vs. deyin, hiç kimsenin inanmamasını geçtim, kimsenin sizi dinlemediğini göreceksiniz. "Öyleyse neden ceza aldın, ceza aldın ki bir suç işlemişsindir..." ayaklarına girerler.
Sorsanız "Bu ülkede teftiş ve adalet mekanizması tam mıdır?" diye. Her karar hak ve hakikate uygun mudur?" diye. "Haşa", derler. "Hiçbir konuda bu ülkede adaletin tam olmadığını" iddia ederler. Üstelik bu aksini iddia edenler, sizin cezanızda ise adaletin eksiksiz ve zamanında tesis edildiğinden dem vurular. Üstelik ne yaşadığınıza dair zerre fikirleri olmamasına rağmen bu karara bir lahzada varırlar.
Peki nedeni nedir?
Maalesef Türk halkı (memurlar da bu halkın parçası olarak) "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın." cı olmuşlar. "Başkasının başına gelene güler." olmuşlar. "Düşenin dostu olmaz"cı olmuşlar. "Bize bir eğlence çıksın da gülelim.", ayaklarındalar. "Çamur at izi kalsın"ı geçtim, çamur atıldıysa sen bir pisliksin, demektir, kafasındalar.
Biliyorum, ceza alanların çoğu, en azından buraya af diye ceza alanların çoğu, kendilerini başkasını feda eden, bir yanlışlığa dur, diyen, kötü gidişatı değiştirmek için inisiyatif alma ihtiyacı duyan insanlardır. Bu ve bunun gibi düşünceleri ve duyguları; onları, ceza alacakları olaylar silsilesine sürüklemiştir.
Gerçekler yukarıda yazdığım gibidir. Mücadeleye devam edin, elbet faydası olacaktır. Hayatta her kazanım mücadelenin sonucudur.
Ama bunları bilerek mücadele edin. Arkanıza almak istedikleriniz ile bize yardım edin, diye gittikleriniz kişiler, dikkat edin, yukarıda anlattığım sizi yargısız insaf eden hödükler olmasın, sakın!
Ayrıca yukarıda anlattığım gariplikleri, tezatları, zorbalıkları bilmek, aynı hatalara düşmemeyi de sağlayabilir. Bir ceza varsa, iki ceza da, üç ceza vardır. Yine ayrıca "Bunlar için değmez." cümlesini öpün baş ucunuza koyun.
Benim derdim ne peki? İnanın ben şu durumdayım. Bir şeyi çalınmış ve onu bulmak için yola çıkmış, evden çok uzaklaşmış ve evden niye çıktığını da unutmuş biri, gibiyim.
Buyurun denemesi bedava.
Bir konu açın. Bu site veya herhangi bir sitede, forumda, facebook duvarında.
Ben ceza aldım, kabul ediyorum, suçluyum, ama herkes affoldu. Beni de affedin, deyin. Size 1'e 10 çemkireceklerdir. Hatta b.başına bile umut var, bize neden acep yok, deseniz, yine kimsenin kalbi yumuşamayacaktır.
Ya da bir haberin, bir konunun, bir başlığın altına yorum yazın. Diyelim konu "Öğretmenlik ve unvan olsun." Diyelim konu "Memurların hakları" olsun. Buraya af ile ilgili mesaj yazın bakalım. Birden şu mesajları, insanların erinmeden yazdıklarını göreceksiniz: "Sen bir sus, suç işlemeseydin..." falan filan.
İşte bunun için adı memurlar olan sitenin bile normal forum sayfalarına değil de Disiplin bölümüne yazabiliyorsunuz. Hadi Öğretmenler bölümünde bir af başlığı açın da göreyim.
Hatta "Ben suçsuzum, yanlışlıkla ceza aldım, bana ceza veren amir, dediğine gelmediğim için verdirdi, zaten kendisi de fetöden atıldı, şundan meslekten çıkarıldı..." vs. vs. deyin, hiç kimsenin inanmamasını geçtim, kimsenin sizi dinlemediğini göreceksiniz. "Öyleyse neden ceza aldın, ceza aldın ki bir suç işlemişsindir..." ayaklarına girerler.
Sorsanız "Bu ülkede teftiş ve adalet mekanizması tam mıdır?" diye. Her karar hak ve hakikate uygun mudur?" diye. "Haşa", derler. "Hiçbir konuda bu ülkede adaletin tam olmadığını" iddia ederler. Üstelik bu aksini iddia edenler, sizin cezanızda ise adaletin eksiksiz ve zamanında tesis edildiğinden dem vurular. Üstelik ne yaşadığınıza dair zerre fikirleri olmamasına rağmen bu karara bir lahzada varırlar.
Peki nedeni nedir?
Maalesef Türk halkı (memurlar da bu halkın parçası olarak) "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın." cı olmuşlar. "Başkasının başına gelene güler." olmuşlar. "Düşenin dostu olmaz"cı olmuşlar. "Bize bir eğlence çıksın da gülelim.", ayaklarındalar. "Çamur at izi kalsın"ı geçtim, çamur atıldıysa sen bir pisliksin, demektir, kafasındalar.
Biliyorum, ceza alanların çoğu, en azından buraya af diye ceza alanların çoğu, kendilerini başkasını feda eden, bir yanlışlığa dur, diyen, kötü gidişatı değiştirmek için inisiyatif alma ihtiyacı duyan insanlardır. Bu ve bunun gibi düşünceleri ve duyguları; onları, ceza alacakları olaylar silsilesine sürüklemiştir.
Gerçekler yukarıda yazdığım gibidir. Mücadeleye devam edin, elbet faydası olacaktır. Hayatta her kazanım mücadelenin sonucudur.
Ama bunları bilerek mücadele edin. Arkanıza almak istedikleriniz ile bize yardım edin, diye gittikleriniz kişiler, dikkat edin, yukarıda anlattığım sizi yargısız insaf eden hödükler olmasın, sakın!
Ayrıca yukarıda anlattığım gariplikleri, tezatları, zorbalıkları bilmek, aynı hatalara düşmemeyi de sağlayabilir. Bir ceza varsa, iki ceza da, üç ceza vardır. Yine ayrıca "Bunlar için değmez." cümlesini öpün baş ucunuza koyun.
Benim derdim ne peki? İnanın ben şu durumdayım. Bir şeyi çalınmış ve onu bulmak için yola çıkmış, evden çok uzaklaşmış ve evden niye çıktığını da unutmuş biri, gibiyim.