Anlattığınız olay hukuken basit bir idari tercih değildir, açık biçimde hak ihlalidir. Engelli bir hemşire olarak üniversite eğitimi almak amacıyla tayin olmuşsunuz, eğitim gereği nöbet tutmanız gerektiğini açıkça belirtmişsiniz ve buna rağmen idare tarafından önce heyete sevk edilmişsiniz. Heyet raporuyla nöbet tutabileceğiniz tespit edilmesine rağmen bu kez hasta güvenliği ve sağlık güvenliği gibi soyut gerekçeler ileri sürülerek nöbet tutmanız fiilen engellenmiştir. Bu uygulama sonucunda üniversitede ilk dönemde sınıfta kalmanız, eğitim hakkınızın doğrudan engellendiğini göstermektedir.
Anayasa?nın 42. maddesi eğitim ve öğrenim hakkını güvence altına alır ve bu hak idari tasarruflarla dolaylı biçimde dahi sınırlandırılamaz. 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu?nun eşitlik ilkesi uyarınca, engellilik durumunuz aleyhinize bir uygulamaya gerekçe yapılamaz. İdare, yetkili sağlık kurulunun verdiği nöbet tutabilir raporunu yok sayarak kendi başına tıbbi değerlendirme yapamaz. Böyle bir yaklaşım hukuken geçerli değildir.
Ayrıca on bir yıllık memuriyet hayatınız boyunca kendi isteğinizle aktif nöbet tutmuş olmanız, idare açısından yerleşik bir uygulama oluşturur. Yerleşik uygulamanın kaldırılabilmesi için somut, yeni ve belgeye dayalı bir durumun ortaya konulması gerekir. Mevcut durumda böyle bir gerekçe bulunmadığı gibi, aksine elinizde nöbet tutabileceğinizi açıkça gösteren bir heyet raporu vardır. Hasta güvenliği gibi genel ve soyut ifadeler, bireysel bir hakkın sınırlandırılması için yeterli ve hukuki gerekçe sayılamaz.
Bundan sonraki aşamada tüm işlemlerin mutlaka yazılı yürütülmesi gerekir. Nöbet talebinizin reddine ilişkin tüm yazılı cevapları saklamalı, sözlü bildirimlerle yetinmemelisiniz. İkinci dönem başlamadan önce nöbet talebinizi yeniden yazılı olarak yapmanız, bu dilekçede heyet raporuna, eğitim hakkınızın fiilen engellendiğine ve engellilik nedeniyle ayrımcılık yapıldığına açıkça yer vermeniz önemlidir.
Bu başvurunun reddedilmesi halinde idare mahkemesinde yürütmenin durdurulması istemiyle iptal davası açılması hukuken güçlü bir seçenektir. Eğitim dönemi devam ederken nöbet tutamamanız telafisi güç ve imkânsız zarara yol açtığı için yürütmenin durdurulması şartları somut olarak oluşmuştur. Uygulamada bu tür davalarda mahkemeler çoğu zaman personel lehine karar vermektedir.
Dava süreciyle eş zamanlı olarak CİMER, İl Sağlık Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı nezdinde başvuru yapılması da idare üzerinde denetim ve baskı oluşturabilir. Başvurularda engelli bir personelin eğitim hakkının heyet raporuna rağmen engellendiği ve ayrımcılığa maruz kaldığı açıkça ifade edilmelidir.
Yaşadığınız durum kader ya da idarenin takdir yetkisi değildir. Hukuki dayanakları güçlü, belgeleri mevcut bir hak ihlalidir. Zaman aleyhinize işlediği için gecikmeden yazılı başvuru ve dava yoluna gitmeniz, bu uygulamanın kalıcı hale gelmesini engellemek açısından kritik önemdedir.
Anlattığınız olay hukuken basit bir idari tercih değildir, açık biçimde hak ihlalidir. Engelli bir hemşire olarak üniversite eğitimi almak amacıyla tayin olmuşsunuz, eğitim gereği nöbet tutmanız gerektiğini açıkça belirtmişsiniz ve buna rağmen idare tarafından önce heyete sevk edilmişsiniz. Heyet raporuyla nöbet tutabileceğiniz tespit edilmesine rağmen bu kez hasta güvenliği ve sağlık güvenliği gibi soyut gerekçeler ileri sürülerek nöbet tutmanız fiilen engellenmiştir. Bu uygulama sonucunda üniversitede ilk dönemde sınıfta kalmanız, eğitim hakkınızın doğrudan engellendiğini göstermektedir.
Anayasa?nın 42. maddesi eğitim ve öğrenim hakkını güvence altına alır ve bu hak idari tasarruflarla dolaylı biçimde dahi sınırlandırılamaz. 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu?nun eşitlik ilkesi uyarınca, engellilik durumunuz aleyhinize bir uygulamaya gerekçe yapılamaz. İdare, yetkili sağlık kurulunun verdiği nöbet tutabilir raporunu yok sayarak kendi başına tıbbi değerlendirme yapamaz. Böyle bir yaklaşım hukuken geçerli değildir.
Ayrıca on bir yıllık memuriyet hayatınız boyunca kendi isteğinizle aktif nöbet tutmuş olmanız, idare açısından yerleşik bir uygulama oluşturur. Yerleşik uygulamanın kaldırılabilmesi için somut, yeni ve belgeye dayalı bir durumun ortaya konulması gerekir. Mevcut durumda böyle bir gerekçe bulunmadığı gibi, aksine elinizde nöbet tutabileceğinizi açıkça gösteren bir heyet raporu vardır. Hasta güvenliği gibi genel ve soyut ifadeler, bireysel bir hakkın sınırlandırılması için yeterli ve hukuki gerekçe sayılamaz.
Bundan sonraki aşamada tüm işlemlerin mutlaka yazılı yürütülmesi gerekir. Nöbet talebinizin reddine ilişkin tüm yazılı cevapları saklamalı, sözlü bildirimlerle yetinmemelisiniz. İkinci dönem başlamadan önce nöbet talebinizi yeniden yazılı olarak yapmanız, bu dilekçede heyet raporuna, eğitim hakkınızın fiilen engellendiğine ve engellilik nedeniyle ayrımcılık yapıldığına açıkça yer vermeniz önemlidir.
Bu başvurunun reddedilmesi halinde idare mahkemesinde yürütmenin durdurulması istemiyle iptal davası açılması hukuken güçlü bir seçenektir. Eğitim dönemi devam ederken nöbet tutamamanız telafisi güç ve imkânsız zarara yol açtığı için yürütmenin durdurulması şartları somut olarak oluşmuştur. Uygulamada bu tür davalarda mahkemeler çoğu zaman personel lehine karar vermektedir.
Dava süreciyle eş zamanlı olarak CİMER, İl Sağlık Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı nezdinde başvuru yapılması da idare üzerinde denetim ve baskı oluşturabilir. Başvurularda engelli bir personelin eğitim hakkının heyet raporuna rağmen engellendiği ve ayrımcılığa maruz kaldığı açıkça ifade edilmelidir.
Yaşadığınız durum kader ya da idarenin takdir yetkisi değildir. Hukuki dayanakları güçlü, belgeleri mevcut bir hak ihlalidir. Zaman aleyhinize işlediği için gecikmeden yazılı başvuru ve dava yoluna gitmeniz, bu uygulamanın kalıcı hale gelmesini engellemek açısından kritik önemdedir.