Editörler : **sude**
12345678910111213»
24 Mayıs 2007 01:25

Ş@h-in
Müsteşar

Hastane Önünde İncir Ağacı

Yozgat/Akdağmadeni - Nida Tüfekçi

Hastane Önünde İncir Ağacı (Annem Ağacı)

Doktor Bulamadı Buna İlâcı (Annem İlâcı)

Baş Tabip Geliyor Zehirden Acı (Annem Vay Acı)

Garip Kaldım Yüreğime Derdoldu (Annem Derdoldu)

Ellerin Vatanı Bana Yurdoldu (Annem Yurdoldu)

Mezarımı Kazın Bayıra Düze (Annem Vay Düze)

Yönünü Çevirin Sıladan Yüze (Annem Vay Yüze)

Benden Selâm Söylen Sevdiğimize (Sevdiğimize)

Başına Koysun Karalar Bağlasın (Annem Bağlasın)

Gurbet Elde Kaldım Diye Ağlasın (Annem Ağlasın)

24 Mayıs 2007 08:02

Ş@h-in
Müsteşar

Bir garib kuş idim bakın hâlime

Yavru şahin vurdı sinem yâreli

Varamadım mekânıma elime

Yavru şahin vurdu sinem yâreli

-Gevherî-

24 Mayıs 2007 08:11

Ş@h-in
Müsteşar

Acem Gızı

-Kırşehir-Çekiç Ali-Osman Özdenkçi-

Çırpınıp Da Şan Ovaya Çıkınca

Eğlen Şan Ovada Gal Acem Gızı.

Uğrun Uğrun Gaş Altından Bakınca

Can Telef Ediyor Gül Acem Gızı.

Seni Seven Oğlan Neylesin Malı,

Yumdukça Gözünden Döker Mercanı.

Burun Fındık Ağzı Gahve Fincanı,

Şeker Mi, Şerbet Mi Bal Acem Gızı.

24 Mayıs 2007 11:52

BAHAR_23
Şef

VASİYET

Önce abdest almak isterim gözyaşlarımdan

Sonra, en sen kokan elbiselerin üzerinde

İki rekat namaz kılmak isterim

Dönüp dergahından yana

Ve açıp ellerimi dua etmek isterim sonra

Senin için

Ömrün uzun olsun için

Daha nicelerini öldürmen için

Yar elinden öldüğüme şükür için

Uzun uzun , için için ağlamak isterim?

Sonra assınlar isterim yaftamı boynuma

Suçu: Sevmek

-ki tek kelime de olsa suç suçtur bunu herkes bilsin-

ahhh

Neyleyim, göz görüp gönül sevdiyse neyleyim

Güpegündüz yolarımı kaybetmişsem neyleyim

Kimseler yanlış anlamasın lütfen

Af değildir dilendiğim

Belki cezamı çekmek isterim?

Durmayıp çıkarsınlar kaşlarının darağacına

Assınlar beni saçından uganlara

Ve çeksinler ayaklarımın altından birden seni

Sallanayım ben boşlukta

Sallanayım kuşluk vaktine kadar

Bir kırmızı gül iliştir sen saçlarıma sonra

Utansın böylece öldüğümü sananlar?

Vasiyetimdir;

Gözlerinden bir yağmur çiselesin sonra cesedimim üstüne

Islanayım

Taa kuruyan iliklerime kadar ıslanayım

Ve gömsünler beni sonra

Bir dolunay akşamında sessizce

Ebedi istirahatgahıma;

Gözlerine?

Rıdvan CANIM

24 Mayıs 2007 13:43

mrarsenic
Kapalı

Çok Sevmek

Bizi kandıran o şarkılar, o mavi gece

O sıcaklığı beyaz ellerin, o ilk bakış

Sebepsizliğin sebep olduğu şafak vakti

O çok sevmek gecelerde o çaresiz aldanış.

Uzayan saçlar, alnında avuçlarımızın

İste o, insanin bir yerde, aşka boyun eğmesi

Kırılmak, bölünmek, o hep bütünlenmek

O çok sevmek, tenin bir başka tene değmesi.

Yanmak mi o eski cağlarda yanmak

Kul olup savrulmak rüzgara karşı

İlk kesilmişliği mağrur ellerimizin

O çok sevmek, kanımızın o ilk akısı.

iste pınarlar, testiler, ırmaklar, çeşmeler

Kanlı avuçlarla içmek aşkı kanmadan

O kıyılarımızdaki denizin ilk coşkunluğu

O çok sevmek büyütmek onu hep, orada o zaman

Kazımak ulu ağaç gövdelerine adımızı

Yazmak her şeyi bir kumların üstüne

O her işkenceye mahkum olmuşluğumuz

O çok sevmek, daha çok sevmek günden güne.

Öyle delicesine, öyle korkunç, öyle çılgın

O çok sevmek o yanardağ, o ateş, o yangın...

.

Ümit Yaşar OĞUZCAN

24 Mayıs 2007 13:45

mrarsenic
Kapalı

Sen Gittikten Sonra

Sen gittikten sonra

Gecenin ürkek kaldırımları

En iyi dostum oldu benim

Kapkara gecemi aydınlatan

Parlak sokak lambalarına anlattım seni

Gecenin getirdiği köşedekim sarhoş dostum

Bir şişe şarabını paylaştı benimle

Ben de onunla dertlerimi

Sen gittikten sonra

Bir daha o sokağa girmedim

O evi bir daha görmedim

Sen gittikten sonra

Bir daha asla ölmedim.

Çiğdem Akçagöz

24 Mayıs 2007 14:11

mrarsenic
Kapalı

Rapunzel

saçlarını çöz geceye karşı

adını inat koy bahçende açan gülün

yağmuru kırdık rapunzel biz bir bebeği öldürdük

unuttum çıbanlar baş verdi tenimde

saçları yokmuydu maksatlı kızların

süzülürdü gözlerin değince gözlerime

sana minnettar dilsizler

seni masallardan çıkardım

ve yaşadım bir günahı seninle

çıplak ayaklarını gizle gözlerden

yağmurun dokunduğu her yerini

sesini koru günah kelimelerden

yanında meleklerden bir ordu

saçlarını çöz geceye karşı

cadılar çıkmadan yerlerinden

inancın sancağını diktim her kapısız kuleye

adını yazdığım her sayfayı yoldum defterden

lakin rapunzel saçların korudu güzelliğini

dilin yağmurlarla sustu

sakin mahpusları korudu

kapını zorluyor dilenci orduları

gazete küpürlerinde buna rastlanmıyor

para desteleri rapunzel, güzel kızların

kararan alınlarını süslüyor

öpmüyorum artık yüzünü çocukların

kirli elleri yakalarımda bundan ötürü

dinle rapunzel

güneşi suratsızlara bıraktık

dilin gücü kalmadı

yağmur sularıyla ıslattık

sana öldüm diye ağlamak geçiyor içimden

bekar odalarında yalnız bir ölü

gözlerim arsız seni görmemekten

odamda ifritler dolanıyor

kulaklarımda çekilen sevgililerin sözü

beni sokak ortalarında bırakıyor

kendimi unuttum uzaktan duyunca ağlayışını

şarkını sürdür rapunzel geceye karşı

saçlarını sarkıt sen bağımsız kollarına erkeklerin

güzel bir ölüm beğenerek kendime

güllere, leylaklara aldırmadan ölüyorum

yalnız duyunca rapunzel ağladığını

kendime lanet ederek, lanet ederek yiğitliğime

inceliğime yükleniyorum

yağan yağmur durur rapunzel

baharda kar yağar sen küsersen

karıncalar aç kalır sen gidersen gizlice

ve biter bir ömür

sana unutmanın ağırlığını anlatmıştım

ağı bir balığın nasıl kırdığını özgürlük için

o engin denizde bir gün

anlatmıştım her insan gibi öldüğünü

dinle rapunzel

sararak dilini parmaklarına

ufkun ötesine sessizce geçtiğini

benden saklayamazsın

açsan da kapını birgün başkalarına

beni hiçbir zaman unutamazsın

sana öldüğümü anlatamam

cılızlaşan alevimin yavaşca söndüğünü

ve kalbimin hergün büyüdüğünü hasretinle

sana uzak kalmak Allah'a uzak kalmak demektir

duy artık, duy rapunzel çığlıklarımı

boğazlanan bir martınınkini andıran

bu bir aşk şarkısıdır

ve adı sevinmemektir.

geçmedi sancısı savurduğun okların göğsümde

yağmur her düştüğü yeri yakıyor

inan rapunzel dilinde açan her çiçek

beni hiçliğin kucağına acımasız atıyor

artık yaşamaya kurulu bir kukla gibi

kulenin dibinde dönmeyeceğim

ve inansam da daima beni sevdiğine

ismini birdaha seslenmeyeceğim

yine bir melek olarak sarkıt saçlarını

yahut kulende kal, insan ol biraz.

24 Mayıs 2007 14:12

mrarsenic
Kapalı

düşlerim

hayallerimi sende bulamayacağımı

anladığımdan beri

kırıklarını karıştırmıyorum düşlerime

artık bu yabancılığa,

samimiyetten yoksun esen bu rüzgara

dur de!

bu yıpranmışlık tüketiyor beni

onulması imkansız yaralar açıyor,

her türlü süsten arındırıp

yalınlaştırmaya çalıştığım bu yürekte.

yitip gidiyor,eyvah!

düşleriminse son demi.

yetiş artık

çılgınca koşup bağıran

bu yüreğin ardından.

aşksız ve onlarsız

yaşayamaz ki,

ekmek gibi,su gibi anla.

küçük de olsa takvimlerdeki yeri

kıyma,yabana atma düşlerimi.

yitip gidiyorlar,eyvah!!!

24 Mayıs 2007 15:08

BAHAR_23
Şef

SON ARZU

Şarkımızı dinlerken ağlamasan da

Beni hiç anmasanda olur

Armağanım olsun sana

Neşem,saadetim,herşeyim...

Ben yolumun yolcusu

Derdimin dertlisiyim

Madem ki yolum sonsuz

Ve madem ki ayrıldık

Ne seni isterim artık

Ne de senden başka birşey...

AYHAN İNAL

24 Mayıs 2007 15:11

BAHAR_23
Şef

SEBEB-İ HAYAL

Hicranını yaşadığım bu alemde

Hala hayale dalıyorsam

Yadırgama

Gözlerini görmüşüm bir defa...

ABDULKADİR EKİCİ

24 Mayıs 2007 18:05

Ş@h-in
Müsteşar

Yüce Dağ Başına Yağan Kar İdim

Yağdı Yağmur Güneş Vurdu Eridim

Evvel Yarin Sevdiğide Ben İdim

Şimdi Uzaklardan Bakan Ben Oldum

24 Mayıs 2007 18:14

Ş@h-in
Müsteşar

Seher yeli nazlı yare

Bildir beni bildir beni

Düşmüşüm elden ayaktan

Kaldır beni kaldır beni

-KUL AHMET -

24 Mayıs 2007 20:23

mrarsenic
Kapalı

Kalp Ağrısı

Iste yine basbasayiz icimin acisi

yine birlikteyiz

ver elini

sus ve ne olur incitme beni

Ey kalbimin agrisi

ver elini

cikalim seninle soluksuz kalmadan sessizce

bu karanlik ve ugultulu ormandan

Icimin acisi, kalbimin agrisi, askim

iste yine basbasayiz

ver elini

sus ve ne olur incitme beni .......

24 Mayıs 2007 20:25

mrarsenic
Kapalı

Başkentin Ufkunda

Vakit sensiz geçen günün ertesi,

Sustu tüm kuşların şen şakrak sesi,

Zevk sefa mevsimi, yas neyin nesi?

Nedendir matem durup dururken? ...

Titriyor şebnemler, gül üşür gibi,

Bülbüller derdimi bölüşür gibi.

Hayalin halime gülüşür gibi,

Kollarım boşluğu sarıp dururken...

Bendim mutluluktan ucan güvercin,

Düşler ülkesinden gelen habercin,

Avcılardan uzak bir yuva için,

Toz pembe hayaller kurup dururken...

Gel gör ki kaderin kara yelleri,

Yıktı gönlümdeki tüm emelleri,

Kapımın ecelin soğuk elleri,

Vakitli vakitsiz vurup dururken...

Aşk ne imiş görsen de dönsen de geri!

Ah! Bir gizli girsen de içeri!

Hasretin elinden kanlı hançeri,

Üstüme üstüme varıp dururken! ....

Her aksam kaybolup gün batışında,

Beni arıyorum senin dışında,

Hasta kalbim hala her atışında,

Her nefeste seni sorup dururken! ...

İçtim derdalan?ın ilk bardağını,

Sıklamen süslerken Elmadağı 'nı.

Görüyor gibiyim kor dudağını,

Başkentin ufkunda durup dururken

cemal safi

24 Mayıs 2007 20:27

mrarsenic
Kapalı

Özledim seni...

Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir...

Beynimi uyuşturuyor özlemin...

Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl

içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.

Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp

sürekli bir boşluğa dönüşüyor.

Sabahlara seni okşayarak başlamaları, akşamları her işi bir kenara koyup

seninle baş başa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı,

yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü...

Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak,

bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken...

Ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken...

Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler,

geceler boyu nöbet tuttuk başında... O şen kahkahalarına

yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek...

"Atlattı" müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak,

doktorun böldü sevincimizi: "Yaşayamaz artık bu evde...

Yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde" dedi,

"O gitmeli... Ve kendine yeni bir hayat çizmeli..."

Bilsen ne zor, gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana...

Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek...

Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek

ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" demek...

"Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın

mutluluğa" demek sana ne zor...

Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden,

sesin, kokun hala beynimdeyken...

Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda

bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...

Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek...

Ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın

arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı,

yan yana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı,

onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına,

arkadan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor...

Ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla

uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek...

Yokluğunu beklemek, ne zor...

Bunları düşündükçe, şu anda uzaklarda bir yerlerde

üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp,

terk edilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları, yalnız bulvarları arşınlayarak

sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak

ve yavaşça üzerini örtmek geliyor içimden...

Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe

dönüşmesinden hicran duyuyorum.

Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde,

terk etmişlere özgü bir terk edilme korkusunu da

yüreğimin derinliklerinde duyarak sana koşmak,

yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek

ve "Dön bebeğim" demek istiyorum:

"Geri dön... Kulüben seni bekliyor..."

can dündar

24 Mayıs 2007 20:42

Ali İhsan TÜKEL
Kapalı

poyraz hocam güzel olmuş...süpersiniz...keşke her sayfada farklı farkı müzikler çalmaya devam etse...ilk sayfayla kalmasın derim...ilginize...bilginize ve emeğinize sonsuz teşekkürler.

24 Mayıs 2007 20:43

hayalsokağı
Aday Memur

Yalnız Ölmek

Dalgalarla,çekip gideceğim.

Ne arayanım olacak,ne soranım

Bir sabah,bir sabah...

Ne kadar yalnız yaşadımsa

O kadar yalnız ...öleceğim

24 Mayıs 2007 20:51

mrarsenic
Kapalı

Ay Karanlık

Maviye

Maviye çalar gözlerin,

Yangın mavisine

Rüzgarda asi,

Körsem,

Senden gayrısına yoksam,

Bozuksam,

Can benim, düş benim,

Ellere nesi?

Hadi gel,

Ay karanlık...

İtten aç,

Yılandan çıplak,

Vurgun ve bela

Gelip durmuşsam kapına

Var mı ki doymazlığım?

İlle de ille

Sevmelerim,

Sevmelerim gibisi?

Oturmuş yazıcılar

Fermanım yazar

N'olur gel,

Ay karanlık...

Dört yanım puşt zulası,

Dost yüzlü,

Dost gülücüklü

Cıgaramdan yanar.

Alnım öperler,

Suskun, hayın, çıyansı.

Dört yanım puşt zulası,

Dönerim dönerim çıkmaz.

En leylim gecede ölesim tutmuş,

Etme gel,

Ay karanlık...

ahmet arif

24 Mayıs 2007 21:15

mrarsenic
Kapalı

Söyle Yağmur Çamur

Söyle yağmur çamur

Değmedi yüreğime

Söyle ben nerdeyim

Sen nerde

Söyle ay doğmadan

Düşmesin yaş gözüme

Söyle ben nerdeyim

Sen nerde

Dışarıda kar yağıyor

Benim için yağmur

Ağlama gözbebeğim

Biraz daha dur

Yüregime basa basa

İçimden yar gidiyor

Ağlama iki gözüm

Biraz daha dur

Ay ayy ay yanıyor ömrüm

Vallahi yamur çamur

Değmedi yüreğime

Söyle ben nerdeyim

Sen nerde

Söyle ay doğmadan

Düşmesin yaş gözüme

Söyle ben nerdeyim

Sen nerde

Söyle yamur söyle

Değmeden yüreğime

Söyle gökyüne

O nerde

Söyle baksın gece

Dağlardan hasretime

Söyle bilmesemde

O nerde

Söyle ay doğmadan

Düşmesin yaş gözüme

Söyle gökyüzüne

O nerde.

Ahmet Kaya

24 Mayıs 2007 22:31

mrarsenic
Kapalı

Unutulmuş Mutluluk

Yine sensiz,yine umut dolu bir bahar akşamı

Bu canda tükenmeyen sevda seni sayıklamakta

Akşam geceye doğru sessizce yol alırken

Biraz hüzün biraz da heyecanla arkadaş oluyorum ona

Yine tek başıma,yine yalnız

Her geçen dakikada biraz daha büyüyor içimdeki o duygu

Ama az kaldı biliyorum,hissediyorum

Ve başlıyorum;dakikaları,saniyeleri saymaya

Yine hayal ediyorum beni sevdiğini söyleyeceğin günü

Sonra düşünüyorum beni niye sevmedin diye

Düşünüyorum, nerede hata yaptım, eksik veya yanlış neydi

Ve anlıyorum yaptığım yanlışları

İmkansızdı benim için

Karşına geçip seninle konuşmak

Ama hep araya birilerini koydum

Ablanla olanlar, belki yaş farkı veya ailen

Söylemeye dilim varmıyor ama olmadı işte

Sevmedin,sevemedin beni

Ama ben seviyorum seni,ilk günkü gibi o heyecanla

Ve aynı aşkla

Sana,onlara ve bazılarına inat

Birini bir daha sevecek olsam o yine sen olursun

Dün ve bugün olup, yarın da olacağı gibi

Yine böyle dalmışken vakit geliyor

Saat tam on iki

Nisanın yirmi üçüne giriyoruz

23 Nisan 92, 23 Nisan 2007

Artık senin doğum günün veya bizim ya da sizin

Son kalan,hiçbir şeye değişemeyeceğim kolamı yudumluyorum

Evinize doğru bakıp, sonsuzluğa uzanırken

Ve yine hayal ediyorum

Kırk yıl sonrakini beraber ve sevdiklerimizle kutladığımızı

Yine boş, yine boş

Hiç dolmadı bu umutlar,hayaller

Aslında doldu, ama uyanınca ?

Şimdi ne yapıyorsundur,aklından neler geçiyordur

Arayıp seni kutlamak isterdim

Ve gelip hediyeni vermek

Seni sevdiğimi söyleyip aynısını duymak

Benim yolum uzun ve tek başımayım

Günün ilk ışıklarını görünce yolculuk yine bitecek

Sonra seni görebilme umuduyla ya dışarıda ya da penceredeyim

Seni görünce hüzün, göremeyince ölüm

Akşam olunca yol yine görünüyor

Ben gidiyorum Kübra

Gitmek zorunda olduğum için

Yoluma devam etmeliyim

Yine saçlarını bir gün okşama umuduyla

Yine sevdiğini bir gün duyabilme umuduyla

Ve yine bir gün bitecek bu yolun sonunda sen olma umuduyla

Sana ilk kez iyi ki doğdun deme mutluluğuyla

Umarım rüyanda birileri seni nasıl sevdiğimi sana anlatır?

Ö.Melih Kok

Toplam 2359 mesaj
12345678910111213»
 
ANKET
Ekrem İmamoğlu ve İsmail Küçükkaya'nın, ortak yayın öncesinde bir otelde, görüşmesini etik buluyor musunuz?