Editörler : LaNeT**sude**
30 Ekim 2007 23:29   


Fransız Ruhlu Amerikan Yazar, Paul Auster

Paul Auster (1947, Newark, New Jersey) ABD'li roman yazarı, şair ve senarist.

Paul Auster, 1947 yılında ABD'nin New Jersey kentinde doğdu. Columbia Üniversitesi'nde İngiliz, Fransız ve İtalyan edebiyatı üzerine eğitim alan, 1971-1974 yılları arasında Fransa'da yaşayan ve geleneksel kitap konularının dışına yüksek bir başarıyla çıkıp,yaratıcılığın sınırlarını genişletebilmiş olan Auster'in başlıca yapıtları arasında New York Üçlemesi, Yalnızlığın Keşfi, Yanılsamalar Kitabı, Kırmızı Defter, Leviathan, Kehanet Gecesi, Duman, Yükseklik Korkusu, Yazı Odasında Yolculuklar bulunuyor.

2006 yılında İspanya'nın saygın ödüllerinden olan Asturias Ödülü'nü edebiyat dalında Paul Auster kazandı. 26'ncısı düzenlenen ?Asturias Prensi? ödüllerinde, aralarında Orhan Pamuk 'un da yer aldığı 18 ülkeden 26 yazar edebiyat dalında aday gösterilmişti.

30 Ekim 2007 23:31

theottomanempire
Müsteşar Yardımcısı

"bir seyin eksikligini cekerken durup dinlenmeden onu arzularsınız; ah bir sahip olsaydim ona diye dusunursunuz, butun sorunlarım cozulurdu. ama bir de ona sahip olunca, arzuladiginiz sey elinize verilince, butun cekiciligini yitirmeye baslar. baska gereksinimler one cikar, baska istekler kendini hissettirir, sonunda basladiginiz yere donmus oldugunuzu yavas yavas anlarsiniz..." (mr. vertigo-yukseklik korkusu)

31 Ekim 2007 00:11

theottomanempire
Müsteşar Yardımcısı

Paul şu bizim Paul

New York Üçlemesi kitabında günümüzün modern Babili sayılan New York'ta kahramanımız haritalardan,şekillerden anlamlar çıkarmaktadır.Tıpkı Galip'in Kara Kitap'ta İstanbul'u bir bulmaca gibi görmesi gibi.

Gizemli olana merak ve yatkınlıkları Orhan Pamuk ile Paul Auster'i birbirine yakınlaştırıyor diye düşünüyorum.Paul'u ilk tanıyışım(bir yazarı okumuşsam eğer aramda belli bir samimiyet oluşur :D ) Lulu On The Bridge ,filmiyle olmuştu,arkadaşım Mathias'ın İngilizce öğretmenliğinden mezuniyet tezi konusu idi,filmi de beraber izlemiştik.Fİlm Bir Saksafoncunun(harvey Keitel) barda sanatını icra ederken,intikam için bara gelen ve rastgele ateş eden bir adamın onun akciğerini bu kurşunlardan birisi ile parçalamasıyla başlıyordu.Yani adamcağız ekmek teknesinden olmuştur,iyileşip de arada yine gittiği mekandan dönüşte bir cesetle karşılaşır,ve bir küre bulur.....Olaylar raslantılar,gizemler,kader şeklinde devam etmiş ve beni büyülemişti.Zaten ondan sonra da hemen bir Paul Auster kitabı edinmiştim kendime :" New York üçlemesi ",postmodern sanata daha önceleri forumda tukaka diyenler olduğunu bildiğimden,doğrudan bir öneride bulunmasam da bu önemli yazarın illa ki okunması gerekir diye düşünüyorum :)

Hani zamanında fransaları görmüş,edebiyat çevrelerinde gezinmiş ve yeni kıtadan çok eski kıtaya ait bir bakış açısına sahip olmuş alçakgönüllü birisidir adamımız, ekseriyetle öykü ve romanla meşgul olmakla beraber bir çeşit sinema rahatsızlığı da mevcuttur.Smoke filminde senaryosu kullanılmış,Lulu On The Bridge filmini ise bizzat yazıp yönetmiştir.(Nedense aklıma Akira Kurasawa geldi gecenin bu saatinde onun Dersu Uzala 'sını mutlaka görün ey rus sineması severler,gerçi adam japon ama olay Rusya steplerinde geçiyor yanılmıyorsam)Smoke'un olay örgüsü çok güzeldi,sürekli şehrin aynı noktasından aynı manzarayı her gün belli bir saatte fotoraflayan bir yazar,kaçak Küba purosu satan bir bakkal(gene Harvey Keitel oynamıştı bunu da ),babasından kaçan ve kötü yola düşmeye yaklaşmış bir zenci çocuk,bakkalın çırağı...Ben bu filmin en çok finalini beğenmiştim,finalde Harvey Keitel noel hikayesi bulmakta zorlanan yazar arkadaşını bu öyküyü anlatıyordu,ben birebir değilde aklımda kaldığı şekliyle onun ağzından yazayım:"Bundan birkaç ay önce,bakkala bir genç geldi ben başka bir müşteriyle ilgilenirken,bana farkettirmeden birkaç saçma dergiden cebine koyduğunu farkettim ve hemen tezgahın diğer tarafına ona bağararak geçtim ki o da fırladı ve kaçtı,tabi ben de peşinden. Bu kilo ve yaşla çok da fazla ilerleyemedim,O anında gözden kayboldu fakat giderken de bir şeyini düşürmüştü:cüzdanını.Bakkala döndüm,merak ettim,cüzdanı açtım,kimliğine baktım,resmindeki anlamı çözmeye çalıştım,elbette varlıklı değildi ve kimbilir ne belalar savuşturmuştu...Neyse,aradan zaman geçti ve Noel gecesinde eve gitmeden ,bir iyilik yapıp cüzdanı çocuğa teslim etmeye karar verdim.Cüzdandaki adresten eve ulaştım,kapıyı çaldım,Gözleri görmeyen yaşlı bir kadın açtı ve bana,"Tom(isimleri uyduruyorum)sen misin?" dedi ve cevaplamama izin vermeden konuşmasını sürdürdü:"neden artık eve hiç uğramıyorsun,büyükannen merak eder diye hiç düşünmüyor musun?" buna benzer cümlelerle bana sarıldı.Ben öylece donakaldım.Bu ihtiyar kadını üzmek olmazdı,ben de torunuymuş gibi ona birkaç mazeret geveledim.İkimiz de rolümüzü kabullenmiştik,ve beni içeri aldı.BU gecenin noel olduğunu bir şeyler hazırlayacağını söyledi,ben çalıştığımı ve bu gecenin mutluluğunu paylaşmak için bir şeyler alabileceğimi söyledim.Dışarıdan,hazır pişmiş hindilerden aldım,ve büyükanne bütün gece bana çocukluğumu anlattı,yemeğimizi yedik,neden daha sık gelmediğimi sordu,mazeretler uydurdum,işlerimin yoğun olduğunu söyledim.Çok mutlu oldu,bir süre sonra da salonda otururken,rehavetten uyudu kaldı.Ben usulca ayağa kalktım,cebimden cüzdanı çıkardım,içerisine biraz para koydum,ve büyükanneyi uyandırmadan kapıyı usulca kapadım."

bu hikayeyi anlattıktan sonra,film biterken tüm bu sahneler güzel bir müzik eşliğinde görüntü olarak veriliyordu.

Sonuç olarak Paul iyidir,Orhan da iyidir Auster Pamuk daha iyidir.

31 Ekim 2007 00:52

Zümer-36
Kapalı

orhan pamuk gerçekten iyi bir yazar... adı siyasi polamiklere karımasaydı keşke:(

24 Şubat 2008 16:22

theottomanempire
Müsteşar Yardımcısı

Ekşi Sözlük ten Paul Auster yorumları:

asmis amerikali. pek yok onlardan. deneme, siir, senaryo, roman. "leviathan", "vertigo", "ay sarayi", "kirmizi defter", "yalnizligin kesfi","smoke", "blue in the face", "sans muzigi".

(zomzom, 28.03.1999)#3753 !?

new york'u ucleyen amerikali yazar. (bkz: smoke), (bkz: blue in the face), (bkz: lulu on the bridge)

(yok, 28.03.1999 ~ 19.03.2001 14:29)#3773 !?

en avrupali amerikan yazari (ne demekse?)

(r12, 22.07.1999)#19972 !?

cam kent yaraticisi.. filozof

(alita, 19.09.1999)#34039 !?

kurguladigi olaylarin raslantisalligi beni her zaman dehsete dusuruyor. bi de ay sarayinda sisman adamin yazdigi kitapla bu yuzden dalga gecisi biraz yuzsuzluktu bence :)

(cicely, 20.11.1999 01:36)#65468 !?

ne yazıkki yönetmenliği yazarlığı kadar başarılı değildir.

(amandine, 27.12.2000 12:32)#292970 !?

her kitabından sonra insanın sokakta yaşayan insanlara ayrı bi gözle baktığı kendi kendine kimbilir nasıl hikayeleri var dedirten yazar.kimliğin kayboluşunun en kusursuz incelenişi

(phoebe, 12.05.2001 15:55)#380360 !?

"gerçeği öğrenmeden önce, sabretmeyi öğrenmek gerekiyordu."(şans müziği'nden)

(hainbaykus, 29.05.2001 12:53)#420756 !?

i felt the taste of mortality in my mouth, and at that moment i understood that i was not going to live forever.it takes a long time to learn that but when you finally do, everything changes inside you,you can never be the same again.i was seventeen years old, and all of a sudden, without the slightest flicker of doubt,i understood that my life was my own,that it belonged to me and no one else.( moon palace 'dan)

(phoebe, 01.06.2001 22:58)#428838 !?

bay vertigo mu daha iyi yoksa leviathan mi diye bazen bana dusunduren yazar. lulu on the bridge hakkaten zayifti

(praha, 17.06.2001 23:55)#464246 !?

amerikada hiç tanınmayan, ny da brooklyn'de oturan, columbia 'da hocalık yapan amerikalı yazar

(abyss, 28.06.2001 01:57)#490837 !?

nadir amerikalı dahilerden. avrupa tozu yuttuğu belli olan ve olasılıkların muhteşem dünyasını tattıran yazar. ayrıca çok karizmatik bi tipi var bence. leviathan ve new york üçlemesi okunup okunup şaşılası.

(piccola, 02.07.2001 17:48 ~ 07.01.2005 10:23)#500768 !?

amerika'dan boyle yazar çıkar mıydı dedirten adam... orhan pamuk'la kanka olduguna dair de geyikler mevcuttur.

(maldoror, 12.07.2001 12:22)#523874 !?

new york üclemesinden leviathan'a kadar uzanan yolda, bir yazar olarak katettigi asamaları görebiliriz paul auster'ın. baslangıcta yarattıgı degisik hikayeleri, finalde türlü tesadüflerle ve cok ince ayarlarla baglar. kahramanlarını genelde 'herkes gibi mutlu olmayan' insanlardan secer ve hikaye boyunca onlara alternatif formüller arar. sonuc? hepimizin bulabildiginden daha mükemmel bir çözüm degildir.

(jeordie, 21.08.2001 20:38 ~ 23.10.2002 18:50)#602177 !?

ursula k. leguin gibi bir sine qua non

(hainbaykus, 23.08.2001 22:21)#606993 !?

siri hustvedt'in kocasi.

(kereste, 24.08.2001 00:41)#607217 !?

"bir seyin eksikligini cekerken durup dinlenmeden onu arzularsınız; ah bir sahip olsaydim ona diye dusunursunuz, butun sorunlarım cozulurdu. ama bir de ona sahip olunca, arzuladiginiz sey elinize verilince, butun cekiciligini yitirmeye baslar. baska gereksinimler one cikar, baska istekler kendini hissettirir, sonunda basladiginiz yere donmus oldugunuzu yavas yavas anlarsiniz..." (mr. vertigo-yukseklik korkusu)

(bakkhus, 17.09.2001 22:57)#661256 !?

siradan baslayip muhtesem devam eden hikayelerin sahibi.

bazen en basit satir icin bile dusunmeniz gerektigini hissettiren

biraz da bulup cikarmayi seviyorsaniz kisa cumlelerde dusunce ansiklopedisi okudugunuzu sanmanizi saglayan kisi.

(mascara, 27.10.2001 02:12)#758663 !?

yillar boyunca basarisiz yazar olarak ortalikta surtmus, gerek fransa da gerek dublin de (james joyce nedeniyle tabii ki) hayatinin anlamini aramis, sonra baba olunca hayatina anlam gelmis ve sular seller gibi yazip cok satmaya baslamis, new york lu olduguyla ovunen yazar/senarist/yonetmen...

(r12, 27.10.2001 02:27)#758689 !?

sysphos insani

(bacchus, 31.10.2001 13:47)#765156 !?

(bkz: cebi delik)

(bettyblue, 31.10.2001 13:55)#765173 !?

iyi bir yazı yazmanın iki temel yolu vardır. birincisi, edebi üslubu koruyarak alabildiğince duru ve basit yazmaktır. ikincisi ise bir kristal yapıyı iplerle modellercesine methodolojik ve kompleks bir sözcük deseni oluşturmaktır. ikincisi daha zor gibi görünse de asıl zor olan birinciyi, duru ve çarpıcı bir anlatımı gerçekleştirmektir. paul auster ikincisi ile başarılı olmuş bir yazardır, belki de en iyi örneklerinden biridir. sıradan insanın sıradan öykülerini öylesine doğal bir üslubla anlatır ki, öyküler içerdikleri tüm olağan öğelerle, olağandışı bir kimlik kazanarak çıkar okurun karşısına. okur, okuduğu romandaki yaşamı kendi yaşamı ile kolaylıkla özdeşleştirdiği için, şaşırma sırası geldiğinde, sıradışı öğeleri kendi yaşamına karşı sahip olduğu bakış açısına taşır ve hayatın anlamını kavradığını hisseder. kitap bittiğinde evindeki konuk gitmişçesine sessizleşmiştir dünyası, bir paul auster daha okunmuştur.

(raini, 29.11.2001 14:21)#819496 !?

(bkz: yalnizligin kesfi) *

(bkz: newyork uclemesi)

(ile, 02.01.2002 23:58 ~ 03.01.2002 00:19)#878108 !?

varoluşçuluğa yakın kitapları, smoke fiminin senaryosu, lulu on the bridge nin yönetmeni..... newyork üçlemesi ile olay budur dedirten sonra hayak kırıklıkları yaratan adam.....

(pam, 22.02.2002 00:19)#1047634 !?

ayrıca wayne wangın smoke filminin senaryosunu da yazmıs cok yonlu kisilik..

(keerleean, 24.02.2002 23:36)

29 Nisan 2011 20:50

İDAL*
Editor

"Bil ki düşmek değildir insanları üzen. Elinden tutar gibi yapıp aslında itenlerdir insanı hayata küstüren."

Paul Auster

10 Mayıs 2011 10:02

buşra
Müsteşar

" Ben, insanın diğer yüzünü görünce, ilkini hatırlamam ! "

Paul AUSTER

22 Ocak 2018 14:18

Metallurgist
Müsteşar

Sen onun hayatında bir seçenek iken, onun senin hayatında bir öncelik olmasına müsade etme...

Paul Auster

14 Ocak 2020 14:29

sabah melikesi
Başbakan Müsteşarı

Nermin Yıldırım'ı okuduktan sonra dikkatimi çeken bir yazar Auster. Okumalıyım dedim. Hemen iki kitabını sipariş verdim.

Ay Sarayı ve Leviathan.

Bir yazarı okurken başka bir yazarı keşfetmek gizemli bir yolculuk gibi.

Haruki Murakimi'den İmkansızın Şarkısı'nı okurken de Thomas Mann'ın 1924' de yazdığı Büyülü Dağ kitabı ile tanışmıştım . Seviyorum bu tür karşılaşmaları.

06 Şubat 2020 11:59

sabah melikesi
Başbakan Müsteşarı

"Eğer ölüm her yerde varsa nereye gittiğinin ne önemi var."

Timbuktu, Paul Auster

20 Şubat 2020 15:38

sabah melikesi
Başbakan Müsteşarı

"Cebi Delik" adlı kitabını okudum en son.

Yazarı daha yakından tanımak adına otobiyografik bir kitaptı. Çocukluğu, gençliği, yazmaya başlaması..

Ve daha çok yazmak için yarı zamanlı kısa işlerde çalışmış Auster.

İlgi çekici bir hayatı var.

Toplam 10 mesaj
 
ANKET
Çalıştığınız kamu kurumunda, dönüşümlü veya uzaktan çalışmaya geçildi mi?