Editörler :
04 Haziran 2009 18:56   


Aihm'den üzücü karar

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden (AİHM) Kamu Bankalarından Diğer Kurumlara Nakledilen Personelin AİHM'e yaptığı başvurulara ret kararları gelmeye başlamıştır.

Bu konudaki hukuk mücadelesine öncülük yapan sendikamız hukuk müşaviri Av.Gökhan Candoğan'ın açıklaması aşağıda bilginize sunulmuştur.

A. Kamu bankalarının özelleştirilmesi sürecine dair 4603 sayılı yasa kapsamında kamu bankalarında (T.C.Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası, Emlak Bankası) çalışan personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakil süreci, son dönemde idari yargıya meşgul eden en önemli toplu davalardan birisine neden olmuştur. Süreci anımsayacak olursak;

1. Türkiye Büyük Millet Meclisi?nde (TBMM) 15 Kasım 2000?de kabul edilen 4603 sayılı ?Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun? ile sayılan üç kamu bankasının özelleştirilmesine ilişkin işlem süreci başlatılmıştır. Yasaya göre, sayılan üç kamu bankası beş yıllık bir süre içerisinde (son tarih 25.11.2005) özelleştirilecektir ve özelleştirme sürecinde bankalar ?ortak yönetim kurulu? tarafından yönetilecektir.

2. 4603 sayılı yasada, 30.1.2001 tarih ve 4743 sayılı yasa ile yapılan değişiklikle şu hüküm getirilmiştir;

Geçici madde 1/3: Bankalarda 31.12.2002 tarihinden sonra özel hukuk hükümlerine tabi olmayan personel çalıştırılamaz. Yeniden yapılandırma sürecinde bankaların yönetim kurullarınca gerek özel hukuk hükümlerine göre çalıştırılmak üzere kendisine sözleşme teklif edilen ancak özel hukuk hükümlerine göre çalışmayı kabul etmeyen gerekse özel hukuk hükümlerine göre çalışması uygun görülmeyip sözleşme imzalamayan personel, bankaların yönetim kurullarınca Devlet Personel Başkanlığına bildirilir.

3. Yasaya eklenen bu hükme dayalı olarak, 2002 yılında kamu bankalarında ?kamu görevlisi? statüsünde çalışmakta olan personel hakkında işlem yapılmaya başlanmıştır. Buna göre, Banka Yönetim Kurulunca bankada kalması uygun görülmeyen personelin isimleri T.C. Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığına bildirilerek, bir başka kamu kurumuna atamasının/naklin yapılması amaçlanmaktadır. Bu şekilde nakle tabi kılınan personele verilen isim de ?istihdam fazlası personel? (İFP) dir.

4. Bu çerçevede, toplam 20.177 banka çalışanı değişik tarihli işlemlerle başka kurumlara nakledilmiştir.

5. Bu nakil işlemi sonrasında, 4603 sayılı yasada belirlenen özelleştirme işlemi için öngörülen beş (5) yıllık süre dolmuştur.

6. Sürenin dolmasına karşın özelleştirme yapılmadığı gibi, Danıştay 5.Dairesinin 2003/2471 E. Sayılı dosyasında verilen 4.11.2003 tarihli bir karar ile, İFP işlemlerinin dayanağı ?Banka Yönetim Organları Tüzüğü?nün ilgili maddelerinin hukuka aykırı olması nedeniyle yürütmenin durdurulması kararı verilmiştir. Yine İFP olarak belirlenmiş bir Ziraat Bankası AŞ. çalışanı tarafından açılan anılan davada, Danıştay 5.Dairesi,

.. yasada yönetim kuruluna verilen ve devri hakkında herhangi bir hüküm getirilmeyen istihdam fazlası personel belirlenmesi yetkisinin yönetim kurulu kararı ile daha alt yönetim kademelerine devrine olanak bulunmamaktadır. .. Bu çerçevede, ..., Ziraat Bankası Yönetim Kurulunca çıkarılan Yönetim Organları Tüzüğünün yukarıda anılan 4.23 ve 17.16 maddelerinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. .

sonucuna vararak, bütün İFP işlemlerine yetki yönünden dayanak gösterilen ?düzenleyici işlemi? hukuka aykırı bularak, yürütmesini durdurmuştur.

7. Bu yargı kararı üzerine (düzenleyici işlemin hukuka aykırılığı, bu düzenlemeye dayalı bütün bireysel işlemleri hukuka aykırı hale getirmektedir) pek çok eski banka çalışanı, hukuka aykırı hale gelen İFP belirleme işlemlerinin, bütün hukuki sonuçlarıyla birlikte geri alınması ve bankaya atamalarının yapılması için başvuru yapmışlardır. Başvuruların reddi üzerine de idari yargıda davalar açılmıştır.

B. Bankacılar tarafından açılan davalar sonucunda, nihai olarak verilen karar, süresinde dava açmayan davacıların, başka bir kişi ile ilgili yargı kararı üzerine başvuru yapıp dava açmalarının mümkün olmadığı, davaların süreden reddi gerektiği, yolundadır. Ancak, bu noktaya gelinmesi, bir hayli değişken karar süreçleri sonucunda meydana gelmiştir. Bunun en güzel örneği, Kanatlı Şahin isimli bir çalışanın dava sürecidir;

1. Kanatlı Şahin, Danıştay 5.Daire?nin lehine hak doğuran 4.11.2003 tarih ve 2003/2471 E. Sayılı yürütmenin durdurulması kararından sonra Bankaya başvuru yapmıştır. Başvurusunun reddi üzerine Danıştay 5.Dairesinde, red işlemi ile dayanağı Banka İnsan Kaynakları Yönetmeliğinin iptali ile maddi zararının karşılanması amacıyla dava açmıştır.

2. Şahin?in davası Danıştay 5.Daire tarafından süreden reddedilmiştir. (5.Daire 2004/2075 E. 2004/2048 K. Sayılı 3.5.2004 tarihli kararı)

3. Süre red kararının temyizi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (Danıştay İDDK) 30.12.2004 tarih ve 2004/2411 E. 2004/2099 K. Sayılı kararı ile süreden red kararının hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. Kurul, davanın, 5.Dairenin 4.11.2003 tarih ve 2003/2471 E. Sayılı yürütmenin durdurulması kararının hukuki sonuçlarından yararlanmak üzere İYUK?un 10.kapsamında, süresinde açıldığı sonucuna varmıştır.

4. Danıştay İDDK?nun bu kararına karşı Banka tarafından yapılan ?karar düzeltme istemi? de Kurul tarafından 7.7.2005 tarih ve 2007/1523-2256 sayılı karar ile reddedilmiştir.

5. Aynı durumda olan pek çok insan için ?emsal? dosya haline gelen Şahin dosyasının sonraki aşamaları ilginç olmuştur.

6. 2004 yılında açılan davada daha önce işin esasına girilerek inceleme yapılmış olmasına karşın, Danıştay İDDK bozma kararı üzerine 5.Dairenin 2005/5134 E. Sayılı dosyasına kaydedilen dosyada, 07.02.2006 tarih ve 2006/372 K. Sayılı kararla, dilekçe red kararı verilmiştir. (Dilekçe red kararı, 2577 sayılı İYUK.?un 15.maddesinde düzenlenmiş olup ilk inceleme üzerine verilecek bir karardır)

7. Şahin, dilekçe red kararı üzerine istenilen düzeltmeyi yaparak davasını yenilemiştir. Yenilenen ve 5.Daire?nin 2006/3422 E. Sayılı dosyasına kaydedilen davada, 5.Daire bu kez 22.09.2006 tarih ve 2006/4166 K. Sayılı karar ile BİR KEZ DAHA DİLEKÇE RED KARARI vermiştir. 2004 yılında açılan bir davada 2006 yılında ikinci kez ?dilekçe red? kararı verilmesinin yanında, kararda dikkat çeken bir bölüm bulunmaktadır. 5.Daire, anılan kararında, dava dosyasının sürecini, özellikle Danıştay İDDK?nun süreden red kararını bozmasını belirttikten sonra,

.. Dairemizce, davacı tarafından bu dava ile yargılanması amaçlanan işlemin, kendisinin istihdam fazlası sayılarak başka kuruma atanmasına ilişkin işlem olduğu benimsendiğinden, 2002 yılında kurulan işlem için dava açma süresinin geçtiği sonucuna ulaşılmış, .. ise de, temyiz istemi üzerine bu nitelendirme yerinde bulunmayarak Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca söz konusu başvuruların 11.madde değil 10.maddede düzenlenen başvurular olarak nitelendirilerek kararın bozulmuş olması karşısında, 2577 sayılı Kanun?un 49.maddesinin 4.fıkrasının son cümlesi uyarınca bu karara uyulması ZORUNLU bulunduğundan, sonuç olarak davacının 2004 YILINDA DAVALI İDARELERE YAPTIĞI BAŞVURULARIN 2577 SAYILI KANUNUN 10.MADDESİ KAPSAMINDA OLDUĞUNUN KABULÜ gerekmektedir. ..

diyerek, davanın SÜRESİNDE AÇILMIŞ OLDUĞUNU kabul etmiştir. Aynı içerikte açılmış yüzlerce davayı, süresinde açılmadığı gerekçesiyle reddeden 5.Daire, bir üst yargı organı olan Kurul?un kararına uyma zorunluluğu karşısında, davanın süresinde olduğunu ?sadece anılan dava için- kabul etmiştir.

8. İkinci dilekçe red kararı, dava konusu işlemler arasında maddi bağ bulunmaması sebebiyle, bireysel işlemin iptali için idare mahkemesinde dava açılabileceği, düzenleyici işlem içinse dava açma ehliyetinin bulunmadığına dairdir. Bu kararın anlamı, açılabilecek tek davanın idare mahkemesinin görevinde olduğu, idare mahkemesi kararının temyiz incelemesini ise, aynı içerikteki davaları süreden reddeden 5.Daire?nin yapacak olmasıdır. Yani, son kararı 5.Daire verecektir.

9. Danıştay 5.Daire?nin bu kararı sonrasında, Danıştay İDDK?da görüş değiştirerek, düzenleyici işleme karşı dava açılamayacağını, yani, davanın idare mahkemesinde açılabileceğini karara bağlamıştır.

C. Bu hukuki sürecin kanımızca anlamı şudur; Danıştay 5.Dairesi ve İdari Dava Daireleri Kurulu, kendi verdikleri kararlar üzerine açılan onlarca dava nedeniyle kararlarını değiştirme gereği hissetmişlerdir. Gerçekten, 5.Daire?nin 2003/2471 E. Sayılı dosyasında verilen yürütmenin durdurulması kararı sonrasında bir çok bankacı tarafından davalar açılmıştır. Maddi ve manevi olarak özelleştirme sürecinden zarara uğrayan eski bankacılar mağduriyetlerinin kısmen de olsa giderilebilmesini teminen dava açmışlardır.

D. İç hukukta bu şekilde gelişen ve sonuçlanan hukuki süreç, bu kez Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önüne taşınmıştır. Başvurular ile, Sözleşme?nin (AİHS)

? ?Adil Yargılanma Hakkı?nı düzenleyen 6.maddesinin 1.fıkrasının

? ?Etkili başvuru hakkı? nı düzenleyen 13. maddesinin,

? AİHM ek 1 nolu Protokol'ün ?mülkiyetin korunması? başlıklı 1.maddesinin,

? ?ayrımcılık yasağı?nı düzenleyen 14.maddesinin,

ihlal edildiği ileri sürülmüştür.

E. Mahkeme (AİHM), kararlarının bir kısmında, Sözleşmenin dinamik yanı açıkça ifade edilmektedir. (Johnston and Others v. Ireland, judgment of 18 December 1986, Series A no. 112, pp. 24-25, § 53)

F. Günümüzde pek çok uluslararası kurum ve kuruluş, dünyada uygulanmakta olan siyasi-ekonomik politikalarla ?gelir dağılımı? dengesinin bozulduğunu belirtmektedir. Çok küçük bir kesimin gelirden aldığı pay sürekli ve ölçüsüz bir şekilde artarken büyük çoğunluğun gelirden aldığı payın oranının giderek azaldığı tesbiti kimseye yabancı değildir.

G. Gelir dağılımını bu şekilde bozan ekonomi temelli siyasi kararların başında özelleştirme işlemleri gelmektedir. Bu noktada hukuk devletinden beklenen, özelleştirme işlemlerinin güçsüz kesimler üzerindeki olumsuz etkisini en aza indirgeyecek çözümleri üretmek ve/veya etkilenen kişilere bu işlemlere karşı yasal/meşru düzeyde etkin bir mücadele verebilmeyi garantileyen düzenlemeleri yaşama geçirmektir. (Silahların eşitliği-equality of arms)

H. Nitekim Avrupa Konseyi?nin ?Recommendation No.R (93) 7? sayılı ?Privatization of Public Undertakings and Activities? başlıklı tavsiye kararının 3.Bölümünde, özelleştirme uygulamaları sırasında çalışanların haklarına özel ilgi gösterilmesi gerekliliği ortaya konulmuştur.

I. Oysa, uygulamada, ülkenin geçirmesi zorunlu olduğu ifade edilen değişim sürecinin bütün olumsuz yükü ?çalışanların? üzerine bırakılmıştır. Üstelik, güçsüz olan ve örgütlenme hakları darbe sürecinde elinden alınan bu kesimin etkin bir şekilde haklarını arayabileceği bir hukuk süreci de tanınmamıştır. Çalışanları haklarının daha etkin bir şekilde korunmasını sağlamaya yönelik ILO sözleşmeleri ile Avrupa Sosyal Şartı mümkün olan en asgari düzeyde kabul edilmiş, kabul edilen içeriğin uygulanmasına yönelik de hiçbir girişim olmamıştır.

K. Bu noktada çalışanlar, Başvuru konusu uyuşmazlık sürecinden de görüleceği üzere, her boşluk, belirsizlik, eksiklik ve hatanın aleyhlerine yorumlandığı Kafkavari bir yargı sürecinde ?hak aramaya? çalışmışlardır.

L. Bu anlayışla, başvuruların öncelikli amacın kelimenin her anlamıyla ?adalete kavuşmak? olduğu temelinde başlatılan AİHM süreci, ne yazık ki bir kez daha, çalışanların aleyhine bir karar ile sonuçlanmıştır.

M. Ekte bir örneği sunulan kararda olduğu gibi, AİHM; ?Sözleşme ve Protokoller ile güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği yönünde bir belirti saptanamıştır? gerekçesine dayalı olarak verdiği kesin nitelikteki kararı ile süreci sona erdirmiştir.

N. Böylelikle 2002 yılından bu yana sürdürülen hukuk mücadelesi bir anlamda sona ermiştir. Bu süreçte en büyük yarayı mağdur konumunda olan bankacılar almış gibi görünse de, esas yaralananın adalet ve hakkaniyet duygusu olduğu açık değil midir?

Avukat Gökhan Candoğan

04 Haziran 2009 21:44

i.dasci
Şube Müdürü

Sayın Kamu Bankaları personeli olan (ifp'li) arkadaşlar

A.H.İ.M den çıkan olumsuz haklılıklarımızı haksızlıklara dönüştürerek umutlarla beklenen sonuçları ülkeler arası yakın markaj politikaları üretip uygulamaları kararları kendi lehlerine çevirip onaylıyarak sonucu güçlüden yana kullanarak tescillendi ve devamında yine A.H.İ.M de açılan davaların sonuçları peş peş aynı şekilde gelecektir veya biri bizi yanıltır beklediğimiz şekilde sonuçlanır

asıl sorun şu sevgili arkadaşlar

dünyaya gerçekçi gözlerle bakarsak dünya ekonomisinde yaşanan ve gelişen emperyalist uygulamaların gelişmekte ve gelişen ülkelerin pazar paylaşımında paylaşım noktasında özelleştirme ( Kapitalizm)uygulamaları adı altında yapılanlara hukuki kılıf hazırlama gerekçelerini kanıtlamak için bilinen kendilerine paylaşımlarına engel olunacak kişi ve kurumları kapatıp kendi politikalarını uygulamak benimsetmek gibi şu an ülkemizin yaşadığı olaylar ve devamında dünyanın diğer ülkelerde yaşanan açık ve ekonomik anlamda işgaller gibi

sevgili arkadaşlar

asıl mesele bizler hiç bir zamana güçlü olmayı güç olmayı denemedik veya bir şekilde geri kaldık hak aramayı sadece hukuki platformda arayarak polyanacılık oynadık bunlar kendimiz avutmanın ve sonrasında hayallerin bitme arkasında sona erip kabusa dönmesine neden olmuştur bunların nedenini kendimizde araştırıp sorgulayıp neticesinde başka yerde aramayalım sorunun kaynagı bizleriz kendim ve bazı arkadaşlarımda yazılarında bir arada olalım birlikte mücadele edelim bunu yasal bütün platformlarda sesimizi duyurarak kamuoyu destegini alıp şuan bankaların uyguladıkları halkımıza kan kusturup kızılcık şerbeti içiren aile içi katliamlar ve intiharların sebebi olan yanlış uygulamaları (kredi al kart al ödeme güçlüğü çekersen veya ödeyemezsen ben icra ile alırım)uygulanan piyasayı tıkayan kredi politikaları ülkenin ve halkımızn kötü gidişatının en büyük nedenlerini ülkeyi yönetemeyen siyasilerden sonraki nedeni olan ekonomik sıkıntıların kaynagının bu olduğunu anlatırsak halkımız tarafından destek buluruz bu gibi örnekleri çogaltalabiliriz tabi burda neyi istediğimiz çok önemli bankalara dönmekmi ekonomik hakları alıp bulunduğumuz yerlerde kalmakmı burda bu konuda kararlı olmak gerekir gelecegimizi belirleyen en büyük beklenti budur

hepinize saygılar

07 Haziran 2009 00:45

kupa
Müsteşar Yardımcısı

Bana göre her davayı kendi çerçevesinde incelemek gerekir. Kanatlı Şahin, sözleşme önerilerek mi İFP belirlendi yoksa sunulmadan mı? Her koşulda sözleşme önerilenler yada önerilmeden İFP yapılanlardan bir bölümünün başvuru hakkı bitmiştir. Bakalım diğerleri nasıl gelecek?

Zaten Avrupadan farklı bir karar beklemek hayal olurdu. Sonuçta "özelleştirmenin ilaç olduğunu söyleyenler" G8 ülkeleri değil mi? Başta ABD ve AB bunun yılmaz savunucularıydı. Çünkü pastadan yeterli pay almaları bu uygulamaya bağlıydı. Oysa ki yeni krizde kendileri devletleştirme yolunu seçtiler(!).

09 Haziran 2009 09:42

cübbek
Şef

Arkadaşlar sermayenin küreselleştiğini bu davada net olarak gördük.AİHM'de artık siyasi hakların savunucusu olarak gözüküyor.Bu mücadelemizde burda malesef bitmiş oluyor ret kararıda da diyorki bu ve buna benzer davalarda da aynı olumsuzluklar çıkacak diyor.Emeklisi dolan emekli olacak,dolmayanda dolana kadar bu çileyi çekecek biraz karamsar oldu ama gerçeklerle de yüzleşmenin zamanı geldi.Hayat devam ediyor yolumuza devam edeceğiz sevgiler.

09 Haziran 2009 16:51

g34
Aday Memur

Yapılacak başka birşey kalmadı mı arkadaşlar

09 Haziran 2009 19:46

salpingoo
Aday Memur

gercekten cok uzucu bır karar.pekı arkadaslar eger hukumet ozellestırmeden vazgecerse tekrar dava acıp gerı donme hakkımız dogarmı acaba .cunku bıze ifp yaparlerken bankanın ozellestırılmesı nedenıyle baska kurumlara bıldırılen dıye bır ıbare vardı yazılarda

10 Haziran 2009 21:58

ifp47
Aday Memur

geln arkadaşlar 00 33(0)388 41 27 30 avrupa insan hakları mahkemesinin faksına kınama mesajları yollayalım...öyleki o faks makinesi işleyemez hale gelsin anlasınlar ne kadar mağdur ifp personeli var.......

11 Haziran 2009 11:34

cübbek
Şef

Bitti arkadaşlar emekli olmaktan başka çaremiz kalmadı tabiki dolanlar için.Geriye dönmek diye bir olayı düşünmek hayalcilikten öteye gidemez malesef,yasa özelleştirilemeyen kurumun personelini gönderemezsin demesine rağmen AİHM bunu görmezden geliyor demekki kadrolaşma sadece bizde değilmiş yine de karamsarlığa kapılmak yok çocuklarımızı düşünmek zorundayız sevgiler

12 Haziran 2009 16:03

zekiunver
Şube Müdürü

Sayın saygıdeğer İFP li arkadaşlar ümütsüzlüğe kapılmayalım daha danıştayda devam eden davalarımız var 6 senedir benimki devam ediyor burada ifp 47 arkadaşa katılıyorum AİHM sine evet Fax geçelim ben okudum hemen geçiyorum o fax numarası doğru ise 2000-3000 leri bulsun ki onlarda aklını başına alsınlar bana hiç sözleşme sunmadan kaldırıp başka kuruma gönderileceğim gittiğim kurumda 5,5 sene mücadele edeceğim 5-6 tane davalık olacağım madur olacağım daha sonra da AİHM si olumsuz karar verecek ben bunlara hakkımı helal etmiyorum hepsine zehir zıkım olsun ama burada hakkımızı alamasak bile hakkımızı esas dünyada zere zere mutlaka alacağız ALLAH biz İFP li dostların yar ve yardımcısı olsun.Ankaradan kucak dolu selamlar saygılar.

13 Nisan 2017 10:32

memur1970
Daire Başkanı
13 Nisan 2017 10:33

memur1970
Daire Başkanı

a href="http://i.hizliresim.com/Qay6RA.png)](http://hizliresim.com/Qay6RA)

Toplam 10 mesaj
 
ANKET
Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu'nun karşı karşıya geldiği program, fikrinizi değiştirdi mi?