Editörler :
04 Ekim 2009 18:44

SeHZaDe_HaKaN
Daire Başkanı

Hafızlık sınavı gibi sınav yapıyolarsa, kriter buysa ben de alamam bu belgeyi. Kur'anın tümünden sorarlarsa bence senin hafızlığının kuvvet derecesini tespit edip buna göre seni A sınıfı imam, B sınıfı imam gibi gruplara ayırmak içindir. Ve ona göre şu camiye yerleşebilir diye şerh düşmek içindir. Başka mantıklı tarafı yok bu uygulamanın. Yoksa hafızlığı zayıf olan kişi yetersizdir demek çok saçma...

04 Ekim 2009 20:21

nedamet
Aday Memur

Hafız kardeşlerim hiç merak etmeyin. Eminim Allahın izniyle hepimiz alacağız belgeyi.Doğru hafız olduğumuz içn kuranın tümünden sorumluyuz.Ama bu hafızlık imtihanı değil. Eğer ezbere okuyamazsanız yüzünden okutuyorlar. Benim komisyon çetin olduğu halde hafızsın niye ezbere okuyamdın demediler. Ben zaten ezberime güvenemediğimi söylemiştim. Bunun yanında hafızsın okuyamıyorsun diyen komisyonlar olduğu gibi hafızları zorlamayan komisyonlar da var. siz tecvidinize, kraatinize dikkat edin.ezberlerinize de (yetiştiremeyecekseniz) sayfaların başlarına çalışın derim ben.

05 Ekim 2009 11:22

el emin
Şef

ben de katılıyorum arkadaşlara, hafızlığın zayıflığından dolayı vermezlik edeceklerini sanmam ama bir hafızın tecvidin özellikle uygulamasında hatalar yapması çok kabul edilebilir değil.

bu tür durumlarda sıkıntı olabilir ancak diyanetin hafızları öncelediğini onları olabilidiğince almaya çalıştığını da biliyoruz.

dolayısıyla çok korkmamak lazım :)

bir de en önemlisi tevekkül edelim.

05 Ekim 2009 12:47

ibrahimgibi
Genel Müdür

Evellallahın izniyle tevcide ve mahrecimizede hafızlar olarak güveniriz. bu saatten sonra zaten tevekkeltüalallah.

dua edin kardeşlerin dua..

05 Ekim 2009 16:28

el emin
Şef

ibrahim gibi kardeşim haklısın genel olarak bir hafızın tecvidinin kötü olabileceği düşünülemez.

ancak yeni nesil hafızlarda aynı şeyi söylemek biraz zor olur kanaatindeyim.

altını çizeyim genel olarak öyle ancak istisnası yok değil.

eğri oturup doğru konuşalım.

05 Ekim 2009 17:55

burut
Kapalı

hafızları hafızlıkları zayıf diye eleyeceklerse o zaman hafız olmayanları niye sınava alıyolar doğal alarak onlar bizden daha zayıflar yada sınavdan önce sadece hafızlar sına gire bilir deseydiler bizde hafızlığımız zayıflığından dolayı elenince gocunmazdık

05 Ekim 2009 17:59

ibrahimgibi
Genel Müdür

ELemin kardeşim herkes farkında o dediğinin. diyanet bile farkında. kimse üzerine alınmasın ama genel olarak benim çevremde durumşu : biz zamanında 20 sayfada 2-3 yanlıştan dolayı üzerinde 2-3 sopa kırılarak hafızlık yaptık, şimdi hafızlık yaptığım yerde aynı hocalar sayfada 5-10 yanlış çıkanı bile dersten geçiriyorlarmış artık nasıl hafızlıksa..

istisnalara lafım yok..

dua ile..

06 Ekim 2009 18:36

SeHZaDe_HaKaN
Daire Başkanı

Yok mu yaa mulükata giren hafız.

07 Ekim 2009 17:15

ebraaar
Kapalı

Daha önce yayınlanan ?Kur?an Kursunda Hafızlık Eğitimi? başlıklı yazıda (Bk. Diyanet Aylık Dergi, Şubat 2008 s. 206) hafızlık eğitimi çok farklı yönleriyle ele alınmıştı. Bu yazıda ise, meselenin bir yönü ele alınacak. Bu da, Kur?an?ı öğrenme çerçevesinde hafızlığın yeri meselesidir.

Meşhur bir hadis-i şerif: ?Sizin en hayırlınız, Kur?an?ı öğrenen ve öğretendir.? (Buharî, Fedâilu?l-Kur?an, 21) Kur?an?ı öğrenmeden, onun içindeki mesajı kavramadan dini öğrenmek, dinin ne olduğunu anlamak mümkün değildir. Onun için ?Kur?an?ı öğrenmek ve öğretmek?, en hayırlı iş konumundadır.

Dikkat edilirse, hadis-i şerifte ?Kur?an okumayı öğrenen ve öğreten? değil de, ?Kur?an?ı öğrenen ve öğreten? denilmektedir. ?Kur?an?ı öğrenme?, Kur?an?a ilişkin her tür öğrenme işlemini kapsamaktadır. ?Kur?an öğrenme? kavramı, kapsamının bu genişliği nedeniyle ?Kur?an okumayı öğrenme? işini de içermektedir. Ancak, ?Kur?an okumayı öğrenme?, ?Kur?an?ı öğrenme?nin ilk basamağı; belki bir atlama taşıdır. Bir başka deyişle, ?Kur?an okumayı öğrenme?, ?Kur?an?ı öğrenmenin girizgâhıdır. Asıl iş bundan sonra başlamaktadır, denilebilir.

Müslüman, anlamını hiç anlamadan da Kur?an?ı bir ibadet aşkıyla okur ve bu okumadan müthiş bir manevi haz duyar. Buna kimsenin bir diyeceği olamaz. Ancak ondaki mümin bilinci, bununla yetinmesine asla müsaade etmez; onun ne dediğini de anlamak için çalışmaya sevkeder.

Bu yüzden, yeni Kur?an Kursu Programında ?Öğrenme-Öğretme Süreçlerinde Uyulması Gereken İlkeler? arasında şu hususa da yer verilmiştir: ?19. Kur?an öğretiminde Türkçe mealinden okuma alışkanlığının kazandırılması üzerinde önemle durularak, Kur?an?ı Arapça metinden okumanın diğer yanında Türkçe mealinden okumanın da önemi vurgulanacaktır.? (DİB, Kur?an Kursları Öğretim Programı, Ankara, 2004, s. 5)

?Kur?an?ı öğrenme ve öğretme? bağlamında hafızlık da böyledir. Mümin, ibadet aşkıyla Kur?an?ı ezberler, hafızasına yerleştirir. Bundan büyük bir haz duyar. Ancak, bu da, ?Kur?an?ı öğrenme? işine giriştir. Kur?an?ı ezberlemek, bireyin Kur?an?ı öğrenme, anlama, kavrama, yorumlama ve ona göre hayatını düzenleme işinde kullanacağı bir araçtır. Ama, önemli bir araçtır. Hafızlık, Kur?an?ın mesajını öğrenme çabası içindeki müminin, onu bir bütün olarak görmesine önemli katkı sağlayabilir. Tabiî ki, sürekli kullanılarak, tekrar edilerek kuvvetli halde bulundurulan hafızlık, böyle bir rol oynayabilir.

Kur?an?ın mesajını öğrenmenin yolu ise, onun üzerinde düşünmekten, onu anlamaktan geçer. Kur?an?ı, onun ayetlerini derin tefekküre konu edinerek anlamaya çalışmak, onu öğrenecekler için kaçınılmaz bir durumdur. Onun için bizzat Kur?an?ın kendisi, ayetleri üzerinde insanların düşünmesi gerektiğini belirtir, onları buna davet eder. Kendisini, üzerinde derin derin düşünülmesi gereken bir kitap olarak takdim eder. Bunu yapmak, müminler için öngörülmüş önemli bir görevdir. (Bk. Nisâ, 82; Muhammed, 24; Muminun, 68; Sad, 29)

Kur?an okumayı konu edinen hadis-i şerifler incelendiğinde de, genelde Kur?an?ın manasını düşünmeyi içeren bir okumadan söz edildiği görülmektedir. Mesela onlardan birisi şudur: ?Sizden kim Vettîni vezzeytuni suresini okuyup, ?Allah hakimlerin hakimi değil midir?? (ayet, 8) ayetine gelince, ?Evet ben buna tanıklık edenlerdenim? desin. Kim de, Lâ uksimu bi yevmi?l-kıyame suresini okuyup, ?Bu Allah, ölüleri diriltmeye kadir değil midir?? ayetine (40) gelince, ?Rabbimin izzetine and olsun ki evet? desin. Kim de Mürselat suresini okuyup, ?Artık bundan sonra hangi söze inanacaklar?? ayetine (50) varınca, ?Yüce Allah?a inandık? desin.? (Ebu Davud, Salat, 154/887) Bu ve benzeri hadis-i şerifler, Kur?an okurken müminin, ilahî kelama muhatap olarak onunla diyalog içinde olmasını öngörmektedir. Elbette söylenenler anlaşılmadan onlara karşılık verilemez. Onun için, manası anlaşılmadan da Kur?an okumak söz konusu olmakla birlikte, asıl önemli olan, Kur?an?ı anlayarak okumaktır.

Nitekim ashabın tutumu da, bu anlayışı açıkça ortaya koymaktadır. Onlar en fazla on ayet Hz. Peygamberden alır; onu iyice anlayıp kavradıktan sonra yenilerini öğrenirlerdi. Onlar için de aslolan, Kur?anın anlamını kavramaktı. Çünkü onlar, Kur?an?ın öngördüğü değerleri özümseyip tutum ve davranışlarını onlara göre belirlemenin önemini kavramış, bunu özümsemişlerdi.

Bütün bunları birlikte düşünerek hafızlık meselesine bakış açımızın ne kadar isabetli, ne ölçüde sahih olduğunu gözden geçirmemiz gerekmektedir. Ecdadımız, hafızlığa büyük önem vermiş ve hafızlara son derece saygılı davranmayı şiar edinmiştir. Hafızı, ?Yürüyen Kur?an? olarak görmüştür. Kimileri saygı anlayışını alabildiğine ileri noktalara taşıyarak, hafıza abdestsiz dokunmayı/ onunla tokalaşmayı bile kendine yakıştıramamıştır. Birtakım rivayetlere dayanılarak, hafızlığın önemi alabildiğine abartılmıştır. Bu abartılı hafızlık algısı, hafız olanın, olduğunun çok ötesinde bir donanıma sahip biri olarak değerlendirilmesine, dini bilen kişi/hoca olarak görülmesine yol açmıştır.

Hafızlığın, Kur?an?ı öğrenme bağlamında en hafif ifadeyle çok şey olduğu kanaati, hafızlar için başka imkanlar hazırlayıp onların Kur?an?ı öğrenme çabalarını ilerletmelerini sağlamaya ihtiyaç duyulmamasına neden olmuştur, denebilir. Çevredeki bu hafızlık algısı, bizzat kimi hafızların da böyle bir kanaate kendilerini mahkum ederek Kur?an?ı öğrenme çabalarını sürdürmelerini önleyebilmiştir.

Oysa, Kur?an?ı öğrenme, onun mesajını anlayıp özümseme bağlamında hafızlığın çok önemli bir işleve sahip olduğu düşünülerek, hafızların dinî ilimler alanında kendilerini geliştirmelerinin önü açılmalı, onlara özel imkanlar hazırlanmalıydı. Zira, ?Yürüyen Kur?an?ı, ?yaşayan Kur?an?a, ?hayatını Kur?an kılan?/ ?ahlakı Kur?an olan? bireye dönüştürmek için bunun mutlaka yapılması gerekmektedir. Kaldı ki, hafızlığı unutmamak, onu giderek daha kuvvetli hâle getirmek için de buna ihtiyaç vardır.

Hafızların çoğu, hafızlığını kullanmasına imkan vermeyen mesleklere yönelerek, emekleri boşa çıkarabilmektedirler. Araştırmalara göre, hafızların %85?i din hizmetleri alanının dışında bir meslek edinmektedirler. (Bk. Cebeci ve Ünsal, 2006: 36) Bunların hepsinin isteyerek başka meslek seçtiğini, sanırım söyleyemeyiz. Hafızların bir çoğu, çaresizlikten böyle bir tercihte bulunmuş olabilir. Çünkü yakında yapılan bir araştırmaya göre, hafızlıktan sonra örgün eğitim kurumlarında eğitimini sürdürmek isteyenlerden meslekî din eğitimi kurumlarını tercih etmeyi düşünen öğrencilerin oranı, % 56?dır. (Bk. Cebeci ve Ünsal, 2006: 35) Buna karşılık, Diyanet İşleri Başkanlığında her tür unvanla görev yapan hafızların sayısı, 2009 yılı itibariyle 14 443?tür. (Bk. TABLO: 2) Ülkemizde yüzbine yakın hafız olduğu düşünülürse, bu sayı yaklaşık % 15?lere tekabül etmektedir. Bu rakamlar, birçok hafızın istemesine rağmen, meslekî din eğitimi veren kurumlarda okuyamadığını göstermektedir, denebilir.

TABLO:1. HAFIZ PERSONELİN ÖĞRENİM DURUMLARINA GÖRE SAYISI (2003)

Diyanet İşleri Başkanlığı?nda görev yapan hafızların toplam sayısı, 2003 yılında 10176 iken (Bk. TABLO: 1), 2009 yılında 14 443?e yükselmiştir. (Bk. TABLO: 2) Son altı yılda, personel alımlarında hafızlığın tercih sebebi sayılması nedeniyle, hafız personel sayısında % 50 oranında bir artış olduğu görülmektedir.

Ne var ki, Diyanet İşleri Başkanlığı?ndaki bu hafız görevlilerden İlahiyat Fakültesi gibi dört yıllık bir yüksek dinî öğretim mezunu olanların sayısı, toplam içinde oldukça azdır. Sözgelimi, 2003 yılında Başkanlık?ta görev yapan hafızların % 10?u dört yıllık dinî yüksek öğretim mezunu iken, 2009 yılında bunların oranı % 12?dir. Bu oransal artış, son altı yılda personel alımlarında hafızlıkla birlikte dinî yüksek öğretim mezunu olmanın da tercih sebebi sayılmasından kaynaklanmaktadır.

TABLO:2. HAFIZ PERSONELİN ÖĞRENİM DURUMLARINA GÖRE SAYISI (2009)

Üstelik, TABLO: 1 ve 2?de görüldüğü gibi, Başkanlık?ta görev yapan hafızların tamamı, din hizmetleri alanında görev yapmamaktadır. 2003 yılı itibariyle hafız olup din hizmetleri sınıfında görevli olanlardan dört yıllık dinî yüksek öğretim mezunu olanların oranı ancak % 7.6 iken, bu oran 2009 yılında % 9.6?ya yükselmiştir. Son altı yılda, Din hizmetlerinde çalışanlardan Açık Öğretim İlahiyat Önlisans mezunlarının sayısında önemli artış gözlenmektedir: 2003?te yaklaşık % 5 iken, 2009?da %23?e yükselmiştir. Son altı yılda din hizmetlerinde çalışanlardan İmam-Hatip Lisesi mezunlarının oranında yaklaşık % 5?lik bir düşüş gözlenmektedir.

Bu rakamlar, hafızlık yapanlardan, dört yıllık dinî yüksek öğrenim mezunu olanların sayısının oldukça az olduğunu göstermektedir. Bu fotoğraf şöyle anlamlandırılabilir:

a- Hafızlığa önem vermeye devam ediyoruz; ancak hafızlığın, Kur?an öğrenme çerçevesinde her şey olmasa da çok şey olduğu kanaatimizi sürdürüyoruz.

b- Bu eksik hafızlık algımızın da etkisiyle, hafızlarımızın aynı zamanda Kur?an?ın mesajını kavramış, İslam dinini çok iyi bilen insanlar olmalarını sağlayacak önlemleri al(a)mamışız.

c- Din görevlisinin yeterlikleri konusunda da hatalı bir anlayışa sahibiz: Hafız olmayı, din görevlisi olmak için adeta yeter sebep olarak görüyoruz. Bu yüzden yeterli dinî bilgiye sahip olmasa da her hafızın din görevlisi olmasını uygun buluyoruz.

Elbette böyle bir hafızlık ve din görevliliği algısı, bugün pek hoş karşılanamaz/karşılanmamalıdır. Artık hafız olacak bireylerin, hafızlık kararlarıyla birlikte mutlaka en az İlahiyat Fakültesi mezunu olma kararını da almaları gerekir. Bunun için gerekli önlemleri almak, bütün imkanları hazırlamak için çalışmalıyız. Bu yapıldığı takdirde,

a- Hafızlık için harcanan emekler boşa gitmeyecek (hafızlık unutulmayacak, hafızlık kullanılacak/işlevsel hâle gelecek),

b- Herkes değil de ilgililer hafızlık yapacağından hafızlık eğitiminin kalitesi yükselecek,

c- Hafızlar, dinî bilgi bakımından yeterlikleriyle toplumda daha itibarlı konuma gelecekler,

d- Hafızlar sayesinde ilahiyat eğitiminin de kalitesi; dolayısıyla ?Kur?an?ı öğrenme ve öğretme? işinin niteliği yükselecek,

e- Bilgi ve beceri donanımı bakımından daha yeterli din görevlilerine sahip olacağız. Böylece toplumda din görevlisinin saygınlık düzeyi ve buna bağlı olarak da hizmette verimliliği daha da yükselecektir.

Kaynaklar

Cebeci Suat ve Ünsal Bilal, ?Hafızlık Eğitimi ve Sorunları?, Değerler Eğitimi Dergisi, 4(11), 27-52., İstanbul, 2006.

Not: Bu yazı, Diyanet Aylık Dergi Haziran 2009 sayısında yayınlanmıştır.

Prof. Dr. M. Şevki Aydın

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı

07 Ekim 2009 23:19

sarsar
Aday Memur

selam hafız kardeşler bende bugün tire 2.komisyonda girdim çok şükür bizim komisyonda 51 kişi sınava girdi bugün 11 kişi hafızdı kapıdaki listede öyle yazıyordu dogal olarak hafız olduğun listede yazdığı için zayıfmı ortamı sağlammı oldugunu soruyor zayıf dersen yüzünden okutup herkese sorulan ezberlerden ve kağıtta çıkan sorulardan soruyor normal sınav standartlarını uyguluyor orta yada saglam dediginde hafızlıkdan soruyor 3 satırdanda fazla okutmuyor bugün hafızlara yapılan muamele buydu bana hafızlıkdan iki yer sordu okudum sonra akşam ezanını okumamı istediler benden önceki hafız arkadaşada sabah ezanını okuttular imam hatip olarak girdim sınava başkada bir soru sormadılar teşekkür ederiz dediler çıktım

08 Ekim 2009 11:14

ibrahimgibi
Genel Müdür

Dün girdim sınava sınav sonuna kadar hafız mısın demediler en sonunda okuyuştan çaktılar manzarayı ama çok şükür bi soru daha sorulmadı. müfredat ezberlerinden soruldu. tecvid sorulmadı. hayrolur inşallah

08 Ekim 2009 16:16

el emin
Şef

darısı bize de olur inşaallah.

09 Ekim 2009 17:07

reyyan77
Kapalı

selam arkadşlar ben de 1 ekimde pendik 3. komisyonda sınava girdim. sınava girene kadar en büyük sıkıntım ezbere okutmalarıydı o yüzden sınava kadar ezberden tekrarlayabildiğim kadarıyla tekrarladım. nitekim sınavda hafız olmayan arkadaşlara yüzünden okutma kısmını ezberden istediler. hafızlığın nasıl diye sordular. yeni tekrar yaptığımı söyledim biraz da ezberden devam ettim. çok heyecanlı olduğumu anladıklarından anlayış gösterdiler ve heyecanlanırsan yüzünden bak dediler. fakat herkes 5 dk.da çıkarkan ben 15 dk. kadar içerde kaldım. imale olan yeri okuttular tabi uygulanışı tam bilmediğim için tam okuyamadm. sonra sayfa altında nun olan bi yer okuttular. sonra da huruf-u mukata olan bi yer okuttular. ayn-sin-gaf ayn ve sinden sonra gizli ihfa varmış onu da ilk kez duydum. yani kelimenin tam anlamıyla nokta vuruşu yaptılar. bakalım hayırlısı

09 Ekim 2009 17:14

nedamet
Aday Memur

reyyan77 kardeşim. kusura bakma ama hafız olup bu kuralları bilmemen ilginç doğrusu.

09 Ekim 2009 17:25

reyyan77
Kapalı

o biraz da bizim kursumuzdan kaynaklanıyordu aslında. zira yalnızca ezber alınırdı. mahreç eğitimi bile verilmemişti. mahreç için farklı bir yere bitmiştik arkadaşlarla. ben hafız olarak bu kuralları bilmemekten çok utandım zaten mülakatta ama bizi öyle bir kursta eğiten ve eğitim neticesinde belge veren diyanetin suçu hiç mi yok????

09 Ekim 2009 17:39

nedamet
Aday Memur

haklısın. diyanete bağlı böyle mahreçlere, tecvide önem vermeyen kurs veya öğretici olduğunu bilmiyordum. Eğer sözlerim seni incittiyse beni affet kardeşim.

09 Ekim 2009 17:45

reyyan77
Kapalı

bizim kursumuz anadolunun bir şehrinde bir Kur'an kursuydu bir sınıfı da hafızlıktı. ezber yönüyle çok ilgilenirdi hocamız sağolsun ama eksiklerimiz var elbette. sözleriniz incitmekten ziyade kanayan yaraya parmak gibi oldu. ama sorun değil. önemli olan hatalardan ders çıkarabilmek. sıkmayın canınızı

09 Ekim 2009 22:55

SeHZaDe_HaKaN
Daire Başkanı

Dün girdim Pendik 4. komisyonda sınava.. Hafızlığın nasıl dediler. Pek iyi değil dedim. Kolay yerden sorsak okuyamaz mısın dediler. Pek güvenemiyorum hocam kendime dedim. Güvenin kendinize yaa falan dediler. Sonra yüzünden okuttular. 3 satır okudum talim tecvite dikkat ederek. 1 tane tecvit sodular onu da bildim. Sonra kağıt çektim vs.. Ezber Mülk suresi 2. sayfayı okuttular. Ondan da 3 satır okudum. Son olarak da Cuma hutbesinin başını okuttular. 1. hutbeyi yani. Hafızlıktan okuyabilirim diyenlere 2 veya 3 yerden sordular. Bi de ezan okutup gönderdiler.

10 Ekim 2009 10:54

hafizsaid
Aday Memur

arkadaşlar ben ayın 8 inde elazığ 3. komisyon 28. sırada öğleden sonra sınava girdim içeri de 4.30 dakika kadar kaldım

komisyon çok sıcak karşıladı önce sohbet ettik hafızlığım ile ilgili sordular ne zaman mezun oldun hafızlığın nasıl şimdiye kadar ne görevler yaptın ben dedim 8 yıldır hatimle teravih ve mukabelelerde bulundum hafızlığım sağlam dedim neden şimdiye kadar kadro alamadın hocam dediler bende 2006 da askerlik sebebiyle yeterlilik sınavını kaçırdığımı söyledim. peki hocam bize duha suresini oku dediler ben de yavaş talim üzere okudum sonra namazın vaciplerinden 5 tane say dediler saydım çok memnun kaldılar çıkarken tebrik ettiler ben de teşekkür ettim ve çıktım.

arkadaşlar elazığda 4 komisyon var ve her komisyon 50 kişi alıyor bu 50 kişiden sadece 3 veya 4 tanesi hafız oluyor

eğer hafızlığınız veyahutta ezberleriniz sağlam ise çok memnun ayrılıyorsunuz. ha bide hemen hemen herkese fatiha suresini okutuyorlar bana okutmadılar tecvit bile sormadılar.allah yar ve yardımcınız olsun selamun aleykum

11 Ekim 2009 11:29

el emin
Şef

elhamdulillah ben de girdim ve bitti.

içeri selam verip girdim,benden önce biri pek başarılı olamamış sanırım heyecanlıyım filan demiş komisyon da onunla ilgili olumsuz konuşuyorlardı bilmemesini heyecanıyla kapatmaya çalışıyor filan diyorlardı.

sonra biraz muhabbet ettik yüzüne açık olan yerden oku dediler okudum bayağı beğendiler bir de aşır oku bakalım dediler sonra da çıkabilirsin dediler.

bu kadar...

elhamdulillah

Toplam 44 mesaj
 
ANKET
Sizce, Kurban Bayramı tatili 9 güne çıkarılmalı mı?