Editörler : gubaz
01 Ocak 2010 15:07   


Şiir Sevenler Kulübü

Merhaba sanat dosları.Sanatın en güzel bölümlerinden şiir başlığımıza hoşgeldiniz...

Şiir sevenler,sevdiğimiz hoşumuza giden şiirleri paylaşabiilirsiz..

" width=360 height=400>

Sevdiğimiz şairlerle ilgili bigi paylaşımında bulunabiliriz...Şairlerle ilgili etkinlikler hakkında bilgi alışverişinde bulunabiliriz...

Şiir kitabı tavsiye edebiliriz..

Kolay gelsin...

01 Ocak 2010 15:10

***salih***
Müsteşar

Başlığımız hayırlı olsun :)

Benim sevdiğim şair M.Akif ERSOY due..kendisi rahmetle minnetle anıyorum..Mekanı cennet olsun..

Zaman geçmez ki yüz binlerce kalbin vecd-i sekrânı,

Zeminden yükselip, göklerde vahdetzâr-ı Yezdân-ı

Ararken, dehşet-âkîn etmesin bir sayha vicdânı.

Ne lâhûtî sadâ "Allâhu ekber!" sarsıyor cânı...

Bu birgülbank-i Hak'tır, çok mudur inletse ekvânı?

Bu lâhûtî sadâ çıktıkça cûşa-cûş olup yerden,

İner esrâr-ı kudret kibriyâ tavrıyle göklerden.

Bütün âheng-i hilkat yâd ederken Hakk'ı ezberden,

Vicâhî feyz alır artık o nûru'n-nûr-i ezherden:

Hüveydâ şimdi cânandır seherden, şâm-ı esmerden!

Seher vaktinde mevcûdât, nûşîn hâb içindeyken,

Bu rûhânî nevâ âfâkı mevcâ-mevc edip birden;

Muhîtin kalb-i hâmûşunda başlar bir hazin şîven.

Bakarsın her taraf zulmet, fakat bir zulmet-i rûşen!

Semâ bîdâr, her yıldız Cemâlu'llâh'a bir revzen.

Maîşet kayd-ı can fersâsının mahkûm-ı, bîzârı,

Bütün bîçâreler gündüz bu yâd-ı merhametkârı,

Duyar sermest olur görmüş kadar ferdâ-yı Dîdâr'ı!

O neşveyle, yorulmak şöyle dursun, en ağır bârı,

Sürükler görmeden, göstermeden yılgınlık âsârı.

Güneş mağrib-güzîn olmuş semâ esmer, ufuk gülgûn;

Zaman durgun, zemin muğber, cihan dembeste, can mahzûn;

Gariblik rû-nümâ yer yer, sükûnet dembedem efzûn...

Bakarsın bir de gülbank-i İlâhiden dolup gerdûn,

O tenhayî-i sevdâvî olur Allâh ile meskûn!

İnip vaktâ ki leylin dest-i istîlâsı gabrâya,

Serer dünyâya zulmetten adem çeklinde bir sâye;

Nazar medhûş, müstağrak giderken zîr ü bâlâya.

Döner, "Allâhu ekber" cûşu yükseldikçe Mevlâ'ya,

O muzlim sîne-i hilkat tecellîzâr-ı Sînâ ya!

Senin, dem geçmiyor, yâdınla lebrîz olmadan eb'âd!

Ne müdhiş saltanat yâ Rab, nasıl âsûde istibdâd!

O istibdâda hürmettir ezanlar, subhalar, evrâd...

Hayır, sen rûh-i rahmetsin, bu sesler senden ister dâd,

Verir miydin, eğer dâd etmesen, feryâda isti'dâd?

* *

*

Gunûde rûh-i tabîat samîm-i zulmette...

Sitâreler bile bâlâ-yı sermediyyette,

Yavaş yavaş uyumak istiyor yumup gözünü;

Seher semâlann altında, açmıyor yüzünü.

Firâş-ı leylde dinmiş bütün enîn-i hayat,

Ridâ-bedûş-i sükûnet önümde hep safahat.

Görüp muhîtimi dalgın hamûş bir vecde,

O hâli ben de temâşâya daldım âsûde.

Nigâhı mest ediyorken bu levha-i mahmûr,

Ufukta yükselerek bir sadâ yı dûrâ-dûr,

Yayıldı rûy-i zemînin o anda her yerine,

Sokuldu leyl-i ketûmun bütün serâirine.

Cihân-ı nâimi kaldırdı, bî-karâr etti,

Zalâm içinde ne âlemler âşikâr etti!

O yükselen sesi tekrîre başlayıp eb'âd,

Duyuldu sîne-i şebden medîd bir feryâd.

Semâya çıktı o feryâd, âh-ı ümmet olup!

Semâdan indi o feryâd, rûh-i rahmet olup!

Uzaktan andırıyorken, demin, heyûlâyı;

Semâ'hâne-i leylin birer küçük nâyı

Gibiydi şimdi hayâlimde her menâr-ı mehîb...

O taş yürekte bu sûzişli nağmeler ne garîb!

O nây pârelerin sonra hepsi hemdem olup,

Uyandı rûh-i sükûnette bir azîm âşûb.

Coşunca âlem-i câmidde sayha-i tehlîl,

Minâreler bana gelmişti sûr-i İsrafil:

Muhîte çekmiş iken dest-i şeb, ridâ-yı memât;

Uyandı karşıki evlerde lem'a lem'a hayât.

Uyandı sonra avâlim, uyandı rûh-i sabâh;

Uyandı hâb-ı ademden birer birer eşbâh;

Uyandı bende de bir şeb-çerağ-ı zulmet-sûz,

Ki tâ ebed olacak feyz-i Hak'la sîne-firûz.

Tasavvur eylemem artık zevâl o meş'a1 için...

Meğer ki nûr-i İlâhi ufûl edip gitsin

01 Ocak 2010 17:30

***salih***
Müsteşar

BEN SEN O

O, yalnız ağaran tanyerini görüyor

Ben, geceyi de

Sen, yalnız geceyi görüyorsun,

Ben ağaran tanyerinide.

Nazım Hikmet Ran...

08 Ocak 2010 18:54

dostevi
Kapalı

"Geçmişten adam hisse kaparmış.. Ne masal şey!

Beş bin senelik kıssa, yarım hisse mi verdi?

"Tarih"i "tekerrür" diye ta'rif ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi ?.."

M.AKİF ERSOY

08 Ocak 2010 20:27

*aziyade*
Başbakan Müsteşarı

Necip Fazılı tek geçerim..

Beklenen

Ne hasta bekler sabahı,

Ne taze ölüyü mezar.

Ne de şeytan, bir günahı,

Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,

Yokluğunda buldum seni;

Bırak vehmimde gölgeni,

Gelme, artık neye yarar?

10 Ocak 2010 19:35

papatya0808
Aday Memur

yılmaz erdoğan

Bir beyaz kağıda

Herşey yazılabilir,

Senin dışında..

Güzelliğine benzetme bulmak zor,

Sen iyisimi sana benzemeye çalışan

Herşeyden:

Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor.

Belki tabiattadır çaresi

Senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin..

Ve benim

Bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim..

Anlarım bitkiden filan

Ama anlatamam

Toprağın güneşle konuşmasını

Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

Sen bana ışık ver yeter

Bende filiz çok..

Köklerim içimde gizlidir

Gelen giden, açan soran, bere budak yok

Bir şiir istersin

"içinde benzetmeler" olan

Kusura bakma sevgilim

Heybemde sana benzeyecek kadar

Güzel birşey yok..........

13 Ocak 2010 09:46

sky blue
Aday Memur

Bir başka yolculuk dalından düşmek yere,

Yaşadığından uzun;

Bir tatlı yolculuk dalından inmek yere.

Ağacın yüksekliğince,

Dalın yüksekliğince rüzgarda;

Ve bir yeni ö'mü'r

Vardığın çimen yeşilliğince.

Can yücel

13 Ocak 2010 09:49

sky blue
Aday Memur

Bir çift yaprakmış dalında yumuşacık,

Tutmuşum tutmuşum ellerinden senin;

Düşmüşüz yavaşça bir sâkin derenin

İçindeymişik, yeşilmişik, sazmışık.

Balıklar gibiymiş, sessiz ve karanlık,

Yüzermiş saçların, yüzermiş nefesin;

Susarmışız öyle, bir sâkin derenin

İçindeymişik, yeşilmişik, sazmışık.

Can YÜCEL

13 Ocak 2010 13:50

mihri48
Genel Müdür

Sevi Şiiri

Ben senin en çok sesini sevdim

Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi

Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren

Bana her zaman dost, her zaman sevgili

Ben senin en çok ellerini sevdim

Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak

Nice güzellikler gördüm yeryüzünde

En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

Ben senin en çok gözlerini sevdim

Kah çocukça mavi, kah inadına yeşil

Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar

Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil

Ben senin en çok gülüşünü sevdim

Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran

Unutturur bana birden acıları, güçlükleri

Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

Ben senin en çok davranışlarını sevdim

Güçsüze merhametini, zalime direnişini

Haksızlıklar, zorbalıklar karsısında

Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim

Tüm çocuklara kanat geren anneliğini

Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada

Sensin, her şeyin üstünde tutan sevgini

Ben senin en çok bana yansımanı sevdim

Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni

Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim

Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...

Ümit Yaşar Oğuzcan

13 Ocak 2010 14:02

***salih***
Müsteşar

mihri48 ve sky blue ve papatya0808 paylaşımlarınız çok güzel..Ellerinize sağlık..

17 Ocak 2010 14:30

nefesimsensiz
Aday Memur

Can Yücel'in şirlerini çok severim ayrıca bende şiiir yazarım ara sıra çok degil ama 11 tane var amatörce yazdım

Bir Başkayım Bu Gece

Yeşile sarılmış ipeklerde uçuşuyor

Kadife yumuşaklığında kalbim

İnce çizgilerle aralıyor ritimleri

Sarhoşlıuğum çakıra vuruyor

Bir başka ben yartıyor hayata

Öyle asi,söz dinlemez edalar...

Bendeyim,bir başkayım bu gece

bu bir kısmı daha uzun ilerleyen günlerde bir kaç şiir daha paylaşırım inşallah

18 Ocak 2010 11:21

sky blue
Aday Memur

can yücelin şiirleri daha hayata dair ve anlamlı bana göre. bu yüzden bende çok seviyorum.bu arada nefesimsensiz şiirin gercekten güzel ve anlamlı hissi kelimelere dökmek ve en önemlisi opnları bir araya getirmek çok zordur.

18 Ocak 2010 18:50

candela*
Daire Başkanı

Eylülde melûl oldu gönül soldu da lâle

Lâleyken emel ermedi bahçemde kemâle

Gelmez bu elem neyleyelim fazla suâle

Bir hâile ömrüm ki alınmaz bile kâle

Hülyâ bizi râmeyleyebilmiş ki muhâle

Bir kâküle meyletti gönül geldi bu hâle

Sevdâ denilir düştüğümüz gizli melâle

Bir hâile ömrüm ki alınmaz bile kâle

Bülbül edemez belki de şâir gibi nâle

Yıllar eriyor ağladığım gülle zevâle

Son darbeyi vursaydı ecel bâri mecâle

Bir hâile ömrüm ki alınmaz bile kâle...

19 Ocak 2010 13:31

candela*
Daire Başkanı

MÜSTESNA GÜZEL?E KASİDE-İ BÜRDE

Doyumsuz muhabbetin gönülde yâr gibidir

Karakış ortasında yüzün bahar gibidir

Karanlıkları deler geçer aşkın hançeri

Suretin gül bahçesi bembeyaz kar gibidir

Efsunlu bakışının oku değer gönüle

Adını zikretmeyen tamuda nâr gibidir

Bu davanın sırtında kambur gibi duranlar

Gülün yanı başında büyüyen hâr gibidir

Zamanın kıymetleri, gül yüzlü düşünceler

Hissiyatın içinde kaybolmuş ar gibidir

Senden sonra ümmetin dağıldı birer birer

Bu dünya müminlere şüphesiz dar gibidir

Her geçen gün büyüyor sana olan hasretim

Sensizlik gönüllerde hep âh-u zâr gibidir

İnanç vadilerinde çağlayanlar kurumuş

Kalpte iman güneşi bir yok bir var gibidir

Hüznün zincirlerini dolarlar boynumuza

Sensizlik içimizde her dem zarar gibidir

İhanet kurşunuyla yolumuzu kesenler

İdam fermanımıza düşen karar gibidir

Kokuşmuş çağa inat hicrette karar kılar

Düşmüş yollara gönül seni arar gibidir

Sualler sıra sıra dizilir belleğimde

Cevap beklediklerim soru sorar gibidir

Kalplerin yangınında buluta döner sular

Dünyadan göçüşümüz sanki firar gibidir

İdrakin kapısına vurulan kelepçeler

Zekeriya?yı biçen paslı hızar gibidir

Bize hayat bahşeden gül yüzlü duaların

Kararan kalbimize düşen nazar gibidir

Işığına sığındık bir pervane misali

Ameller sermayemiz, dünya pazar gibidir

Gül bahçesi tarûmar, zaman uyku sersemi

Bu gaflet uykusuna Resul kızar gibidir

Unutsa da adını zamanın bedbahtları

Tarih seni göklere şanla yazar gibidir

Bir oyun oynanıyor mukaddesatımızla

Bu oyunu basiret her dem bozar gibidir

Göklerin yangınında kül oldu saraylarım

Düşürdü gülü yere gönül sakar gibidir

Yolların ayrımında kıyama durur sükût

Asık suratlı çağda tuz da kokar gibidir

Zifiri karanlıklar sabahları müjdeler

Nübüvvet çeşmesinden nurun akar gibidir

Dön ki bahar erişsin yürek coğrafyamıza

Gönlümüzdeki yangın suyu yakar gibidir

Gönül bahçelerinde zakkumlar yetiştirir

Din bezirgânlarında inanç çıkar gibidir

Seccademden alnıma değer gülün busesi

Ruhum vuslatı diler tenden bıkar gibidir

Öz yurtlarında garip, parya olmuş ümmetin

Bu ahval canımıza kurşun sıkar gibidir

Tevhidin haremine destursuzca girenler

Sözleri ağzımıza bir bir tıkar gibidir

Niyaz penceresinden gülümser en sevgili

Makam-ı Mahmud?undan bize bakar gibidir

Doğmuyor üstümüze sensiz sabah güneşi

Ümmetin bu zilleti sanki ihtar gibidir

Gel artık ey sevgili!... Gönlümüz serap oldu

Varlığınla yokluğun leyl-ü nehar gibidir?

22 Ocak 2010 20:35

sırrınihan
Şef

erdem BEYAZID..

Bulmak

Bir an kayboldun gibi! yaşadım kıyameti

Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti

Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma

Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma

Çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından

Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından

Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde

Yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde

Bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş

Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş

Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine

Kapılıp gidiyorum saçının sellerine

Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar

Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar

Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın

Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın

Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi

Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi

Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım

Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım

Bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden

İşte yeni bir dünya peygamber sözlerinden

Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm

Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm

(Güzlek, 1971)

Erdem Beyazit

22 Ocak 2010 20:37

sırrınihan
Şef

şiirdir dağıtır..

Ulu -orta

I

düşen bir yaprağa bağladım hayatımı

olsun artık diyorum ne olacaksa

paralı bir asker miyim neyim

ekleyip duruyorum sabahları akşamlara

ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor

gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta

aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim

nasıl bir dostluk ki bu, hem kadim

hem de mayhoş elma tadında.

sorma,

elim kırılsın bir daha

dokunursam güneşe.

II

kendimi de koysam ayağımın altına

yine de yetişemiyorum ey aşk,

omzunun hizasına.

çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu

ve ayağını kaldırıyor dünya, konuşurken benimle.

budanan oğullar gibiyim sessiz ve narin

nereye konsam geri sayım başlıyor

kurcalıyor beni bir çırağın elleri

ah, unufak olsam ve desem ki

ağzın tat görmesin hayat

kandırdın beni.

sorma,

üstü açık araba

dünya dediğin.

III

kılpayı kaçırılmış bir şeyin

bıraktığı ardında

neyse oyum ben.

yaralı serçe, benim için dua et:

gök bir kayalık gibi şimdi üstümde

dr şükrü öncüoğlu?ndan üç ayda bir reçete.

sorma,

yangın sönseydi suyla

denizler her akşam böyle yanmazdı.

IV

acıyan bir şeyim ben buradan çok uzaklarda,

ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla

çünkü nasıl bir şey biliyorum itin taştan korkması

bir yastık arıyorum kuş seslerinden

mühim değil sonrası.

sorma,

siliniyor her şey, hatta uçurtma

takılıp kalıyor göğe.

V

yakar top oynayan melekler gördüm güneşle

ve büyük çiftçiler, dağları biçen

yolundaydı her şey ben bile yolundaydım

ama

kıyıya vardığımda kendimi unuttuğumu anladım

karşı kıyıda.

sorma,

kaldım altında

devirince kitabı.

VI

şiirler söyledim belki duyarsın diye

çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin

sana seslendim durdum bu küçük odadan

acımı duy, sensin pusulam benim

ki dünya

silinmiş bir harita

gibi yabancı bana.

sorma

usulca uzandığında

bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.

İbrahim Tenekeci

23 Ocak 2010 12:04

candela*
Daire Başkanı

Bir gün baksam ki gelmişsin...

Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar.

Gözlerinde bir bitmez, bir tükenmez güzellik

Saçlarında ilkbahar...

Bir gün baksam ki gelmişsin...

Gülüşünde taze serin bir rüzgar

Ellerin yine eskisi kadar güzel

Çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar...

Bir gün baksam ki gelmişsin...

Hasretin içimde sonsuzluk kadar.

Şaşırmış kalmışım birdenbire çaresiz.

Dökülmüş yüreğime gökyüzünden yıldızlar.

Bir gün baksam ki gelmişsin...

Ne yüzünde bir gölge, ne dilinde sitem var.

Tozlu pabuçlarını gözlerime sürmüşüm

Benim olmuş dünyalar...

Yavuz Bülent Bakiler

28 Ocak 2010 10:54

" HÜZÜN ÇİÇEĞİ "
Kapalı

Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?

Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.

Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?

''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?

Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...

Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?

Seni hiç tanımadığım bir sürü insanla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.

Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?

Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana... Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.

Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?

Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak... Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.

Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?

Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.

Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?

Nereden bileceksin?

Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi... Isırmazdım dilimin ucunu... Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.

Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda... Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda sarhoş olmazdım.

Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize... Ve her kulaçta haykırırdım seni..

Ama sen hiç benimle olmadın ki...

YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YADA YÜREĞİN...

Can YÜCEL

28 Ocak 2010 11:02

***salih***
Müsteşar

HÜZÜN ÇiÇEĞİ güzel paylaşım teşekkürler..

ANNNE SEVGİSİ

Sıcağın sinmiş bana,

Seni severim ana,

Sensiz bana kan veren

Sensiz bana can veren.

Küçükken yudum yudum,

Sütlerinle uyudum.

Kulağıma ninniler,

Neler söyledin neler.

Beni büyüttün ana,

Beni yürüttün ana,

Göremeyince seni

Kucaklarım gölgeni

28 Ocak 2010 13:48

" HÜZÜN ÇİÇEĞİ "
Kapalı

rica ederim, editörüm :)) beğendiğinize sevindim...

02 Şubat 2010 17:54

" HÜZÜN ÇİÇEĞİ "
Kapalı

Tek Hece (Aşk) Var mı beni içinizde tanıyan?

Yaşanmadan çözülmeyen sır benim.

Kalmasa da şöhretimi duymayan,

Kimliğimi tarif etmek zor benim...

Bülbül benim lisanımla ötüştü.

Bir gül için can evinden tutuştu.

Yüreğine Toroslar'dan çığ düştü.

Yangınımı söndürmedi kar benim...

Niceler sultandı, kraldı, şahtı.

Benimle değ...işti talihi bahtı,

Yerle bir eylerim taç ile tahtı,

Akıl almaz hünerlerim var benim...

Kamil iken cahil ettim alimi,

Vahşi iken yahşi ettim zalimi,

Yavuz iken zebun ettim Selim'i,

Her oyunu bozan gizli zor benim...

Yeryüzünde ben ürettim veremi.

Lokman Hekim bulamadı çaremi.

Aslı için kül eyledim Kerem'i.

İbrahim'in atıldığı kor benim...

Sebep bazı Leyla, bazı Şirin'di.

Hat'rım için yüce dağlar delindi.

Bilek gücüm Ferhat ile bilindi.

Kuvvet benim, kudret benim, fer benim...

İlahimle Mevlana'yı döndürdüm.

Yunus'umla öfkeleri dindirdim.

Günahımla çok ocaklar söndürdüm.

Mevla'danım, hayır benim, şer benim...

Benim için yaratıldı Muhammet!

Benim için yağdırıldı o rahmet!

Evliyanın sözündeki muhabbet,

Enbiyanın yüzündeki nur benim...

Kimsesizim hısmım da yok, hasmım da

Görünmezim cismim de yok, resmim de

Dil üzmezim, tek hece var ismimde

Barınağım gönül denen yer benim...

Cemal Safi

Toplam 369 mesaj
12345678910111213»
 
ANKET
'Barış Pınarı Harekatı'nı destekliyor musunuz?