Editörler :
29 Mart 2010 23:51   


Raskolnikov

Dostoyevsiki'nin Suç ve Ceza adlı eserinde yarattığı roman kahramanı.

Efsanevi karakter.

Edebiyat dünyasının ölümsüz ismi.

Vicdanın kalesi.

Ne çok hayranı var.

Çoğu onu kendine pek yakın görür.

Yaşadığı çağın manifestosu.

30 Mart 2010 09:41

TeknikerMak.
Memur

nasıl bir bunalım ve buhran içerisinde. romanın henüz ortalarındayım,şimdilik işleidği cinayetlerin vicdan azabı ve hastalıktan kurtulma aşamasında, tabi vicdan azabından kurtulabilirse...

30 Mart 2010 19:00

Türkçeci0505
Başbakan Müsteşarı

Herkesin içinde bir Raskolnikov...

30 Mart 2010 22:13

neyzen06_
Daire Başkanı

Doğru söze ne hacet?

Arkadaşın da dediği gibi; herkesin içinde bir Raskolnikov yer etmiştir...

31 Mart 2010 00:06

Ş@h-in
Müsteşar

Rodion Romanoviç Raskolnikov...

En masum katil...

Annesinin Rodya'sı...

31 Mart 2010 01:54

mustafa0301
Aday Memur

suç ve cezada ne anlatıyor şuanda yazamıyorum o kitap gerçekten okunmalı. insanlarmı, hayatın iyi ve kötü yanlarımı bir anlık kararlar mı, insan ruhundaki içsel çekişmeler mi,melek zannedilen bir insanın aslında neler yapabileceğimi vs .vs. karamazof kardeşleri de öneririm.

31 Mart 2010 10:42

***Ay Işığı***
Yasaklı

Bende Rakolnikov'un Sonyasıydım bir zamanlar:))

Merak ediyorum kitabı okuyupta kendine kahraman yapmayan var mı?

Burdan ne sonuçlar çıkar ne sonuçlar....

31 Mart 2010 20:41

Türkçeci0505
Başbakan Müsteşarı

Polisiye bir roman olarak tasarlanmış Suç Ve Ceza'da psikolojik yön ağır basıyor. Dostoyevski gibi Raskolnikov'da da çalkantılı bir ruh hâli mevcut.

Bir karakter bu kadar mı güzel anlatılır!..

Ayrıca dönemin Rusya'sı fevkalade yansıtılmış.

31 Mart 2010 21:39

öslem
Müsteşar Yardımcısı

bencede arada bir tekrar elden geçmesi gereken bir kitaptır bu.

01 Nisan 2010 19:46

k.serencam
Aday Memur

Rasko, dünyanın en sevilen katili belkide.

Vicdan muhasebesi, iç hesaplaşma ve sorgu.

01 Nisan 2010 20:29

k.serencam
Aday Memur

Raslkolnikov'a bir de Nazan Bekiroğlu'nun penceresinden bakalım.

Dünya edebiyatının en tanıdık kahramanlarından biri olan Raskolnikov sadece edebiyatın değil, psikolojinin ve kriminolojinin de sınırları içinde hatırı sayılır bir şöhretin sahibidir.

Daha ilk romanlarından itibaren evrendeki sonsuz uyumun farkında olan Dostoyevski o uyumu tehdit eden güçlerin de farkındadır doğal olarak: Suç. Ama neye ve kime göre? Üstün yaradılışlı bireyin, gerekçelerini ürettiği anda suç işlemeye hakkının olup olmadığını Raskolnikov kimliğinde sınayan Suç ve Ceza aslında üstün bireyin var olup olmadığına dair bir sorgulama da geliştirmektedir.

1860'ların Petersburg'unda bir hukuk öğrencisi olan Raskolnikov Avrupa kaynaklı birtakım fikirlerin etkisi altında kalarak kendi teorisini geliştirmiş, insanları sürü ve üstün olanlar diye ikiye ayırmış ve üstün olanların sürüyü bağlayan bağlarla bağlanamayacağını, onları kısıtlayan kanunlarla kanunlanamayacağını "anlamıştır". Çünkü üstün olanlar için ahlak da o kadar üstündür ki artık yoktur bile. Şimdi geriye Raskolnikov'un, anladığı şeyi kendi kimliğinde sınaması kalmıştır. Hiç kimseye faydası olmadığı gibi zararı da dokunan tefeci kadını öldürecek, böylece kendisinin de o üstün insanlardan biri olup olmadığını anlayacaktır. Bunu anlamak için kastedilen bir candır eninde sonunda ama yaşlı kadın öldürülmesi gereken ilke olarak vardır. Böylece Raskolnikov kaza ile değil, cinnet ile değil; bilerek, isteyerek ve suçunu defalarca tekrarlayarak bir adam öldürür, kendisinde öldürme hakkını görür.

Bütün bunlar olurken, "sanki paltosunun eteği bir makinenin dişli çarkına kapılmış gibi" sürüklenen Raskolnikov'un başka türlüsü elinden gelmez. Ama suç işlendikten sonra aniden paltonun eteği dişlilerin arasından kurtulur ve o kendi kendisiyle baş başa kalır. Kağıt üzerinde adamakıllı sağlam savunduklarını yaşamaya sıra gelince bunu başaramaz. Teoride, akıl cephesinde o kadar iyi duran şeyin, sıra eyleme geldiğinde, hiç de Raskolnikov'un sandığı kadar kolay olmadığı anlaşılır. Hayat teoriye, his akla galip gelir. Çünkü o zaman vicdanın sesi başlar.

Mahkemeyi kendi ruhunda kurmuştur Raskolnikov. Kendisini bir yandan yargılar bir yandan savunur. Ama delillerini ne kadar kuvvetle sıralasa da yaptığını savunan yanının pes etmesi gecikmez. Çünkü hiçbir gerekçenin cinayeti meşrulaştırmadığı ve caniyi aklamadığı, vicdanın yasalarında yazılıdır. O vicdan ki çoğu kez yazılı olan yasaların çok üzerinde seyreden bir şeydir ve üst insan-alt insan gibi ayrımlara itibar etmez. Çünkü ahlak kuralları ve kanunlar değişkendir. Ancak zaman, mekan ve toplumlar üstünde seyreden kanunlar tartışmasızdır ve sabittir. Onlar da ancak insanın fıtratında yazılıdır ve sesini en çok vicdanda duyurur. Öyleyse vicdan onu kaybetmeye en fazla hakkımız olduğu anda koruyabildiğimiz şeydir. Özelliği, tam da kaybolmaya açık olduğu yerde saklanabilmesidir.

Dostoyevski'nin hacimli romanları arasında bulunan Suç ve Ceza'da cinayetini ilk 80 sayfada işleyen Raskolnikov geri kalan 320 sayfada bunun azabını çekerken boğmaya çalıştığı bilinçsiz acısından bir şey daha anlarız ki vicdan insanın doğasında mevcut, yaradılıştan gelen bir şeydir. Sonradan kazanılmaz ama sonradan kaybedilebilir. Lakin eğer kaybediliyorsa yeniden kazanılabilir demektir. Ve tam da kaybolduğu yerde bulunabilir. Hem de aniden. Zamana gerek yoktur bunun için. Çünkü vicdan öğrenilebilir değil hatırlanabilir bir gerçektir. Öğrenmek zaman alır hatırlamak ise an meselesidir.

Böylece Suç ve Ceza Raskolnikov'un üstün insan olmadığını anlaması bir yana, aslında üstün insan diye bir kavram olmadığına da işaret ederken mutlak eşitlik ilkesinin en fazla da ahlaki eşitlik olarak algılanması gerektiğini uyarır. Raskolnikov'un, olduğunu zannettiği kişi olmadığını var saymak üstün insan kavramının varlığını kabul etmek anlamına gelir. Oysa görece teorilerin bireyselleştirilmiş suç anlayışını yücelten bu tür bir yaklaşım mutlak adaletin eşitlik ilkesini ihlal demektir ve en fazla da ahlakın kendisiyle çelişir.

Nazan Bekiroğlu

01 Nisan 2010 20:34

k.serencam
Aday Memur

Ve Cemil Meriç Dostoyevski'ye Dosto diye hitap eder. Sanki "dostum" dercesine...

Suç ve Ceza, baştan sonuna kadar okuduğum, büyük bir kısmını çevirdiğim, daha doğrusu çevirdiğimi sandığım ilk yabancı kitap. Bu bir keşifti. Kristof Kolomb?un önüne Amerika?yı çıkaran kader, benim karşıma da Dosto?yu çıkarmıştı, Dosto?yu yani sonsuzu. Bu girdaplar ve zirveler dünyasında, tek başıma dolaşacak yaşta değildim. Kıyıdan seyrettim ummanı. Aylarca Raskolnikof?u yaşadım. Sonya?yı sayıkladım aylarca. Kaç gece tefeci kadınla karşı karşıya geldik. Bakışları, bir hayvanınkiler gibi manasız ve soğuktu. Bir ölüyü öldürmüştü Raskolnikov, bir abesi yok etmişti. Kitapta havsalamın almadığı tek taraf, kahramanların, daha doğrusu kahramanın Hıristiyanca nedameti olmuştu. Anlayamazdım Dosto?yu. İnsanın kendi kendisi ile kavgasını anlayamıyordum. Dünyada iyiler ve kötüler vardı. Raskolnikov, gençti ve acı çekiyordu. Niçin yaşadığı belli olmayan bir tecritti tefeci kadın. Elbette izale edilecekti, hayatın kanunuydu bu.

Cemil Meriç

03 Nisan 2010 03:41

.fransız erkeği
Yasaklı

ruh hastası

23 Temmuz 2011 23:47

Türkçeci0505
Başbakan Müsteşarı

Bir de Kafka'nın Gregor Samsa'sı var. Bence o da çok etkileyici ve sıradışı bir karakter.

23 Temmuz 2011 23:55

Ş@h-in
Müsteşar

Gregor Samsa, Rodya'dan çok farklı bence. Kafka alegorik bir anlatımla yaygınca oluşmuş bir tarzı Gregor Samsa ile somutlaştırmış. Yani Gregor Samsa kendisi gibi binlercesini temsil ediyor aslında. Ama Rodya birçok yönüyle herkesten farklıdır, tektir. Bir tarzın sembolü değildir.

23 Temmuz 2011 23:56

Lancel,Ben ve Mayıs
Yasaklı

Öncelikle bizim dönemdeki üniversite gençliğinin esprisi olan şu espriyi söylemek isterim :

heyyy raskoli, naber kanka, öldürdün mü üst kat komşunu.

* * *

raskolnikova gelince..

ona bakınca aliyi,veliyi,hüseyini,kazımı daha doğrusu herkesi görüyorum

bizim yaptığımızdan farklı bir şey yapmıyor ki. her sayfada başka bir duygu halini yansıtmış, dikkat ettiyseniz.

24 Temmuz 2011 00:14

Türkçeci0505
Başbakan Müsteşarı

Okuru etkileme gücü üzerinden benzerlik kurmuştum.

28 Temmuz 2011 11:24

__pRiSoN bReAk__
Genel Müdür

Nihat GENÇ tarafından leman dergisinde yazılan bir yazı vardı "Yaşlı Kadını Öldürmek" diye. Şu an yazıyı bulup buraya alabilecek durumda değilim. bulabilen bir arkadaş koyabilirse Suç ve Ceza'ya biraz daha farklı bir yaklaşımı da okumuş oluruz.

Yazar, hepimizin hayatta ilerleyebilmek ve yükselebilmek için Raskolnikov gibi yaşlı kadınları öldürmek zorunda kaldığımızdan bahisle özellikle yükselmek için mutlaka öldürdüğümüz yaşlı kadınların üzerine basmamız gerektiğini anlatıyor...

28 Temmuz 2011 20:27

RaReLY.
Kapalı

Gerçek kahraman...

14 Mayıs 2012 21:49

J.Raul Capablanca
Genel Müdür

En etkilendiğiniz roman karakteri kim sorusuna en çok bu oyu alan bu karakteri gördüm.İnsanı bu kadar derinden etkileyen bir roman kararakteri daha görmedim hayatımda.Dostoyevski bir katilin hislerini nasıl bu kadar iyi biliyor bu ayrı bir tartışma konusu olmakla birlikte bir insanı öldürünce neler hissedeceğini merak edenlerin bunu yapmasına gerek kalmadan bu kitabı okuyarak da bu duyguları anlayabileceği bir eser yaratmış.

18 Mayıs 2012 20:53

gulsum85
Aday Memur

Okurken kendimi katil gibi hissetmiştim...

Toplam 27 mesaj
 
ANKET
3 HDP'li belediyeye kayyum atandı. Bu kararı;