Sohbahar ve Yağmur
Sonbahar, sadece bir mevsim değil; dünyanın yorgun bir nefes alışı. Ve şimdi, o nefes, pencere camlarına düşen yağmur damlalarının uğultusuyla duyuluyor. Bu gri, ıslak perdenin ardında, kulaklıklarımdan sızan ses ise nehirlerin, trenlerin ve kaybedilmiş aşkların sesi: Attila İlhan?dan "Kaptan." şiirini aklıma getiriyor.
Yağmur, Kaptan?ın Paris sokaklarında, Café de l'Écluse ?ün loş ışıklarında bir grog yudumlarken hissettiği yalnızlığı yansıtıyor. Her damla, onun "büyük bir hayal kuran" gönlünün, "kur?an?daki bütün belâlara" razı oluşunun yankısı.
"Ellerim yağmura açılmış sakallarım ıslak," dizesi,bana bütün bir mevsimin resmini gösteriyor . O ıslaklık, sadece fiziksel bir durum değil; ruhun, aşkın ve hayal kırıklığının getirdiği o büyük kederin dışavurumu. "Sahici bir kaptanmışım gibi tükürüyor" derken, aslında tüm dünyanın alaycı bakışına bir meydan okuma fırlatıyor.
Yağmurun sesi, camlara dayanan alnımın hüznüyle birleşiyor. "Kaptan," bir yere ait olamamanın, Montmartre metrosunda bile sevdiğini gözden kaybetmenin, bu an, bir meditasyon gibi. Dışarıdaki dünya yavaşlamış, sanki bütün kent o tok sesime kulak vermiş. Ve ben, o "eflatun gözlerini bir grog kadehinde unutan" Kaptan?ın gemisine sığınmış, sonbaharın ıslak melankolisinde derinlere doğru yol alıyorum. Çünkü bu yağmur, bütün kaybedilmişleri fısıldıyor yeryüzüne..
Sohbahar ve Yağmur
Sonbahar, sadece bir mevsim değil; dünyanın yorgun bir nefes alışı. Ve şimdi, o nefes, pencere camlarına düşen yağmur damlalarının uğultusuyla duyuluyor. Bu gri, ıslak perdenin ardında, kulaklıklarımdan sızan ses ise nehirlerin, trenlerin ve kaybedilmiş aşkların sesi: Attila İlhan?dan "Kaptan." şiirini aklıma getiriyor.
Yağmur, Kaptan?ın Paris sokaklarında, Café de l'Écluse ?ün loş ışıklarında bir grog yudumlarken hissettiği yalnızlığı yansıtıyor. Her damla, onun "büyük bir hayal kuran" gönlünün, "kur?an?daki bütün belâlara" razı oluşunun yankısı.
"Ellerim yağmura açılmış sakallarım ıslak," dizesi,bana bütün bir mevsimin resmini gösteriyor . O ıslaklık, sadece fiziksel bir durum değil; ruhun, aşkın ve hayal kırıklığının getirdiği o büyük kederin dışavurumu. "Sahici bir kaptanmışım gibi tükürüyor" derken, aslında tüm dünyanın alaycı bakışına bir meydan okuma fırlatıyor.
Yağmurun sesi, camlara dayanan alnımın hüznüyle birleşiyor. "Kaptan," bir yere ait olamamanın, Montmartre metrosunda bile sevdiğini gözden kaybetmenin, bu an, bir meditasyon gibi. Dışarıdaki dünya yavaşlamış, sanki bütün kent o tok sesime kulak vermiş. Ve ben, o "eflatun gözlerini bir grog kadehinde unutan" Kaptan?ın gemisine sığınmış, sonbaharın ıslak melankolisinde derinlere doğru yol alıyorum. Çünkü bu yağmur, bütün kaybedilmişleri fısıldıyor yeryüzüne..